

Tazedirekt’le her an çay vakti
Ne yalan söyleyelim; bahar kırgınlıklarına, inceden hissettiren kış soğuğuna, hayat koşturmacası esnasında bir yay gibi gerilen sinirlere, kısacası ruha ve bedene bazen güzel demli bir bitki çayından daha iyi hiçbir şey gelmiyor. Alice…
Daha fazlasını öğren →
Dükkânı açarken aklımızda insanların birbirine hediye almak isteyeceği, arkadaşına fotoğrafını yollarken suratında tebessüme neden olacak ürünler yapmak vardı. Bu tişört serisini oluştururken birliktelikten doğan, yemek konusunda tercihleriyle bir araya gelmeyi anlatan ve biraz da güldüren tişörtlerin apéro’ya en uyacak giyim dünyası olduğunu düşündüm. Üç kreasyonumuz var:
- Meyhanede oynamalık kapı gıcırtısı arayanlar, fasıla gidince klarnetin ucunda kulak zarı titretenler, kravatı kafaya dolamış, omuzları sırt sırta vermiş keyifçiler ekibi: Fasıl Gang.

Fasıl Gang
- Mevsimsel beslenmeyi sevenler, mahalle esnafını desteklemek isteyenler, marketçi değil mavi örtülü manavdan alışverişe gidenlerin kulübü: Club Manav. Çünkü mevsimcilik kazanacak.

Club Manav
- Mahalle tekelini tanıyanlar, saat yasaklarından sonra hatırı olanlar, sefaların cabasını siyah poşette bulanların güruhu: Tekel Collective. Ne demek "kötülüklerin anası"?

Tekel Collective
Maksadımız biraz eğlenmek — eğlenmeyince ne anlamı var? Umarım bu size de yansır. Tişörtlerin detayları için bu butondan sizi dükkâna alalım:
Bu fikirleri hayata geçirmekte desteği olan çok insan var — öncelikle bizim ekipten Elif, Osman ve Elif. Daha sonra dükkânda bizimle çalışan tasarımcılar, şefler, yemek dünyası insanları ve üreticiler. Tişörtlerden laf açılmışken sırtımızda taşıdığımız renklerin ve kumaşların kimlerin elinden geçtiğini de tanıyalım.
Club Manav ve Tekel Collective tasarımları Yeraz Gökbaş’tan. Yeraz renkli, genç ve dinamik görsel dünyalar yaratma fırsatı verilince insanın nefesini kesen işler ortaya çıkaran biri. Minimallik de aşırılık da lügatında var, ilhamı zıtlıklarda. Köpek annesi, meyve-sever bu bireyin işlerine buradan bakabilirsiniz.
Fasıl Gang tasarımı Ece Tugay’dan. Ece, Aposto!’nun çizer kadrosunda her yeni tasarımıyla tarz genişliğini ve insanın içine tatlı okçuklar fırlatan renk dünyasını kullanmayı fevkalade başaran biri. Aynı zamanda apéro şişe bireyinin yaratıcısı. Ece, bir akşam barda tanışılan kişinin suratınıza sim sürmesi gibi, renk ve sürprizlerle dolu icraatlerin insanı.
Tişörtlerin üretimi için de Lifeistco'yla çalıştık. Hem kumaş kalitesi hem baskı kalitesi umduğumuzdan da iyi oldu. Eline alanın kaşları kalkıyor, bir hayret ediyor — Lifeistco, bizden biri. Kurucuları boş zamanlarında sörf yapmadığında tekstil üzerine ürün geliştirme ve tasarım çalışmaları yapıyor. 8 yıldır bizim kadar kalender meşrep olmasa da epey marka, şirket ve organizasyona desteklerini vermiş. Bizim gözümüzden kaçan detayları yakalamalarıyla meşhur bir fikir dünyası partneri.
Bizim ekipte Fasıl Gang’e dâhil göbek atma ustaları da var; Tekel Collective üyesi evde torbalığı siyah poşet dolmuş olanlar da mevcut; manavıyla hoşbeş etmeyi ihmal etmeyip meyvenin sebzenin hasından anlayan Club Manav’cılar da eksik değil. Eminim sizin hayatınızda da bu ailelerden birine ait tanıdıklarınız vardır — belki de o zaten sizsiniz.
Geri bildirimleriniz için [email protected]’a yazabilirsiniz — dinlemek, öğrenmek ve ileride işlerimizi geliştirmek için bekliyoruz olacağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD'de restoran sektörü çalışan krizi; zeytinyağı ayına giriş; apéro dükkân'da tişört mevsimi.
03 Kas 2021

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.





