Dünyada fintechler ESG'ye ne kadar entegreler?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ESG, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (Environmental, Social, and Governance) kelimelerinin İngilizce baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. ESG, bir şirketin veya yatırımın, sadece finansal performansını değil, aynı zamanda çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki etkilerini de değerlendiren bir kavramdır. ESG kriterleri, sürdürülebilir ve sorumlu yatırımların temelini oluşturur. Her bir boyut aşağıdaki gibi tanımlanabilir:
Çevresel (Environmental)
Çevreye Etki: Bir şirketin doğal kaynakları nasıl kullandığını, karbon ayak izini, enerji tüketimini, atık yönetimini ve çevreye verdiği diğer etkileri içerir.
İklim Değişikliği: Şirketin iklim değişikliğine karşı aldığı önlemler ve sürdürülebilirlik stratejileri bu kapsamda değerlendirilir.
Sosyal (Social)
Çalışan Hakları: Çalışanların hakları, iş güvenliği, çalışma koşulları, iş-yaşam dengesi gibi konular bu kriter altında incelenir.
Toplumsal Sorumluluk: Şirketin toplum üzerindeki etkisi, toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve katılım, insan haklarına saygı ve yerel topluluklara katkıları gibi unsurlar bu kategoride değerlendirilir.
Yönetişim (Governance)
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik: Şirketin yönetim yapısı, yönetim kurulu etkinliği, iç kontrol mekanizmaları, etik iş yapma kuralları ve yolsuzlukla mücadele politikaları bu kriter altında incelenir.
Hissedar Hakları: Hissedarların haklarına saygı, şirketin şeffaf raporlaması ve paydaşlara karşı hesap verebilirlik gibi konular yönetişim kriterlerinin bir parçasıdır.
ESG kriterleri, yatırımcılar ve şirketler için giderek daha önemli hâle gelmektedir. Yatırımcılar, ESG kriterlerine uyum sağlayan şirketleri tercih ederek, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve toplumsal sorumluluk açısından daha güçlü olan firmalara yatırım yapmayı amaçlamaktadır. ESG kriterleri aynı zamanda şirketlerin itibarını artırabilir ve riskleri azaltabilir.
Kriterlerin hesaplanmasında da çevresel, sosyal ve yönetişimsel faktörler kullanılmaktadır.
Çevresel Faktörler
- Karbon Ayak İzi: Şirketin sera gazı emisyonları, enerji kullanımı, yenilenebilir enerjiye olan yatırımları ve genel olarak çevresel etkisi değerlendirilir.
- Atık Yönetimi: Şirketin atık azaltma ve geri dönüşüm politikaları analiz edilir.
- Doğal Kaynak Kullanımı: Su, toprak ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkiler değerlendirilir.
Sosyal Faktörler
- Çalışan Hakları: Çalışma koşulları, işçi hakları, sendikal faaliyetler ve işçi güvenliği gibi konular incelenir.
- Toplumsal Etki: Şirketin toplumsal sorumluluk projeleri, yerel topluluklara katkıları ve müşterilere yönelik sorumlu uygulamaları değerlendirilir.
- Çeşitlilik ve Kapsayıcılık: Cinsiyet eşitliği, çeşitlilik politikaları ve kapsayıcı iş kültürü incelenir.
Yönetişimsel Faktörler
- Yönetim Kurulu Yapısı: Yönetim kurulunun bağımsızlığı, çeşitliliği ve etkinliği analiz edilir.
- Etik İş Uygulamaları: Yolsuzlukla mücadele politikaları, şeffaflık ve etik kurallara uyum değerlendirilir.
- Hissedar Hakları: Hissedarların haklarının korunması ve şeffaf raporlamalar gibi konular ele alınır.
Skor Hesaplama Süreci
- Veri Toplama: Derecelendirme kuruluşları, kamuya açık raporlar, şirket açıklamaları, medya kaynakları ve özel veri tabanlarından bilgileri toplar.
- Ağırlıklandırma: Her bir faktör, sektöre özgü riskler ve öncelikler göz önünde bulundurularak belirli bir ağırlıkla hesaplamaya dahil edilir. Örneğin, enerji sektöründe çevresel faktörler daha fazla ağırlık taşıyabilir.
- Skor Atama: Toplanan veriler ve faktörlerin ağırlıkları doğrultusunda, şirketlere 0 ile 100 arasında değişen skorlar atanır. Bu skorlar, şirketlerin ESG risklerine ne kadar maruz kaldığını ve bu riskleri nasıl yönettiklerini gösterir.
- Kıyaslama: Skorlar, aynı sektördeki diğer şirketlerle kıyaslanarak nihai ESG derecelendirmesi oluşturulur.
Fintech sektöründe, son yıllarda hızlı bir büyüme gösterirken, ESG kriterlerine uyum da giderek daha önemli hale gelmiştir. Bu uyum, sektörün olgunluğuna, bölgesel düzenlemelere ve yatırımcı taleplerine bağlı olarak farklılık göstermektedir.
Kuzey Amerika'da, özellikle ABD'deki fintech şirketleri, ESG entegrasyonunda öncüdür. Büyük fintech firmaları, çevresel sürdürülebilirlik, sosyal sorumluluk ve yönetişim standartlarına uyum sağlamak için kapsamlı stratejiler geliştirmiştir. Stripe ve PayPal gibi lider şirketler, çevresel etkileri azaltma, çeşitlilik ve kapsayıcılık politikaları ve şeffaf yönetim uygulamaları gibi alanlarda ciddi adımlar atmaktadır. Bu şirketler, hem yatırımcılar hem de düzenleyici otoriteler tarafından ESG kriterlerine uyum konusunda teşvik edilmektedir.
Avrupa Birliği ise, ESG entegrasyonu konusunda dünya genelinde en ileri seviyededir. AB'nin sıkı düzenlemeleri, fintech şirketlerini yüksek sürdürülebilirlik standartlarına uyum sağlamaya zorlamaktadır. Özellikle çevresel sürdürülebilirlik ve yeşil finansman konularında büyük ilerleme kaydedilmektedir. Revolut ve TransferWise gibi fintech firmaları, ESG raporlaması yaparak şeffaflık ve sorumluluk alanında öncü rol oynamaktadır.
Asya-Pasifik bölgesinde, fintech sektörünün ESG entegrasyonu gelişmekte olup, özellikle Çin, Japonya ve Singapur gibi gelişmiş pazarlarda bu uyum hızla artmaktadır. Ancak bölgesel farklılıklar mevcuttur ve gelişmekte olan pazarlar bu konuda daha geride kalmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde ise ESG entegrasyonu genellikle sınırlıdır. Fintech firmaları, büyüme aşamasında olduklarından, ESG kriterlerine uyum henüz öncelikli bir konu değildir. Ancak uluslararası yatırımcıların ve düzenleyicilerin artan talepleri, bu bölgelerde ESG stratejilerinin gelişmesine zemin hazırlamaktadır.
Türkiye tarafına bakılacak olursa ESG kriterlerine uyum sağlama yolunda örnek teşkil eden firmalar vardır. Ancak, genel olarak Türkiye'de fintech sektöründe ESG entegrasyonu henüz geniş bir yaygınlığa ulaşmamıştır. Global trendler ve yatırımcıların artan talepleri doğrultusunda, önümüzdeki yıllarda Türkiye'deki fintech firmalarının da ESG kriterlerine daha fazla önem vermesi ve bu alanda entegrasyonu artırması beklenmektedir.

Özetlersek, dünya genelinde ESG skorları, hem yasal düzenlemeler hem de toplumsal bilinç seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde daha iyi durumda iken, Türkiye'de bu alanlardaki farkındalık ve uygulamalar henüz gelişim aşamasındadır. Türkiye'deki şirketlerin dünya standartlarına ulaşabilmesi için sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk konularına daha fazla odaklanması gerekmektedir. Ancak, Türkiye’nin artan ESG farkındalığı ve uluslararası pazarlara entegrasyonu ile bu konuda olumlu gelişmeler beklenmektedir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün hem yurt içi hem de yurt dışında sakin, ancak etkili bir haber akışı vardı diyebiliriz. Yurt içinde merkezi yönetim bütçe dengesi, yurt dışında ise ABD perakende satış verileri ön plandaydı.
16 Ağu 2024

YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026




