Emtia fiyatlarındaki artış ve etkileri


Şirketlere online filo kiralama kolaylığı: tiklakirala.com Nedir? LeasePlan Türkiye tarafından 2012 yılında Türkiye’nin ilk online filo ve şirket aracı kiralama sitesi olarak kurulan tiklakirala.com ; KOBİ ve şahıs şirketleri başta olmak üzere her ölçekten şirkete avantajlı kampanyalar ve diledikleri km ve süre seçenekleriyle online kiralama hizmeti sunuyor. LeasePlan güvencesiyle 7-24 kesintisiz en avantajlı kiralama tekliflerini görüntüleme ve tek tıkla kiralama işlemini gerçekleştirme imkânı sunan Tıkla Kirala’da her ihtiyaca ve bütçeye uygun araç bulunuyor. LeasePlan: 29 ülkede yönettiği 1.8 milyon aracıyla dünyanın önde gelen hizmet olarak araç ve kiralama şirketlerinden biri olan LeasePlan; iş ortakları için araçların satın alınması, bakım onarımı, hasar yönetimi gibi işlemlerinden araçların satışına kadar her şeyle ilgilenerek araçların tüm yaşam döngüsünü yönetiyor. Neler var? Şirket aracı kiralama deneyiminin en rahat, hızlı ve ekonomik şekilde gerçekleşmesini amaçlayan tiklakirala.com ürün ve hizmetleri arasında; Farklı şirket ihtiyaç ve bütçelerine uygun sayısız seçenekle uzun dönemli kiralama deneyimi sunan SüperTeklif’ler En uygun fiyat garantisi ve zor günlerde erken iade imkânıyla stressiz kiralama hizmeti sunan NoStressPlan LeasePlan’in hizmet kalitesini ve operasyonel kiralamanın rahatlığını uzun süreli taahhütlere girmeden aylık kiralama olarak deneyimleme fırsatıyla EsnekPlan Ekonomik ve avantajlı tekliflerle ikinci el kiralama çözümleri Operasyonel yüklerin altına girmeden hafif ticari araç kiralama fırsatları yer alıyor. Avantajları neler? Her geçen gün kullanıcı deneyimini ön plana koyan güncellemeleriyle tüm şirketlere sorunsuz kiralama deneyimi sunan tiklakirala.com'un özellikle operasyonel kiralama işlemini neredeyse saniyelere indiren uçtan uca online, hızlı ve dinamik yapısı; şirket ihtiyacına göre 0 km ya da ikinci el, binek ya da hafif ticari, uzun ya da kısa dönemli kiralama seçenekleriyle şirketleri araç sahibi olmanın tüm risk ve operasyonlarından kurtarıyor. Böylece tüm sermaye ve iş gücünü ana iş koluna ayırabilen işletmeler operasyonel kiralamanın ve kesintisiz mobilitenin keyfini çıkarıyor. LeasePlan güvencesiyle tiklakirala.com ayrıcalıklarına ulaşmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Piyasalar, artan emtia fiyatlarına karşı önlem alma arayışında. Rusya-Ukrayna Savaşı ile kırılganlıklar daha da artarken üretimde dışa bağımlı ülkeler için artan fiyatlar kadar belirli ürünlerde yaşanacak yokluk endişesi de kendini gösteriyor. Tüm yaşananlar iki temel alanda sıkıntılar yaşanacağının habercisi olarak yorumlanıyor: Düşük küresel ekonomik büyüme ve tüketiciler üzerindeki olumsuz etkileriyle yüksek enflasyon.
Peki, fiyatlardaki son görünüm ne? Yaptırımlar hangi ülkeleri daha çok etkileyecek? Önlemler ve beklentiler hangi yönde?
Genel görünüm
Küresel makroekonomik şoklar, emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın temel belirleyicileri olarak gösteriliyor. 2020-2021 döneminde emtia fiyatlarındaki artış, olağandışı yaygın arz darboğazlarıyla talebin güçlü bir şekilde canlanmasıyla açıklanıyordu. Rusya-Ukrayna Savaşı ile enerji, tarım ve endüstride emtia fiyatları her geçen gün rekor tazeliyor. Doğal gaz, petrol, alüminyum ve buğday ihracatında ileri gelen Rusya’nın küresel emtia zincirinin dışında bırakılması yönünde atılan her adım, fiyatlandırmanın seyrini yukarı yönlü etkiliyor. Hafta ortası itibarıyla görünüm tablodaki gibi...
Yaptırımlar hangi ülkeleri daha çok etkiler?
Emtia fiyatlarındaki artış, güncel tartışmalarda Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların etkileri çerçevesinde ele alınıyor. Bu kapsamda odak, petrol üretimi/fiyatları üzerine. Rusya, ABD ve Suudi Arabistan’ın ardından dünyanın en büyük üçüncü petrol üreticisi. Fakat Rusya ekonomisinin doğal gaz ve petrole bağımlı yapısı da bir diğer taraftan mevcut şartlar altındaki en büyük kırılgan yönünü oluşturuyor. Son yaptırım kararları da doğrudan bu alanı hedef alıyor.
Yaptırımlar: ABD, Rusya’dan doğal gaz, petrol ve kömür ithalatını yasakladı. Avrupa Birliği (AB), Rusya’dan doğal gaz ithalatını üçte iki oranında azaltırken; Birleşik Krallık’ın ise bu yılın sonuna kadar Rusya’dan doğal gaz ithalatına aşamalı olarak son vereceği belirtiliyor.
Enerji bağımlılığı: ABD’nin enerji ithalatında Rusya’nın payı yalnızca %8. Bunun %3’lük kısmını da ham petrol oluşturuyor. Birleşik Krallık’ın doğal gaz ithalatının ise yalnızca %5’i Rusya kaynaklı. Fakat bu rakam, AB için %40 seviyelerine çıkıyor. Rusya, ürettiği günlük 5 milyon varil ham petrolün yarısından fazlasını Avrupa’ya satıyor. 2020 verilerine göre, Almanya’nın doğal gaz ithalatının %42,6’sı, İtalya’nın ise % 29,2’si Rusya’dan gerçekleştiriliyor.
Alternatif rotalar, iş birlikleri
Enerji konusunda Rusya’ya bağımlılığı nedeniyle Avrupa, yaptırım kararları karşısında görece daha zayıf konumda yer alıyor. Buna karşılık alternatif enerji tedariki rotaları arayışına gidiliyor. Avrupa ülkeleri için öne çıkan alternatif rotalar Katar, Cezayir ve Nijerya. Buradaki en büyük engel, Avrupa’nın en büyük boru hatlarının Rusya’ya bağlanıyor olması. Bir diğer alternatif ise ABD’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına ağırlık verilmesi.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) çalışması, AB’nin bir yıl içinde atacağı 10 adımla Rusya’dan ithal ettiği gazı %30 oranında azaltabileceğini gösteriyor. Önerilerden bazıları şöyle:
Enerji tedariki pazarlarını çeşitlendirmek,
mevcut nükleer ve biyoenerji güç santrallerini tam kapasite çalıştırmak,
Alternatif temiz enerji kaynaklarının kullanımına yönelmek.
Fakat tartışmalarda yenilenebilir enerjiye geçişin kısa vadede etkili bir çözüm olmayacağına da yer veriliyor. Özellikle önümüzdeki kış için Almanya ve İtalya’nın acil eylem planlarında kömür bazlı enerji kaynakları kullanımına ağırlık verileceği ifade ediliyor.
Öte yandan ABD’li yetkililerin, Rusya enerji arzını ikame etmesi için hafta boyunca Venezuela ile görüşmeler yürüttüğü bildiriliyor. Benzer bir girişimin Suudi Arabistan ile de yürütüldüğü, ABD’nin bu süreçte diğer ülkelerle de iletişime geçebileceği belirtiliyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Washington Büyükelçisi Yousef el Otaiba’nın petrol üretim artışlarını desteklediklerini ve OPEC+ koalisyonunun daha yüksek üretim seviyelerini düşünmeye teşvik edeceklerini bildirmesinin ardından petrol arzının artacağına dair beklentiler daha da güçleniyor. Hafta içerisinde petrol fiyatlarındaki düşüş bu gelişmelerden kaynaklanıyordu.
Şimdi ne olacak?
Uluslararası politikada alınan kararların arz dinamiklerini yapısal biçimde dönüştürmesi bekleniyor. Buna bağlı dönüşen emtia fiyatlarındaki artış ise öncelikle enerjiden gıdaya -arz ve talepteki dalgalanmalardan kaynaklı olarak- fiyat istikrarsızlığı biçiminde kendini gösteriyor. Pandemi sonrası artan talebi karşılamakta hâlihazırda güçlük çekilirken şu an arzda görülen kısıtlar ticaret akışını dönüştürüyor ve güçlü bir enflasyonist baskı yaratıyor. Bu durum ise ülkelerin hem büyüme hem de para politikasına doğrudan etki ediyor.
ABD örneği: Yatırımcılar uzun dönemli bir enflasyon beklentisinde. Küresel değer zinciri üzerindeki baskılar gevşemediği sürece önümüzdeki bir ya da iki yıl boyunca fiyat düzeyinde artış öngörülüyor. Bu durum, Fed’in daha sıkı bir para politikası uygulayacağı beklentilerini güçlendiriyor. Gelişmelerin bedelini ise yüksek enerji ve gıda faturalarıyla karşı karşıya kalan tüketiciler ödüyor. Şirketlerin ve tüketicilerin borç maliyetinde artış öngörülmesi, sıkı para politikalarıyla değerlendirildiğinde ekonomik toparlanmanın yavaşlaması anlamına geliyor.
Tabloya daha geniş bir açıdan bakınca; küresel üretimin bu yıl %0,5, gelecek yıl ise %1 daralacağını öngörülüyor. Yani küresel GSYH'nin yaklaşık 1 trilyon dolar azalması ve küresel enflasyonun yıl içerisinde %3 artarak maliyetler üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için stagflasyon (düşük büyüme ve yüksek enflasyon) tehdidi, para ve maliye politikalarının yakın dönemdeki en önemli gündem maddesi olacak gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ekonomik ve finansal yaptırımlar, Rusya ekonomisini nasıl etkiledi? Ruble ne kadar değer kaybetti? Rusya tahvilleri temerrüde düşebilir mi? Emtia fiyatlarında son durum ne?
11 Mar 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




