

Şimdi Galaxy S20+ almanın tam zamanı.
Telefonunu yenilemeye karar verenlere ve yenilenmeye ihtiyaç duyanlara özel bir haberimiz var! Şimdi Samsung Galaxy S20+ akıllı telefon alışverişinizde, Samsung Online Mağaza’da geçerli, 500 TL değerinde hediye çeki fırsatı sizi bekliyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Bu hafta yapılan duyurulara göre Hasanpaşa’daki Gazhane açılıyor. Bunu çok önemli buluyorum çünkü endüstriyel kültür mirası, bunun gibi dikkat çeken ve zorlu bir sürecin sonucunda meydana çıkıyor. 25 yıl süreciyle Gazhane de bir istisna ol(a)madı, hatta uzunluğundan ötürü sürecin sonunu göremeyen gönüllü ve akademisyenler oldu. Fakat bu çeyrek yüzyılın sonunda Santralistanbul ve Bomonti Bira Fabrikası gibi toplumsal belleğimizde yer edebilecek, seçici geçirgen de olsa kamuya açık bir alanın katılması heyecan verici.
Gazhane ve hava gazı: Gazhane, hava gazının üretilip depolandığı yer demek. Hava gazı da karanlığa mahkum yerleşimler için endüstri devrimi sonrasında bulunan bir çözüm. İstanbul'un cadde ve sokakları, ilk olarak 1853'te inşa edilen Dolmabahçe Gazhanesi'yle aydınlatıldı ve ısıtıldı. Bu yapıyı, Kuzguncuk ve Yedikule'deki gazhaneler takip etti. 1893'te faaliyete geçen Hasanpaşa Gazhanesi ise şehrin en son yapılan tesisi. 1945'te İETT bünyesine geçene kadar Fransa menşeli bir hava gazı şirketi bünyesinde çalışarak Kadıköy'den Beykoz'a kadar şehrin sakinlerine hizmet sundu.
Neler oldu? Hava gazı yerini doğal gaza bırakınca Hasanpaşa'daki gazhane de 1993'te kapatıldı. Fakat buradaki yıkımın hemen başlaması, alanda fonksiyon değişikliğine gidildiğini düşündürdü. Yoksa kamu alanı özelleştirilecek miydi? 90'ların alışveriş merkezine sıcak bakan inşaat anlayışına teslim olacak mıydı? Bu sorular, kamu arazisinin bir market açılması için devredilmesi ihtimaline eklenince civarda oturanların tepkisini çekti, hemen akabinde gönüllü hareketler oluştu ve protestolar başladı. 1996'da ilk gönüllü toplanması gerçekleşti. Akademisyenlerin de bu toplulukta yer alması sebebiyle bilirkişilerin olduğunu söyleyebiliriz. Bu da tepkinin duyulması ve etkin bir planın yapılmasına yardımcı oldu.

Gazhane projesi
Kaynak: Kadıköy Life
Bizi neler bekliyor? 2000'lerin başında alanın bir kültür merkezi olacağı duyuruldu fakat yürürlükteki planlar birkaç defa ertelendi. 2014'te %99'unun tamamlandığı duyurulan alana kavuşmamız bile nereden baksak hepimizde iz bırakan olayları barındırıyor. Süreci takip edenler için de bir kültür merkezinden fazlasına dönüşen projenin 2020 sonunda veya pandemi sebebiyle 2021 başında tamamlanacağı açıklanmıştı. Son duyuruya göre gazhane, 300 araçlık otoparkı, kalıcı ve geçici sergi alanları, kütüphanesi ve kafesiyle tam teşekküllü bir kültür tesisi olarak hayata geçiyor. İklim müzesi olacağı belirtilen yapının hangi özelliklere sahip olacağı da şimdiden merak ediliyor.
Devamı gelecek mi? Yetkililer, Dolmabahçe Gazhanesi'nden geriye kalan gazometreyi ve Yedikule Gazhanesi'nin çevresiyle beraber değerlendirileceği planların hazır olduğunu müjdeledi. Yoksa bu mücadele, bizleri endüstriyel kültür mirasının biriyle değil de en az üç tanesiyle mi tanıştıracak?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'un içinden: İsim, şehir, kadın ve tekrar kadın, politik ekoloji konusu olarak dereler, Haydarpaşa Gazhanesi, İstanbul'u konuşan fotoğraflar
21 Mar 2021

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




