Geleceği bilme arzusunun dayanılmaz ağırlığı

Kehanetler, ütopyalar ve distopyalar
Geleceği bilme arzusunun dayanılmaz ağırlığı

2 Temmuz - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

İrlanda ruhunun kahveyle buluştuğu tatları The Irish Spirit ile keşfedin Kiminin gözünü açar açmaz aradığı enerji kaynağı, kimininse keyifli anlarının vazgeçilmez içeceği… Bahsini geçirdiğimiz lezzetin ne olduğunu kime sorarsak soralım cevabın kahve olduğu açıkça ortada fakat bugün The Irish Spirit ; Duende okuyucularına İrlanda havası estirmeyi vadediyor ve klasik kahve tadından ziyade Irish Coffee’ye , hatta kahve kokteyl uyumunun iç ferahlatacak versiyonlarına yakından bir bakış sunuyor. Irish Coffee : İrlanda’yla özdeşleşmiş içeceklerden olan Irish Coffee; İrlanda viskisi ve esmer şeker karışımının üzerinde kremayla servis edildiği bir kahve kokteyli olarak karşımıza çıkarken özellikle vanilya ve karamel notlarına sahip alkollü içki çeşitlerinin kahvenin sert aromasıyla iyi bir uyum yakaladığını kanıtlıyor. Bu uyumu yaz aylarında yakalamak içinse yine özellikle İrlanda ruhuna cold brew lezzetinin dahil edildiği kahveli kokteyller öne çıkıyor. İrlanda ruhunun cold brew ile buluşması Buzlu kahvelerle karıştırılmaması gereken cold brew ; soğuk demleme tekniğiyle tanınırken sıcak havaların da favorileri arasında. Orta sert gövde yapısı ve güçlü aromasıyla cold brew, buzla servis edilirken birçok özel tatla da harmanlanma şansına sahip. Alkollü içki ve kahvenin mükemmel eşleşmesiyle ortaya çıkan kokteyllerin lezzeti, özellikle bitter notalarla uyumlu cold brew kahve kullanıldığında daha da ön plana çıkıyor. Cold brew ile The Irish Spirit ruhu birleştirilerek hazırlanan kokteyllerle İrlanda’nın serin havasını yaz sıcaklarında da hissetmek mümkün oluyor. Cold brew ve kahve kültürüyle ilgili daha detaylı bilgi için The Irish Spirit Instagram hesabına göz atabilir, kahvenize eşlik edecek performanslar izlemek için YouTube kanalına kulak verebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geleceği bilebilmek ya da gelecekte olacak şeyleri öngörebilmek tarih boyunca insanlığın en büyük ilgi alanlarından biri oldu. Sümerlerden elimize ulaşan ilk yazılı kaynaklardaki rahiplerin kehanetleri, yıldız hareketlerinin yorumlanması ve farklı fal yöntemleri, gelecekten haber vermek ve insanların da bu doğrultuda adım atmalarını sağlayabilmek için kullanıldı. Sonrasında insanlığın gelişim sürecinde bunu ütopyalar ve o ütopyaları da geleceğe dair distopyalar takip etti. Thomas More, Tommaso Campanela, Jules Verne, George Orwell, Aldous Huxley, U veya Ray Bradbury ustaca örülmüş olay örgüleriyle bize hep geleceğin bir resmini çizdi ve hepsi de birbirinden farklıydı. 

Kehanetten ütopyaya

Hikâyemizi Yunanistan'ın Parnasos Dağı'ndan başlatalım. Burada bulunan Delfi Tapınağı, aslında girişte de bahsettiğimiz geleceğe dair merak ve kaygıların Antik Çağ'daki iz düşümünün en önemli ayağıydı. Delfi'de bulunan kâhinler, sadece gelecekten haber veren kişiler değil, aynı zamanda dönemin yöneticilerinin de en önemli danışmanlarıydı çünkü geleceği bilmek her devirde insanların kayıtsız kalamadığı konulardı. Bir veliahtın akıbeti, bir savaşın sonucu ya da alınacak bir kararın yaratacağı sonuçlar Delfi Tapınağı'ndaki bu kâhinlerin hem ilgi hem de görev alanıydı. Geleceği bilmek bu denli önemli bir konuydu.

Klasik çağın sona ermesi, Roma ve sonrasında da Akdeniz dünyasının neredeyse tamamında Hristiyanlığın hâkim olmasıyla bu kâhinler, sonraki yüzyıllarda heretik ilan edilmiş cadı ve büyücülerin uğradıkları akıbete maruz kalmışlardı. Avrupa'da durum böyleyken Doğu'da kehanetler ilgi ve değer görmeye devam etti. Yıldızların hareketleri hem Doğu Akdeniz hem de Hindistan'da tıpkı Büyük İskender'in çağındaki gibi ilgi gördü.

İnsanların yakın veya uzak gelecekte neler olacağına dair duydukları merak ve bilimsel olarak bunu öğrenmenin bir yolunun bulunmaması, beraberinde çaresizlik ve her şeye rağmen de çözüm arayışlarını getirdi. Geleceği bilmek, gelecekte yaşanacakları önceden kestirebilmek ve hatta daha da fantastik bir biçimde bunları birebir görmek büyük bir arzu nesnesi hâlini geldi.

Geleceğe dair kehânetlerde bulunan Delfi Kâhinleri'nin üzerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen insanlar aynı tutkuyla geleceklerine dair bir işaret veya bir haber almak için çabalamaya devam etti. Bu durum kaçınılmaz olarak hayatın içindeki siyaset, felsefe ve edebiyata da etki etti. Böylece işin içine kehanetler değil geleceğin nasıl olacağına dair tahminler ve bu tahminlerin iyi ya da kötü bir yarın olarak konumlandırılması öne çıkmaya başladı.

Kaynak: Penguin Classics


Ütopyadan distopyaya

15. yüzyılda Britanya adasının en çalkantılı dönemlerine tanıklık eden Thomas More, bu yaşanmışlıkların da izlerini taşıyan ve günümüzde de bir başyapıt olarak kabul edilen Ütopya’yı kaleme almıştı. Her türlü fanatizmden arınmış, hoşgörünün hâkim olduğu bir gelecek tasavvuruyla karşımıza çıkan Thomas More'un bu eseri yazmasında, kuşkusuz içinde yaşadığı terör ortamının etkisi çok büyüktü. 

Yazar Tommaso Campanella da More’dan yaklaşık yarım asır sonra hapiste geçen 27 yılında Güneş Ülkesi adını taşıyan ve gelecekte insanların bir arada mutluluk içerisinde yaşadıkları bir toplumsal yapı tasarlamıştı. Siyaset, felsefe ve edebiyatın iç içe geçtiği bu metinlerin ardından geleceğe dair öngörüler ve iyi bir gelecek hayali güden sistemler de şekillenmeye başladı. Bugünkü ideolojilerin temellerinin atıldığı bu dönemlerde en büyük motivasyonlardan biri de iyi bir gelecek tesis etmek oldu. 

Fakat Thomas Hobbes’un da dediği gibi “insan insanın kurdu”ydu ve hiçbir şey vadedildiği gibi iyiye doğru gitmedi. Buna hem sistemler hem de o sistemlerin başındaki yöneticiler neden oldu. Bu sefer karşımıza karamsar bir gelecek tasviriyle distopyalar çıktı.

Günümüzde bahsinin geçmediği tek bir gün olmayan George Orwell’in 1984 ve Hayvan Çiftliği isimli romanları, Ray Bradbury ile birlikte yine bu distopik geleceği öngören Aldous Huxley gibi yazarların kitapları yazıldıktan yıllar sonra gerçeğe dönüşmeleri sebebiyle yazarlarını birer "Delfi Kâhini" yapmadı belki ancak ne yazık ki öngörülerini de doğru çıkardı. 

Geleceğe ya da geçmişe ışınlanmak günün birinde mümkün olabilecek mi bilemiyoruz ancak bu da yıllar sonra bir "internet arkeoloğu"nun geçmişteki insanların geleceğe dair bakışlarına yönelik buluntularından biri olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Radyolar ve kehanetler

Geçmişten geleceğe: Bağımsız internet radyoları, geleceği bilme arzusunun edebiyattaki yansımaları ve Newsletter Soundtrack'in ilk örneği

02 Tem 2021

The Irish Spirit ile birlikte
Le Jardin des délices - Hieronymus Bosch

YAZARLAR

İhsan Dindar

Kitap yazarı @ Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Müge Çubukçu ile Galerist’in 25 yıllık kolektif portresi: 'Gönül İşi' sergisi

İstanbul kültür ortamının hızlanmaya başladığı dönemde, 2001 yılında kurulan Galerist, 25. yılını "Gönül İşi" sergisiyle kutluyor. Galerist Direktörü Müge Çubukçu ile sergiden yola çıkarak galerinin 25 yıllık hafızası, İstanbul sanat ortamının dönüşümü, sanatçı-galeri ilişkilerinin görünmeyen katmanları, sanat üretiminin güçlü kökleri ve geçmişin yarattığı gelecek üzerine konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Eyl 2026

Müge Çubukçu ile Galerist’in 25 yıllık kolektif portresi: 'Gönül İşi' sergisi
DuendeDuende

HİKAYE

Ed Sheeran'ın apolitiklik sınavı: Müziğin tarafsızlık çağı sona mı erdi?

Geçen hafta Macklemore ile Ed Sheeran arasında patlak veren ve müzik dünyasını sarsan krizin ardından, günümüz endüstrisinde siyasetin müzikten ayrı tutulamayacağına artık emin olduk. Ed Sheeran gibi küresel bir pop devinin dahi tarafsızlık kalesine sığınamayacağını kanıtlayan bu kriz, toz pembe sahnelerin çok geride kaldığını ilan ediyor.

Eda Solmaz

·

21 Eyl 2026

Ed Sheeran'ın apolitiklik sınavı: Müziğin tarafsızlık çağı sona mı erdi?
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Apple TV’nin tahttaki yeri kalıcı mı?

Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.

Emre Eminoğlu

·

18 Eyl 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Apple TV’nin tahttaki yeri kalıcı mı?
DuendeDuende

HİKAYE

Ezhel ile sohbet: 'Gurbet memlekete dönemeyince gurbet oluyor'

“Artık ‘Berlinli Sercan’ oldum” diyen Ezhel için Türkiye’den Almanya'ya gelmesinin üzerinden geçen yıllar, onun için yalnızca başka bir ülkede yaşamaya başlamak anlamına gelmemiş; müziğini, dinleyicisini ve kendisini de değiştirmiş. Almanya’daki diaspora, Gastarbeiter kuşağının hikayeleri, dil öğrenmenin zorlukları, Türkiye’ye dönememenin yarattığı gurbet duygusu ve Yunanistan’da bulduğu memleket izleri üzerine konuştuğumuz Ezhel, “Türkiye kadar Almanya da benim bir gerçekliğim” diyor.

Vartan Estukyan

·

18 Eyl 2026

Ezhel ile sohbet: 'Gurbet memlekete dönemeyince gurbet oluyor'
DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?