Hürmüz’deki fiili kapanma enerjide küresel kapanmaya dönüşebilir mi?

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son açıkladığı rapordaki tespit ve öneriler küresel anlamda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi: Covid-19 pandemisi sırasında yaşanan kapanmanın ardından şimdi de “enerji kapanması” mı geliyor?
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarından ardından dünya petrol trafiğinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatın durma noktasına gelmesi, ham petrol fiyatlarını varil başına ortalama 100 doların üzerine taşıdı. Dünya diplomasisi Hürmüz Boğazı’nda kilitlenirken IEA'dan yapılan açıklamada, Ortadoğu'daki askerî çatışmaların eşi benzeri görülmemiş bir küresel enerji krizini tetiklediği belirtildi. Yine IEA tarafından günlük yaklaşık 13 milyon varillik bir kesintiyle küresel petrol piyasasının benzeri görülmemiş bir arz kriziyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yayımladığı yeni rehberle yatırım fonları ve portföy yönetim şirketlerine ilişkin bir dizi yeni düzenlemeye gitti. Yeni kurallarla özellikle serbest fonların pay piyasasındaki yatırımlarına ilişkin sınırlar yeniden belirlenirken, portföy yönetim şirketlerinin sermaye ve personel şartlarında da önemli değişiklikler yapıldı. Peki portföy yöneticileri ve sektör paydaşları bu düzenlemeyi nasıl değerlendirdi?

Suriye’de Aralık 2024’te yaşanan yönetim değişikliğinin ardından hızla büyüyen Türkiye-Suriye ekonomik ilişkileri, yeni bir aşamaya geçmeye hazırlanıyor. Türk şirketleri bugüne kadar savaşta üretim kapasitesinin önemli bölümünü kaybeden Suriye’ye gıda, makine, elektrik ekipmanı, yapı malzemesi gibi temel ürünler ihraç etti. Şimdi bu ticaretin bir bölümünü Suriye içindeki üretime taşıyacak banka ve sanayi altyapısının kurulması gündemde.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak ikinci çeyrek büyüme ve Temmuz ayı işgücü verileri ile Perşembe günü açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu ön plana çıkarken, yurt dışında Salı günü Avro Bölgesi'nde açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı istihdam verileri takip edilecek.
31 Ağu 2026

Verim eğrisi kontrolü (YCC), merkez bankalarına belirli vadelerde faizi doğrudan sabitleme gücü veriyor ancak bu güç, taahhüt sorgulanmaya başladığında hızla bir tuzağa dönüşebiliyor. ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan örnekler YCC’nin asıl sınavının girişte değil çıkışta verildiğini, başarının ise büyük ölçüde zamanlama, kademelilik ve iletişime bağlı olduğunu gösteriyor.

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.




