IMF Raporu: Küresel ekonomi her şeye rağmen dirençli


Yeni nesil ofis deneyimi Platform Ofis Vadi Park ’ta
Platform Office , Vadipark Seyrantepe'de bulunan ve Vadi İstanbul’a yürüme mesafesinde hizmet veren bir hazır ofis projesi. Kurumsal ve işini büyütmek isteyen firmaların tüm ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda çeşitli üyelik…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünümü raporunun Nisan ayı sayısını yayımladı.
“İstikrarlı ancak yavaş: Ayrışmanın ortasında direnç” başlığıyla yayımlanan Nisan sayısında, küresel ekonominin dezenflasyon sürecinin tüm şiddetiyle sürdürülmekte olduğu 2022-2023 döneminde şaşırtıcı derecede dirençli olduğu ifade edilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Küresel enflasyon 2022 ortasındaki zirve noktasından aşağı doğru inerken, ekonomik faaliyet istikrarlı bir şekilde büyüyerek stagflasyon ve küresel durgunluk uyarılarına meydan okudu.
İstihdam ve gelirlerdeki büyüme, beklenenden daha fazla kamu harcaması ve hane halkı tüketimi de dahil olmak üzere, destekleyici talep gelişmelerini ve özellikle işgücüne katılımda kaydedilen beklenmedik artışla birlikte arz yönlü bir genişlemeyi yansıtarak istikrarlı bir şekilde devam etmiştir.”
Ekonomik görünüm neye işaret ediyor?
Raporun Nisan sayısında, 2023 yılında küresel ekonomik büyümenin %3,2 düzeyinde gerçekleştiği ve bu büyüme ivmesinin 2024-2025 döneminde de sürmesinin beklendiği ifade edildi. Bu doğrultuda kurumun 2024 yılına ilişkin ekonomik büyüme beklentisi 0,1 puan, 2025 yılına ilişkin beklentisi ise 0,3 puan artışla %3,2 düzeyine yükseltildi.
Önümüzdeki üç yılda beklenilen büyüme ivmesinin tarihsel büyüme ortalamalarının altında olduğuna işaret edilen raporda; bu durumun hem hâlâ yüksek olan faizler ile malî desteğin geri çekilmesi gibi yakın vadeli faktörler; hem de COVID-19 pandemisi ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin uzun vadeli etkileri gibi faktörlerden kaynaklanmakta olduğu belirtildi.
2023 yılında küresel enflasyonun %6,8 seviyesinde gerçekleştiğine işaret edilen raporda, bu oranın 2024’te %5,9’a, 2025’te ise %4,5’e düşmesinin beklendiği belirtildi. Bu noktada gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere kıyasla enflasyon hedeflerine daha hızlı ulaşacağı da tahmin edildi.
Raporda ayrıca küresel merkez bankaları için doğru zamanda doğru hareket alma konusunda uyarıda da bulunularak, “Küresel ekonomi yumuşak inişe yaklaşırken, merkez bankaları için yakın vadeli öncelik, ne politikaları erken gevşeterek ne de çok uzun süre geciktirip hedefin altına düşülmesine neden olarak enflasyonun sorunsuz bir şekilde düşmesini sağlamaktır” ifadelerine yer verildi.
Bölgesel tahminler
Raporun büyüme tahminleri kısmında, gelişmiş ekonomilerin 2023 yılında %1,6 büyüdüğü tahmin edilirken; 2024 yılında %1,7, 2025 yılında ise %1,8 büyümesinin beklendiği ifade edildi.

Raporda söz konusu gelişmiş ülkeler arasından en yüksek büyüme performansı beklenen ülke ABD oldu. IMF’e göre 2023 yılında %2,5 büyüyen ABD ekonomisinin 2024 yılında %2,7; 2025 yılında ise %1,9 büyümesi bekleniyor.
Avro Bölgesi’nde ise ABD’nin hızlı ilerleyen ancak zaman geçtikçe düşmesi beklenen ekonomik büyüme tahminlerinin tam aksi bir tablo mevcut. IMF, bölgenin 2023’te %0,4 büyüdüğünü tahmin etmekle birlikte, 2024 yılında %0,8, 2025 yılında ise %1,5 büyümesini bekliyor. Bu tam tersi görünümün sebebi ise “enerji şokunun etkilerinin azalması ve enflasyondaki düşüşün reel gelirlerdeki büyümeyi desteklemesiyle daha güçlü hane halkı tüketiminin toparlanmayı güçlendirmesi” ile açıklanıyor.
Gelişmekte olan ülkelerde ise tam tersi bir görünüm mevcut. IMF’e göre 2023 yılında %4,3 büyüyen gelişmekte olan bölgeler ekonomisi 2024 ve 2025 yıllarında ardı ardına %4,2 oranında büyüme kaydedecek.

Gelişmekte olan ülke ekonomileri arasından 2024 yılında en fazla büyümesi beklenenler ise sırasıyla %6,8 ile Hindistan, %4,6 ile Çin ve %3,3 ile Nijerya. Bu ekonomilerin 2023 yılında da sırasıyla %7,8, %5,2 ve %2,9 büyüdüğü tahmin ediliyor.
Bu büyüme oranı tahminleri, IMF ve diğer kurumların Asya başta olmak üzere gelişmekte olan dünyanın ilerleyen yıllarda küresel ekonomiden daha fazla pay alacağı ve küresel ekonomik büyümenin yarısından fazlasını tek başına karşılayacağı beklentileriyle de uyumlu.
Peki ya Türkiye?
Raporda Türkiye’ye ilişkin ekonomik tahminler de mevcut. IMF, Türkiye’nin 2024 yılında %3,1; 2025 yılında ise %3,2 büyümesini bekliyor. Parasal sıkılaşmaya son verilmesi ve dolayısıyla tüketimin toparlanması ile 2024’ün ikinci yarısında ekonomik faaliyetlerin artabileceği de belirtiliyor.
Kurumun 2024 yıl sonuna ilişkin enflasyon tahmini %59,5; işsizlik oranı tahmini ise %9,6 seviyesinde. 2025 yılı içinse bu tahminler sırasıyla %38,4 ve %9,6 düzeyinde yer alıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Uluslararası Para Fonu (IMF) Küresel Ekonomik Görünüm raporunun yeni sayısında küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminini yükseltti.
17 Nis 2024

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.



