İskoç viskisi ihracatında düşüş

2023 yılının ilk yarısında İskoç viskisi ihracatı, geçen yılın aynı döneminde görülen satış artışını karşılayamadığı için hacim ve değer olarak geriledi. 2022'deki aynı altı aylık dönemle karşılaştırıldığında hacimdeki %20'lik düşüş, 630 milyon 700 ml'lik şişeye denk geliyor.
Scotch Whiskey Association'ın (SWA) verilerine göre kategori değer açısından daha iyi performans göstermesine rağmen 2023'ün ilk altı ayında %3,6 düşüşle ihracat geliri 3,28 milyar dolar azaldı. SWA, yaşanan bu kaymayı küresel primleştirme eğilimine bağladı: Tüketiciler daha az miktarda fakat daha kaliteli alkollü içecek tercihlerine yöneliyor.
- Neden? SWA CEO'su Mark Kent şunları söyledi: "2022, İskoç viskisi ihracatı için hem değer hem de hacim rekorları kıran olağanüstü bir yıldı. Bu nedenle, 2023'ün ortalarında sektörün ihracat değerine ayak uydurması, İskoçya ve Birleşik Krallık genelinde üretim ve yatırım yoluyla önemli ekonomik büyüme sağlamaya devam etmesi cesaret verici. Tüketicilerin yüksek kaliteli alkollü içeceklerin tadını çıkararak ve daha az miktarda içerek alım-satım yaptığı durum devam ediyor. İskoç viskisi bu değişimden fayda sağlamak üzere iyi bir konumda."
- Detaylar: ABD değer olarak İskoç viskisinin en büyük ihracat pazarı. Fransa hacim olarak kategorinin en büyük ihracat pazarı olarak zirveye geri dönerken Hindistan 2023'ün ilk yarısında ithal ettiği 72 milyon şişeyle İskoç viskisi kategorisi için yüksek hacimli bir ihracat pazarı olmaya devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Denizli şaraplarına gelen altın madalyalardan İskoç viskisinin azalan ihracat gelirine. Türkiye tarımının gündem başlıklarıyla topraktan sofraya haberler.
18 Ağu 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




