
Umur Management ’la otel konforunda bina yönetimi hizmeti 1961 yılında inşaat ve inşaat malzemeleri alanında faaliyet göstermeye başlayan Umur Management , tecrübelerini profesyonel bina yönetimi sektörüne aktarmayı hedefliyor. Nedir? Umur Management , Umur İnşaat’ın ikinci kuşak temsilcilerinin birçok kurumsal firmada edindikleri mali ve finansal alandaki tecrübe ve başarılarını inşaat sektörüyle birleştirme amacından doğuyor. Kentsel dönüşüm süreçleriyle birlikte apartman görevlilerine ait dairelerin yok olması, apartman yönetimi hizmetinin dışarıdan alınmasını kaçınılmaz hâle getiriyor. Geçmişten gelen tecrübelerini geleceğe aktararak sektöre yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan Umur Management, müşterilerine otel konforunda bir bina yönetimi hizmeti deneyimi sunarak daire sakinlerini yöneticilik sorumluluklarından kurtarmayı amaçlıyor. Neler var? Umur Management müşterilerine başta temizlik, muhasebe, özel güvenlik, bahçe düzenlemesi ve restorasyon gibi pek çok farklı hizmet sunuyor. Konutlarda ve sitelerde faaliyet gösteren şirket, aynı zamanda AVM ve plaza yönetimi gibi daha geniş çaplı projeler de üretiyor. Umur Management’ın 61 yıllık deneyiminden faydalanmak ve bina yönetiminde oluşabilecek tüm ihtiyaçlarınızı güvenle karşılamak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Cha’ya Galata, Beyoğlu: Galata’da Serdar-ı Ekrem Caddesi’nde bulunan Cha’ya, Galata sokaklarında geçen yorucu bir günden sonra dinlenmek için ideal bir durak. Merkezi konumu ve şirin dekorasyonuyla dikkat çeken mekânın kavunlu çayını özellikle tavsiye ediyoruz.
Chado Teashop, Beşiktaş: Arnavutköy’de minik bir dükkân olan Chado Teashop, geniş çay koleksiyonuyla yeni tatlar deneyerek çay kültürünü geliştirebileceğin bir ortam sunuyor. Çay tutkusunu kalbinde yaşatan herkesi bir araya getirmeyi amaçlayan mekân, çay servisinin yanı sıra çay atölyelere de ev sahipliği yapıyor.
Dem Moda, Kadıköy: Şehrin ödüllü çay evi Dem’e girer girmez “ben burayı nereden tanıyorum?” diye düşünebilirsin. Gibi’nin çekimlerinde kullanılan mekân, ilk olarak Karaköy’de açıldığı 2013 yılından bu yana kendi müdavim kitlesini oluşturdu. Özellikle hafta sonları kalabalık oluyormuş diye duyduk, erken gitmek iyi olabilir.
Melez Tea Lab, Sarıyer: Hem bol antioksidan, vitamin ve mineral içeren hem de damak zevkine hitap eden çaylar sunmak amacıyla 2016 yılında açılan Melez Tea, çaya kokteylden affogatoya çeşitli yaratıcı yorumlar katıyor. Japon wabi-sabi felsefesine göre dizayn edilen mekânda zengin menüsünden tercih yapabileceğin gibi kendi çayını da oluşturabilirsin.
Monster Teashop, Beşiktaş: Bir de boba tea mekânı eklemesek olmazdı. Tüm dünyayı saran boba tea rüzgârını merak edenlerin uğraması gereken Monster Teashop, şehrin en cazibeli noktalarından Akaretler’de bulunuyor. Lezzetin yanı sıra rengârenk karışımlarıyla görsellik de vadeden mekân “neymiş bu boba tea?” diyen herkesi bekliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Güneşli bir pazardan herkese merhaba. Bu hafta şehirde; komikli mizahlı CartoonIstanbul, İngiltere caz sahnesinden bir festival ve David Hockney sergisi var.
22 May 2022

YAZARLAR

Eylül Belden
https://aposto.com

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




