🍞 İstanbul'da ekşi mayalı ekmek yapan fırınlar


Oyun değiştirici, kural bozucu: Kiklou regl külotları Hayatlarının ortalama 40 yılı boyunca regl olan kadınlar için, bu döngüyü bedenle uyum içinde yönetecek menstrüel ürünlerle buluşmak; regl-pozitif çözümlerle tanışmak mümkün. Öyle ki regl olan herkes için, İstanbul’da kurulmuş bir kadın girişimi olan Kiklou , “daha iyi kurgulanmış menstrüel ürünleri hak ediyoruz” diyor ve FemTech yani Female Technology camiasına iddialı bir adım atarak henüz deneyimlememiş olanları regl külotlarıyla tanışmaya davet ediyor. Kiklou regl külotları nedir? Bu bir külot değil; bu bir oyun değiştirici, kural bozucu diyor Kiklou , çünkü regl külotları; sızdırmayan, kokuya karşı, yıkanabilen, tekrar kullanılabilen, konforlu ve çevre dostu özelliğiyle fark yaratıyor. Şehirde deneyimlenen her etkinlikte ve diğer tüm şehir maceralarında fonksiyonel bir eşlikçi olan Kiklou regl külotları, düşük ve yüksek bel seçenekleriyle regl yoğunluğuna göre tercih edilebilecek 2 farklı emicilik seviyesi ve 2 farklı modelde karşımıza çıkıyor. Neden önemli? Kullan-at ürünler kanamayı bedenden uzaklaştırıp çöpe dönüştürme konusunda uzmanlaşırken regl külodu bedenin döngüsüne selam veriyor. Daha iklim dostu hayatlar için neredeyse atıksız bir regl deneyimi inşa eden Kiklou regl külotları, kullan-at menstrüel ürünlere çevre dostu, konforlu bir alternatif sunarken tüm ürünler plastiksiz kargoyla ulaştırılıyor. Aposto! İstanbul okurlarına özel APOSTO15 kodunu kullanarak %15 indirim fırsatından yararlanabileceğin Kiklou ürünleri burada , oyunu bozma sırası sende . Kiklou’nun bilgilendirici ve eğlenceli içeriklerini ise şuradan takip edebilirsin. İyi ki varsın Kiklou!
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Fırın Anatolia, Acıbadem: “Ekşi maya ve fermantasyon geciktirme yöntemlerini kullanarak; daha sağlıklı, doğal ham maddelerle yapılan ekmekler ve glütensiz vegan ürünler pişirmek” hedefiyle yola çıkan Fırın Anatolia, dediğinin hakkını veriyor ve öncelikle karakılçık, kavılca, siyez, menekşe buğdayı gibi antik tahıllar ve karabuğday gibi glütensiz tohumlarla yapılmış harikulade ekmeklerle bizleri buluşturuyor. Erenköy, Suadiye ve Ataşehir şubeleri de aklında bulunsun.
Urban Bread, Göktürk: Bu yıl 5’inci yılına giren Urban Bread, yeni yaşını Nişantaşı şubesiyle kutladı ama sen kendilerini Gayrettepe ve Galata’da komşumuz olan Lüleci Hendek Sokağı'nda bulabilirsin. Cevizli çavdar, tam buğday, siyez hepsi mevcut. Üstelik mini seçenekleri de var. Geçtiğimiz sene en çok satan ekmekleri karabuğdaylı olanmış, bunu da belirtmiş olalım.
240 Derece, Erenköy: Anadolu Yakası'nı uzun yıllardır yıllanmış ekşi maya ve organik unla üretilen, ticari maya veya koruyucu madde içermeyen, kabuğu çıtır ve kalın ekmeklerle buluşturan 240 Derece, Yeşilköy, Ulus, Teşvikiye ve İstinye Park şubeleriyle Avrupalıların da yüzünü güldürüyor. Çeşit çeşit ekmeğin yanı sıra bir de öyle güzel kruvasanları var ki tam üzerine kavanozu eve girince kaşıklamadan duramadığımız, belalı tutkumuz olan sürmelik çikolatayla yemelik.
Bröd, Nişantaşı: Ortalama 44 saatlik bir emekle hazırlanan Bröd ekmekleri, hem Nişantaşı hem Suadiye’deki dükkânlarında her sabah taze taze seni bekliyor. İster eve götürüp kendine leziz bir club sandviç yap veya arkadaşlarla şarabın yanında mideye indirmelik sarımsaklı ekmekler hazırla, istersen de dükkânda kendine bir pazar kahvaltısı ısmarlarken bu köklü lezzetin tadını çıkar.
Grandma, Suadiye: Kahvaltıların ve tatlı molalarının müdavimi olduğumuz ev sahiplerinden Grandma’yı Teşvikiye’de tanıyıp sevmiştik ki Suadiye şubesi de kalbimizi bir o kadar çaldı. Favorilerimizden 950 gramlık rustik ve üzümlü-tarçınlı ekşi maya ekmekleri tezgâhta görürsen anında kap, pişman olursan da bize yaz. İzmirlilerin gözünden kaçmasın; İzmir Hilltown şubelerini de onlara hatırlatmak isteriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nisan ayının ilk pazarından herkese merhaba. Film festivali için hazırlıklarını tamamlayan şehirde bu hafta Hedonutopia'yı dinliyor, Dilan Balkay & Seda Erciyes konseri için Babylon'a gidiyor, sahnede Anne oyununu izliyoruz.
03 Nis 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




