İstanbul’un hippi geçmişi

Sıfır noktası: Lâle Pudding Shop
İstanbul’un hippi geçmişi

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Hippilerin doğuya doğru yaptıkları yolculukta sıfır noktası Lâle Restoran ya da mekânı sahiplenen gençlerin deyimiyle Lâle Pudding Shop, Avrupa’nın çiçek çocuklarını Katmandu’ya bağlayan İstanbul üzerinden, bizi iletişim ve bağ kurmanın eski formlarını hatırlamaya teşvik ediyor. 

Buluşma noktası : Cep telefonunun ve bilgisayarın henüz icat edilmediği, WhatsApp ve Instagram’ın fikri akıllara henüz düşmemişken Sultanahmet’te bir restoran; Avrupa’dan gelen çiçek çocukların birbirlerinden haber alabilecekleri, selam yollayabilecekleri ve dünya barışı mesajları verebilecekleri bir bağ kurma alanı olmuştu. 1950'lerin ortalarından 1970'lerin sonlarına kadar hippiler arasında Avrupa ile Güney Asya arasında kara yolculuğu yapmak popülerdi. İran, Afganistan ve Pakistan üzerinden Hindistan ya da Nepal'e doğru yapılan ve “hippie trail” denilen bu spiritüel yolculuğun doğu ayağındaki ilk durak İstanbul’du. Buluşma noktası ise Lâle.

Lâle Pudding Shop
Lâle Pudding Shop

Puding ve hoşbeş: İdris ve Namık Çolpan tarafından 1957 yılında açılan Lâle Pastanesi, Sultanahmet Divanyolu Caddesi üzerinde. Kapı numarası altı. O zamanlar mekân, yolu İstanbul’a düşen maceraperestlerin Asya'ya doğrudan ulaşım ve Türkiye hakkında turistik bilgiler alabileceği tek yer. İdris Çolpan, doğuya genellikle eski arabalar veya Volkswagen minibüslerle seyahat eden çiçek çocukların yeni insanlarla tanışmak; masraflarını ve deneyimlerini paylaşacakları diğer gezginleri bulmak için restoranına gelmesini istemişti. Duvara bir pano yerleştirdi. Burada gençler, bir araya gelmeye, kaynaşmaya, siyaset konuşmaya ve ilân tahtasına notlar yazmaya başladı. Genelde Sultanahmet’te parkta ve sokakta geceleyen yersiz yurtsuzlar, menüden en sevdikleri tatlı “tavuk göğsü pudding”ten yemek, yerken de iki lafın belini kırmak için Lâle’ye geldiler.

“Puding dükkanı”nın ilân panosu, Avrupa ya da Uzak Doğu'ya otostop çekenlerin kendilerini aradıkları bu yolculukta akıllarından ve kalplerinden geçenlerin içine aktığı bir “düşünseli” gibi bana göre. Bir yolculuğun bizi ne kadar biçimlendirdiğini ya da yol boyunca durulan dinlenme duraklarının anlamını düşününce, hele ki teknolojinin nezaketi ve haberdar olmanın değerini silikleştirdiği günlerde o notlar daha da anlamlı oluyor. Belki de kuru bir nostalji yapıyormuşum gibi görünecek; ama yıllar önce hippie trail boyunca neler olduğunu ve tüm gazetelerin, özellikle mahallelinin gezginler hakkında neler söylediğini kendi gözlerimle görmek, kendi kulaklarımla duymak isterdim. Çünkü buna şahit olmak, puding dükkânının sadece yolların kesiştiği bir handan, bir alt kültürün bıraktığı izlere dönüşmesini görmekle aynı. Kendisi gibi yersiz yurtsuzlarla tanışmak, hikâyelerini ve “magic bus” deneyimlerini paylaşmak isteyen tüm hippilerin bambaşka bir kültürle karşılaştığı ilk nokta...

Lâle'deki pano
Lâle'deki pano

Sanırım bu düşünselini yeniden ziyaret etmek de bir nevî ona saygı duruşu. Şimdilerde hâlâ aynı yerde, mutfağımızdan farklı yemekleri sunan genişlemiş menüsüyle hizmet veriyor Lâle. Çiçek çocukların giderek yaş alması, belki de dünyanın içlerindeki güneşi söndürmesiyle sihirli dükkân olma özelliğini yavaştan kaybetmiş; ama hâlâ herkesin cebinde telefon olmayan günlerden izler taşıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🚌 İstanbul'un hippi geçmişi

Bu hafta sonu biraz nostalji yapıyoruz. Kimine göre doğuya kimine göre batıya açılan şehir: İstanbul

15 Kas 2020

🚌 İstanbul'un hippi geçmişi

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?