YAKUT ORMAN: KAHRAMANLARINLA YÜZLEŞ

Eril tahakkümle mücadele ederken başkarakterlerin cinsel yönelimlerini ya da kimliklerini değiştirmek yeterli mi?
YAKUT ORMAN: KAHRAMANLARINLA YÜZLEŞ

15 Şubat - Etat Pur - ANGST
Etat Pur ile birlikte

Gücünü propolisten alan bakım: Etat Pur’den Pure Active Propolis Günümüzde neredeyse herkesin cilt sorunu akne. Akneye eğilimli bir cilde sahip olmak günlük hayatımızı etkileyebilir ve kendimizi aynada en rahat hissettiğimiz görüntümüzden uzak kalmamıza sebep olabilir. Doğadan aldığı ilhamı deneyimle buluşturan Etat Pur , bugünün bülteninde, karma, yağlı ve akneye eğilimli ciltler için etkili bir kullanım amacı sunan Pure Active Propolis ’in formülünü keşfetmeye davet ediyor. Nedir? Arındırıcı ve yatıştırıcı özellikleriyle tanınan propolis özlerinden elde edilen Pure Active Propolis, karma ve yağlı ciltleri arındırmaya ve pürüzlerin görünümünün azalmasına yardımcı konsantre bir bakım sunarken cildi arındırır, yatıştırır ve akne endişelerine yönelik bakım sağlar. Pure Active Propolis ’in kanıtlanmış etkinliği; %85 Daha temiz bir cilt görünümü sağlar, %80 Cilt pürüzlerini gözle görülür şekilde azaltır, %75 Cilt dokusunu yeniler, %70 Geniş gözeneklerin küçülmesine yardımcı olur. Nasıl? Tabii ki de mucizevi formülün sırrı propolis sayesinde. Arı özünden elde edilen ve çok kuvvetli, doğal bir antioksidan olma özelliği taşıyan propolis, hücre yenilenmesini hızlandırırken, hücre artıklarını dışarı atar ve cilt gözeneklerini temizler. Temiz cilt gözenekleri, hem sivilce oluşumunu hem de akne oluşumunu engeller. Sadece antibakteriyel özelliğiyle değil, antienflamatuar özelliğiyle de tanınan propolis; iltihaplanma, akne ve sivilce problemlerinin azalmasına yardımcı olur. Onarıcı ve yenileyici gücü sayesinde ciltte oluşan kızarıklıkları yatıştırır ve cilt lekeleriyle savaşır. Etat Pur: Güzellik endüstrisi, sahte vaatler ve ‘’hepsi bir arada’’ mucizevi çözümlerle ürünlerin ve içeriklerin sayısını artırırken kökleşmiş inançlara aykırı bir düşünceden doğan Etat Pur, günlük cilt bakım ürünlerinden aktif içerikleri ayırır. Etat Pur, ultra güvenli bir cilt bakımı için sıkı formülasyon prensipleriyle, gerekli olmayan içerikleri cilde yüklemeden cilde sadece ihtiyacı olanı vererek, cilt bakımının mükemmel yansımasını sunar. Gündüz ve gece bakım kreminde önce 4 damla olarak yüz çevresine uygulanması önerilen Pure Active Propolis’i keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İmran Gökçe Şahin

Rita Mae Brown’un 1973’te yayımlanan Yakut Orman adlı romanı ilk çıktığında çok ses getirmiş olsa da birkaç ay önce kitabın Umami’den çıkan Türkçe çevirisini okuduğumda kimi zaman şaşırdığımı kimi zaman da tetiklendiğimi fark ettiğim bir okuma deneyimi yaşadım. 70’lerde yayımlandığında birçok insanın bu kitabı niye sevdiğini elbette anlayabiliyorum fakat bugünden baktığımda başkarakteri lezbiyen bir kadın olan bu yetişkinliğe geçiş evresine odaklanan (coming of age) romanda Rita Mae Brown’un neden Molly gibi tutucu görüşlere sahip ve ayrımcı yorumlar yapmaktan çekinmeyen birisini ana karakter olarak seçtiğini anlayamıyorum.

Her ne kadar roman birincil tekil şahsın ağzından yazılmış olsa da kitap boyunca Molly’nin bu ayrımcı görüşlerinde bir değişim ya da büyüme olduğunu görmüyoruz — butch lezbiyenler için "Bu duyduğum en anlamsız, en salakça şey. Biri illa erkek gibi giyinip davranacaksa lezbiyen olmanın ne manası var?” demekten ya da birlikte olmak istediği Polina’ya “Bir rahat bırak kendini de zevk almaya bak,” diyerek rıza inşasından çekinmeyen bir karakter. Özellikle ikinci cümleyi okuduğumda irkildiğimi hatırlıyorum; bu kitabı hevesle satın alırken esas karakterinin neredeyse tecavüz kültürünü meşrulaştıracak bir cümleyle karşıma çıkacağını düşünmemiştim.

Rita Mae Brown, en sağda


Belki bu söylediklerim size anakronik geliyor olabilir ama kuir feminist teoriye ve bakış açısına tam da bu yüzden ihtiyacımız var! José Esteban Muñoz, Cruising Utopia adlı kitabında kuirin tanımlanamaz doğasından bahseder. Onun için kuir, şimdiden ve geçmişten ziyade geleceğe dair bir kavramdır ve bu yüzden de sabitlenebilir bir anlamı yoktur — sürekli bir oluş hâlindedir. Bence Umami’nin çevirdiği ilk kitap olarak Yakut Orman’ı seçmesi bizi tam da Muñoz’un bahsettiği yerden kuir edebiyata ve kuir “klasik”lere dair eleştirel bir bakış açısı geliştirmeye teşvik ediyor. Bu sayede bugünün Türkçe edebiyat okuru olarak 70’lerden bu yana kuir ve feminist komünitenin ya da kültürün ne denli değiştiğini, hâlâ da değişmekte olduğunu görebiliyoruz. 

Aynı zamanda bu bakış bizi, edebiyat kanonundaki eril tahakkümle mücadele ederken karakterlerin cinsel yönelimlerini ya da kimliklerini farklı temsiliyet biçimlerinde göstermenin yeterli olmayabileceğine ve kimi zaman aynı tahakküm alanlarını bizim de üretebileceğimize dair uyarıyor. Böylece söz konusu kuir ve feminist edebiyat olsa dahi putları yıkmanın gerekliliğini bir kez daha hatırlıyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🏳️‍🌈 KUİR FEMİNİST YAYINEVİ, YAKUT ORMAN, MİNİ BİR FESTİVAL

Kuir temsiller görmeye #HakkımVar! Türkiye'nin kuir feminist yayınevi Umami Kitap'la tanışıyoruz; Yakut Orman'ı yakından inceliyoruz; hafta sonu mini bir festivale davetliyiz.

15 Şub 2022

Etat Pur ile birlikte
🏳️‍🌈 KUİR FEMİNİST YAYINEVİ, YAKUT ORMAN, MİNİ BİR FESTİVAL

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Pelin Cengiz

·

12 Ağu 2026

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?
AngstAngst

HİKAYE

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Elif Bayram

·

12 Ağu 2026

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?
AngstAngst

HİKAYE

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

Tuğçe Isıyel

·

09 Ağu 2026

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış