Kara kış geride kaldı, artık bahar zamanı: Yeniden doğuşun simgesi Hıdrellez

Mayıs’ın 5’ini 6’sına bağlayan Hıdrellez gecesi, farklı kültür ve coğrafyalarda değişkenlik gösteren ritüellerle kutlansa da herkesi ortak bir duyguda buluşturuyor: Kara kış geride kaldı, artık bahar zamanı.
Kara kış geride kaldı, artık bahar zamanı: Yeniden doğuşun simgesi Hıdrellez

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Doğanın döngüsünde yeniden doğuşun, umudun ve bereketin günü Hıdrellez, adını Hızır ile İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştukları günden alıyor. İnanışa göre ölümsüzlük sırrına eren Hızır karada, İlyas ise denizde yaşayanları korur, bu kutsal iki figür yılda yalnızca bir kez, 5 Mayıs gecesi biraraya gelirdi. 

İslamiyet’in etkisiyle şekillenen bu anlatının kökleri çok daha eskiye, Orta Asya’daki Nevruz’a, Mezopotamya’nın en ünlü Sümer tanrı ve tanrıçası Tammuz ve İnanna’nın soğuk ve zor geçen bir kışın ardından evlendikleri gün anısına yapılan bahar festivallerine, Roma dönemindeki çiçek tanrıçası (Sandro Botticelli’nin Primavera’sında resmedilen altı kadın figürden biri olan) Flora için yapılan Floralia festivallerine kadar uzanır.

Primavera

Osmanlı döneminde 6 Mayıs (eski Jülyen takvime göre 23 Nisan) halk arasında yaz mevsiminin başlangıcı kabul ediliyordu. Eski takvimde yıl ikiye ayrılmıştı: 23 Nisan’dan (6 Mayıs) 26 Ekim’e (8 Kasım) kadar süren 186 gün “Hızır günleri” adıyla yaz mevsimini, geri kalan 179 gün de “Kasım günleri” adıyla kış mevsimini oluşturuyor; Hıdrellez de kışın sona erip yazın başladığı gün olarak kutlanıyordu. 

Doğu Hıristiyanlığı’nda çok önemli bir yeri olan Aziz Yorgi (Aya Yorgi, Hagios Georgios ya da Saint George) kültü de bu günde kutlanıyordu. Türklerin bu topraklara geldikten sonra tanıdıkları Hıdrellez ve Aziz Yorgi, halkların etkileşimi sayesinde iç içe girerek her iki dine inananların birlikte kutladıkları bir bayrama, kültürel hafızayı canlı tutan bir ritüele dönüştü.

  • Hıdrellez, 2017 yılında Türkiye ve Kuzey Makedonya’nın ortak başvurusuyla farklı halkların, dinlerin ve inanç sistemlerinin birleşim noktası olarak UNESCO'nun “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine eklendi.

Hıdrellez vesilesiyle yapılan doğayla bağlantılı çeşitli tören ve ritüellerin ailenin ve topluluğun refahını, bereketini ve esenliğini güvence altına aldığına, gelecek yıl için hayvanları ve mahsulleri koruduğuna ve bu gecede dilenen dileklerin gerçek olacağına inanılıyor.

Hıdrellez ritüelleri

En yaygın Hıdrellez ritüeli, insanların dileklerini bir kağıda yazarak toprağa gömmesi, su kenarına bırakması veya bir ağacın dalına asması, gül ağacı altına sembolik olarak küçük taşlarla dileklerini resmetmesidir. Dileklerin gerçeğe dönüşmesi için sabah saatlerinde bu objeler doğaya bırakılır ya da suya atılır. 

Yaygın bir başka uygulama, ateşin arındırıcı gücünden faydalanmak, kötü ruhlardan ve hastalıklardan uzak durmak için Hıdrellez ateşinin üzerinden atlamaktır.

Hıdrellez’i kutlayan birçok kültürde 5 Mayıs gecesi aile üyeleri ve komşular biraraya gelerek Hıdrellez sofrası kurar. Dayanışmayla hazırlanan yöresel yemekler paylaşılır, açık alanlarda topluca yenir. Hıdrellez sabahı evlerin pencere ve kapıları sonuna kadar açılarak bereket ve bolluk eve davet edilir.

Hıdrellez günü doğanın içinde yürüyüş yaparak bolluk ve bereket dilemek, yürüyüş esnasında baharın tazeliğini taşıyan çiçek ve otları toplayıp suda bekletmek ve sabahın ilk ışıklarında bu suyla yüz yıkamak da yaygın bir gelenektir, sağlık ve güzellik getireceğine inanılır.

Bazı yörelerde evlenmek isteyen genç kadınlar yüzük, kolye, küpe gibi kişisel eşyalarını su dolu bir çömlek içerisinde bir gül ağacının altına bırakır ve ertesi gün maniler eşliğinde çıkarır. Aynı evde yaşayan her bir kişi için toprağa yedişer fasülye ve nohut ekmek de bilinen Hıdrellez ritüellerindendir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?

İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Metin V. Bayrak

·

04 Eki 2026

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?