Karadeniz'den bir kış tabağı: Cevizli palamut

Sinop’ta bölgenin yerel tariflerini titizlikle yaşatan Esra’nın Mutfağı’nın işletmecisi Esra Çakır, Karadeniz mutfağının mevsimsel ve sade karakterini yansıtan cevizli palamut tarifini paylaşıyor. Yerel mutfak bilgisi palamutla yeniden yorumlanıyor.
Malzemeler
- 2 adet orta boy palamut, kelebek şeklinde açılmış
- 1 bağ maydanoz
- 4 adet domates
- 2 orta boy soğan
- Zeytinyağı
- Tereyağ
- Tuz, karabiber, ceviz
Yapılışı
- Temizlenen ve kelebek şeklinde açılan palamutlara tuz ve karabiber ve tereyağı sürülür. Ardından fırında yaklaşık 7-8 dakika mühürleme işlemi yapılır.
- Bu sırada domatesli iç harç hazırlanır. Soğanlar küp küp doğranır ve zeytinyağı ile tereyağı karışımında iyice sotelenir.
- Balık temizlenirken ayrılan kılçıksız et parçaları ince şekilde kıyılır ve soğanlara eklenerek birlikte kavrulur.
- Ardından doğranmış domatesler ve isteğe bağlı olarak 1-2 adet sivri biber eklenir. Tuz ve karabiber ilave edilerek birkaç dakika pişirilir.
- Son olarak ince kıyılmış maydanoz eklenir ve iç harç hazır hale getirilir.
- Mühürlenen balıkların içine hazırlanan domatesli iç harç paylaştırılır. Balıklar fırında yaklaşık 5 dakika daha pişirilir.
- Ardından iri parçalar hâlinde doğranmış ceviz eklenir ve 3 dakika daha pişirilerek servis edilir.
Afiyet olsun!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aile balıkçılığı, kadın emeği ve kuşaklararası bilgi aktarımı mavi ekonomi tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Kadın Balıkçılar Derneği ile bu yaklaşımı, sahada ve sofrada şekillenen bir pratik olarak yerel mutfak üzerinden okuyoruz.
20 Ara 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




