

Taksim Sanat ’ta yeni sergi: Bir Işık Hüzmesi Üzerine Bir Işık Hüzmesi Üzerine Nedir? Sergi. Küratörlüğünü Begüm Güney’in üstlendiği Bir Işık Hüzmesi Üzerine adlı çağdaş sanat sergisi, 17 sanatçının kendi kavramsallıklarını yansıttığı sürreal çalışmalarla boşluğu ve sınırsızlığı düşünsel bir yapıda buluşturuyor. Nerede? İBB iştiraklerinden Kültür AŞ’nin kamusal sergi alanı olarak faaliyet gösteren Taksim Sanat ’ta. Ne zaman? 30 Aralık ’a kadar ziyaret edebilirsin. Kimler var? Sergide Sümer Sayın, Serkan Demir, Gözde Mulla, Bilal Yılmaz, Ahmet Öğüt, Ece Kibaroğlu, Nergiz Yeşil, Esin Aykanat Avcı, Ali Şentürk, Fulya Çetin/Sine Ergün, Sergen Şehitoğlu, Mehmet Dere, Özge Yağcı, Osman Dinç, Berkay Tuncay ve Özden Demir gibi değerli sanatçıların işleri yer alıyor. Bir Işık Hüzmesi Üzerine hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilir, sergiyi Taksim Metro İstasyonu, -1. katta ziyaret edebilirsin. Daha fazla etkinlikten haberdar olmak istersen Kültür AŞ ’yi buradan takip etmeni öneririz.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Anlatıcı: Anıl Göktaş. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.
İstasyonlar şehrin ekonomik gelişiminde aktif rol oynayan vedaların, buluşmaların, kavuşmaların, sevincin ve hüznün yaşandığı, kent belleğinin önemli bir parçası. Sanayi devrimiyle birlikte Avrupalı devletler hammadde açığını kapatmak ve ürünleri ulaştırabilmek amacıyla daha hızlı, güvenli ve az maliyetli ulaşım yolları arıyorlar. 19. yüzyılın ilk yarısında İngiltere’de demiryolları inşa edilmeye başlanıyor, aynı yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti topraklarında da demiryolları önemli bir atılım. Tamamlanması 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar sürüyor.
Güzergâhlarının belirlenmesinde birçok faktör rol oynuyor. Bunlardan en önemlisi; tarımsal üretimin yapıldığı verimli iç bölgelerden limanlara, ürünlerin hızlı ve düzenli taşınabilmesi. Çünkü öncesinde mallar hayvanlar aracılığıyla ulaştırılıyor; yavaş ve pahalı bir yöntem. Demiryolunun gelişi erişim süresi ve kalitesini değiştiriyor, karadan denize nakliye bağlantısı kuruluyor. Kızıltoprak - Bostancı’yı da içine alan hattın başlangıçla bitiş noktaları Haydarpaşa ve İzmit. Bunlar rastgele seçilmiş yerler değil, her ikisi de liman. Hat üzerindeki Bostancı İstasyonu yakınında konumlanan Bostancı İskelesi 1910’lu yılların başında inşa ediliyor. Şehirde deniz ve karayolu geçişinin yapılabildiğini gösteren örneklerden biri burası.

Bostancı İstasyonu'nun içi
Şehri dışarı açan kapı
İstasyonlar enine gelişen dikdörtgen planlıdır. Alt katlar idari ve işletme amaçlı, yolcu bekleme salonu, gişe ve ambarlar gibi işlevsel birimlere ayrılır; üst katlarında çalışanların lojmanları bulunur. Yolcu ya da yükün bir noktadan diğerine taşınmasında kullanılsa da sosyal hayat pratiklerinde çok daha fazlasıdır aslında. Bugün, hayatımızın rutininde çok da kullanmadığımız, yaşanmışlık ve anılarla dolu istasyonlar, inşa edildikleri bölgenin ekonomik ve sosyal açıdan gelişimine katkı sağlayan önemli faktörlerden.
19. yüzyılın başında üretilen malların (meyve, sebze gibi tarımsal ürünler ağırlıklı) demiryoluyla birlikte daha hızlı transfer edilebilmesi ve karayoluna oranla ucuz olması çiftçilerin ürünlerini bozulmadan satmasını sağlıyor, kazanılan gelirle yenilerini ekmesine olanak sunuyor ve refahını yükseltiyordu. İstasyonların geçtiği bahçe ve bostanlarda ekonominin gelişmesi, yeni göçmen mahallelerinin oluşmasına yardımcı oluyordu.
20. yüzyılın başında tren yolculukları bazı güzergâhlarda günlerce devam edebiliyordu. Zamanla duraklarda açılan, yolcuların gece konakladıkları oteller, sabah yola çıkmadan önce bulundukları bölgenin İstasyon Caddesi üzerindeki dükkânları için de kazanca dönüştü. İstasyonlar inşa edildikleri yerlerin önce çekim merkezi oluyor, ardından semtlerin yeni merkezlerine dönüşüyordu. İstasyonların çevresinde oluşan yapılar birbirlerine İstasyon Caddesi ile bağlanıyor; ziyaretçiler, seyyahlar ve semt sakinleri bu caddelerde alışveriş yapıp sosyalleşiyordu.
İlerleyen yıllarda genişleyen ve gelişen bu bölgeler; dönemin paşalarının ve üst düzey bürokratların yazlık (sayfiye) konaklarına da ev sahipliği yaptı. Erenköy'deki Şükrü Bey, Bihter Hanım, Sakıp Bey ve Ziya Bey konakları günümüze ulaşan örneklerden.
İstasyon duraklarının oluşturduğu mahalleler
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Göztepe’de düzenli vapur seferleri sayesinde bölge sayfiye yeri hâline geldi. Aynı yüzyılın son çeyreğinde demiryolunun inşasıyla birlikte artık yaz-kış oturulan bir mahalle oldu.
1903 yapımı Bostancı’da Huguenin Köşkü, istasyonun inşasından sonra vapur iskelesi olarak kullanıma açıldı. Hattın geçtiği güzergâh üzerinde Raimondo D’Aronco’nun yapmış olduğu yapılar da var. Bunlar; Feneryolu'nda Mehmet Sadık Efendi Konağı (1904), Erenköy'de Cemil Bey Konağı (1904) ve Fenerbahçe'de Botter Evi (1906).

Göztepe İstasyonu
İstasyon kültürü
İnşa edildikleri dönemde etrafında oluşmaya başlanan yerleşimlere sinema ve tiyatro getirmenin yanı sıra kitapların ve gazetelerin ulaşmasını da sağlayan, tüketim, üretim ve sanat kültürünü şekillendiren Kızıltoprak-Bostancı hattı üzerindeki istasyonlar, son dönemde Marmaray’ın yapımıyla birlikte işlevsiz kaldı.
Oysa tarih, devrolabilir, bugünün ihtiyacına cevap verebilir. Restore edilmelerinin ardından yeni diyalog, tanışma ve kültürel aktivitelere alan açan Bomontiada ve Fişekhane örneklerinde olduğu gibi. Göztepe İstasyonu ve Tarihî Moda İskelesi’ne benzer olarak tüm bu terk edilmiş istasyonlar sergi alanı, müze veya kütüphane formunda kullanıma açılabilir, eskiden olduğu gibi bulundukları bölgenin çekim merkezi hâline gelebilir, kültürü şekillendirebilirler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehrin hafıza, kültür, ekonomi, ulaşım ve bağlantı duraklarından belki de en önemlisi: İstasyonlar. İzmit’ten Haydarpaşa’ya uzanan demiryolu üzerinde Kızıltoprak-Bostancı hattındayız bugün.
11 Ara 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kalabalıklardan, sıcaktan ve gürültüden kaçınmak isteyenlerin tatil zamanı Eylül geldi. Bu dönemde tatiler çıkan kişi sayısının giderek artması Süper Eylül trendini de beraberinde getirdi. Peki dinginlik arayışını bir ileri safhaya taşıyanlar nerelere gidebilir? Örneğin dünyanın en sessiz adalarına. Uydu ve harita verilerini kullanarak yapılan analiz sonucu belirlenen dünyanın en sessiz adaları.

Tarihin ve toplumsal olayların binaları nasıl değiştirdiğini ve geçmişin detaylı mimarisinden bugünün daha sade yapılarına nasıl geldiğimizi Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık kurucu ortağı Kerem Erginoğlu ve SO? Mimarlık ve Fikriyat kurucu ortağı Sevince Bayrak’la birlikte inceledik.

Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.

ABTA'nın her yıl yayımladığı seyahat trendleri raporunun sonuncusunda üst sıralarda alışık olmadığımız bir terim yer alıyor: Super September, yani Süper Eylül. Eylül ayında yurt dışı tatiline çıkmayı planlayanların oranı giderek artıyor. Bu yükselişin ardında ise üç temel motivasyon yatıyor: Sıcaklardan kaçma, boşalan plaj ve sokaklar ile uçak ve konaklama fiyatlarının düşmesi.

Son yılların en belirgin kültürel eğilimlerinden biri, kürasyona dayalı yaratıcı komünitelerin yükselişi. Berlin'den New York'a, Londra'dan İstanbul'a, insanlar artık kitlesel platformların anonim kalabalığı yerine kendilerine benzeyen, aynı kafadan, yaşam tarzına yakın hissettikleri insanlarla bir araya gelmeyi tercih ediyor.
03 Eyl 2026



