Körili domates ve nohut, salatalıklı yoğurt eşliğinde


Tostumuzu yedik, Tamamen Organik Tost ’ta bekliyoruz
Tost bizler için sadece ekmek arası bir şey değil. Gece gece (illa ki) perilerinin bizi aşkla ziyaret ettiği, sabah neşesinin peynir gibi içinden aktığı, onu yiyip beklemenin magazine bile sıçradığı üstün bir lezzet.
Daha fazlasını öğren →
Reçete: Ali Slagle
Malzemeler
- 360 gram tam yağlı süzme yoğurt
- 3 adet Çengelköy salatalık, ince doğranmış
- 60 gram taze fesleğen veya nane, ince doğranmış
- 1 diş sarımsak, ince rendelenmiş
- 1 adet limon
- Tuz ve karabiber
- 60 gram sızma zeytinyağı
- 450 gram kiraz domates
- 450 gram haşlanmış nohut
- 4 gram köri tozu
- 25 gram çiğ veya kavrulmuş Antep fıstığı, iri kıyılmış
- Servis için: Bazlama, focaccia, lavaş tarzı ekmek çeşitleri
Yapılışı
- Orta boy bir kapta yoğurt, salatalık, fesleğen, sarımsak ve yarım limonun kabuğunu karıştırılır. Tuz ve karabiberle tatlandırıldıktan sonra buzdolabına kaldırılır.
- Yağ, büyük bir tavada orta ateşte ısıtılır. Domatesler eklenir ve ara sıra sallayarak kızarıp patlamaya başlayana kadar 3-5 dakika pişirilir.
- Nohut ve köri tozu eklenip tuz ve karabiberle lezzetlendirilir. Kokusu çıkıp domateslerin çoğu patlayana kadar ara sıra karıştırarak 2-4 dakika daha pişirilir.
- Bir tabağa veya geniş, sığ bir kaseye yoğurt bir tabaka hâlinde yayılır. Üzerine domates ve nohut eklenir, ardından fesleğen yaprağı ve Antep fıstığı eklenir. Limon sıkılarak ekmek eşliğinde servis edilir.
Not: Köri tozunuz yoksa öğütülmüş zerdeçal, kimyon, kişniş ve bir tutam kırmızı biberi karıştırıp kullanabilirsiniz.
Afiyetler!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
The New York Times'ın ünlü yemek eleştirmeni Pete Wells istifa etti. Türkiye şarapçılığının önemli isimlerinden Yasin Tokat hayatını kaybetti. Burger King'ten roller coaster ile gerçek fast-food deneyimi.
24 Tem 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




