Kriptoyu anlamak: Türkiye için fırsat ve risk

Yeni teknolojilerin yarattığı endişeler, teknolojinin sağladıklarını kendi çıkarına çok yönlü nasıl kullanabileceğine ilişkin alınabilecek aksiyonların önüne geçmiş; ancak teknolojinin faydaları yerine riskleriyle muhatap olmayı engellememiştir. Kripto varlıklar ve nihayet bunlarla ilişkili yapay zeka konusunu ülke olarak ıskalamamız da bu gelişimden istifade etmemizi, yükselen dalga üzerinde yükselmemizi engelleyecektir.
Kriptoyu anlamak: Türkiye için fırsat ve risk

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Dr. Önder Halisdemir

Birçok tarihçiye göre matbaa teknolojisinin Osmanlı’ya geç kabulü, tabana yayılmış bir bilgi toplumu olmayı önleyerek endüstriyel bilgiyi, teknolojiyi, askerî ve kültürel gelişimlerin geç takipçisi olunmasına yol açmış ve gerileme döneminin başlıca sebeplerinden olmuştur. Matbaa / yeni teknolojinin yarattığı endişeler, teknolojinin sağladıklarını kendi çıkarına çok yönlü nasıl kullanabileceğine ilişkin alınabilecek aksiyonların önüne geçmiş; görmezden gelmek, teknolojinin faydaları yerine riskleriyle muhatap olmayı engellememiştir.

Kripto para, kripto varlık, blockchain, Web 3.0 ve nihayet bunlarla ilişkili yapay zekâ konusunu ülke olarak ıskalamamız, bu gelişimden istifade etmemizi, yükselen dalga üzerinde yükselmemizi engelleyecektir. Matbaa çağı neyse, kripto varlık çağı da odur. Şimdiden başlamış olan süreçte verinin, paranın ve kimliğin kontrolü, çok değil, beş sene içerisinde blockchain ve türevleri üzerinde olacaktır. Yapay zekânın agentic (eylemci) özellikleri geliştikçe insanın aksiyonları yapay zekâ tarafından alınmaya başlamıştır ve buradaki aksiyonları mümkün kılacak blockchain ve türevleri çözüm dünyasında yer almayanlar, tüketici konumuna düşerek birçok mevcut işlevsel vasfını kaybedebilecektir.

Çağımızın mahşerinin dört atlısı: yapay zekâ, blockchain, bulut teknolojileri ve büyük veriyi iyi değerlendiren şirketlerdir. Bu şirketler şimdiden ayrışmış, ekonomilerinin büyüklükleriyle bilinen birçok ülkeyi geride bırakmışlardır. Yakın gelecekte insanlık, Government 20 (G20) ülkeleri yerine Corporate 20 (C20) toplantılarını takip eder hale gelebilecektir.

Matbaa ve internet devrimsel birer araç olmalarına rağmen nasıl çok geniş toplumsal ve ekonomik neticeler doğurduysa, Kripto Çağı Ekonomisi’ne geç adaptasyon da benzer sonuçlar doğurabilecektir. İnternete adapte olduğumuzu düşünebilirsiniz; peki ülke içi ve dışı ticaretin giderek dijitalleştiği bir zamanda en büyük internet / e-ticaret şirketlerinin kaçı yerlidir? Adapte olduğumuz boyut, işin müşteri olma ve tüketici tarafıdır. Instagram, X, TikTok, WhatsApp, Netflix, Amazon, Alibaba, Trendyol müşterisiyiz. Elbette işini iyi yapan bu global şirketlerin müşterisi olalım; ancak üretken kriptoyu yakalarsak yerli imkân setlerini en azından bölgeselleştirebilir ve sonrasında globalleştirebiliriz. Savunma sanayimizde yaptıklarımız da bu değil midir? Vazgeçmek, boşvermek değil; bir kapasite inşa etmektir.

Doktora tezini Karar Destek Sistemleri üzerine yazmış, tezini bugün standart olarak kullanılan bir çözüme evrilterek dünyada ilk olan bir uygulamayı geliştirmiş, çeşitli inovasyonlarıyla uluslararası ödüller almış, ülkemizin büyük bir bankasında teknolojiden sorumlu GMY’lik yapmış, finansın birçok kademesinde çalışmış, girişimciliğini de yapmış, kripto alanında kapasite inşa etmiş, dünyadaki gelişmelerin yalnızca bir sayfa gerisinde kalmaya özen gösteren Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı Başkanı kimliğimle de bu konuyu işlemeyi ülkemizin yüksek menfaati için mükellefiyet olarak görüyorum.

Önümüzdeki ağaçlar, sorunlar, öncelikler; ormanı görmemize engel olmamalı ve ağaçları mazeret gösterip kendimizi bulunduğumuz yere hapsetmemeliyiz.

Hâlihazırda ülkemiz kripto varlıklarda pazar / tüketici haline gelmişken, uluslararası ve yerel borsalar ülkemizde milyonlarca müşteriye ulaşmış ve her biri yabancı varlık olan kripto varlıkları pazarlamışken hızla kripto içerik / varlık üreticisi haline gelmezsek, ne dünyadaki yeni varlık sınıfından, para ve bilgi fonksiyonlarından pay alabileceğiz ne de ülkemizdeki birikimleri, para ve bilgi işlevlerini daha fazla koruyabileceğiz. Bunu önlemenin teknik bir yolu yok. Öyleyse ülkemiz, henüz çok kalabalık olmayan masada yerini bir an evvel almalıdır ki rekabetçi üstünlükleriyle geleneksel ekonomide dünyada aldığından daha büyük bir yer edinebilsin.

Tabletler, Sezar Şifresi, Orhun Yazıtları...

Şifrelenmiş bilgi’ anlamına gelen kriptonun tarihi, M.Ö. 1900’lü yıllarda Mezopotamya’da kullanılan tabletlerdeki sembollere kadar uzanır. Antik Yunan’da kripto aletler, Roma döneminde Sezar Şifresi; kendi tarihimizde ise Orhun Yazıtları, yalnızca ilgili Türk boyunun anlayabileceği tamgalar, Osmanlı’da mühürlü sandukalar, hat sanatında müsenna mesajlar... Her milletin alfabesi, anlaşabileceği sembollerden oluşan bir çeşit kripto haberleşmedir.

Modern para ve ticaretin tarihi de kripto ile iç içedir. Lidyalıların bastıkları paralara vurdukları mühürler, Rönesans döneminde Medici gibi bankerlerin faiz ve ticari koşulları gizlemek için mektuplarında kullandıkları şifreler ve kod kitapları da kripto araçlarıdır.

Telgraf, teleks, swift

Elbette kriptolojide dönüm noktalarından biri, 19. yüzyılın sonunda telgraf çağının başlamasıyla para ve ticaretin mesajlar üzerinden globalleşmesidir. Finans sektöründe de kullanılan telgrafı takiben daha iyi şifrelenmiş teleksin altın standart hâline gelmesi, test anahtarlarının kullanımıyla 1930-70 arası ilk defa milyon dolarlık para transferlerini mümkün kılmıştır. 1970’lerden günümüze uzanan bankacılıkta ise teleksin ardılı olan, yüksek kriptolojik güvenlik içeren Swift sisteminin kullanımıyla bugünlere gelinmiştir.

Mesajdan paraya dönüşüm: Bitcoin

İnsanın erken dönem tarihinden başlayan kripto (şifrelenmiş) mesaj iletimiyle işlerini görme biçimi, 2008’de Bitcoin’in ortaya çıkışı ve kriptolanmış mesajın paranın yerini almasıyla başka bir boyuta geçmiştir. Artık şifrenin kendisi parayı temsil eder olmuştur. Evrim, bu zemindeki gelişmelerle insana eşlik edecektir. Arası yoktur; ya fiziki parayı temsil eden altın ve takas ekonomisi ya da kripto paraların da bulunduğu kaydileşmiş sistem. Günümüzde kullandığımız kâğıt ve madeni para tedavülden kalkmaktadır. Fiziki para altın olurken, kaydi olan da kripto olacaktır.

Güneş patlaması, elektrik kesintisi, hacklenmek gibi riskler kriptoda olduğu gibi; günümüzün kaydi para sistemi de konu elektrikse neredeyse eşdeğer risklere sahiptir. Elektriğin, enerjinin, yapay zekânın uluslarüstü para birimi de kripto paralardır. Ülkeler bu teknolojiyi kendi çıkarlarına hizmet eder hâle getirmek için büyük bir yarış içindedir.

Web 3.0 ve sahiplik

Merkezî finansın da yaygın kullandığı okuma/yazma interneti olan Web 2.0’ın evrimi, sahip olma interneti olan Web 3.0’a geçiştir. Şimdilik blockchain teknolojisi sayesinde mümkün olmaktadır. Programlanabilir kripto paraların her biri aynı itibara sahip değildir. Tarihte de birçok para çıkarılmış, hepsi aynı itibara sahip olmadığından çoğu silinip gitmiştir.

2002 yılında basılan Euro, benzersiz özellikleriyle dünyada 340 milyon kullanıcısıyla ikinci rezerv para konumuna gelmiştir. Bu güçlü konumunu ne kadar sürdürecektir? Elbette kripto paraların da hepsine itibar etmek mümkün değildir ve çok azı yaşayabilecektir. Kâğıt paranın itibari değerinde politik / ekonomik itibar; kripto parada algoritmik / topluluk itibarı önemlidir. Sürdürülebilirliği, her durumda itibarın devamlılığı belirlemektedir.

Kriptoya inançsızlık geride kalırken

Kripto paraya inançsızlığın temelinde, alışıldık dayanak varlık ve muhatap yokluğu, anlaşmazlıklarda alışılmış hukuk düzeni eksikliği, elektriğe bağımlı olmanın yanı sıra saçma ya da dolandırıcılık amacıyla çıkarılmış kripto paraların ortadan kaybolmasının yarattığı önyargılar etken olmuştur. Ülkelerin yarış hâlinde çıkardığı düzenlemeler artık kendi hukukunu oluşturmuştur. İnternetin başlangıcında da olmayan düzenlemeler, zamanla yeni teknolojik gelişmelere adapte olmuştur.

Dolandırıcılık ise insanlık tarihinde kendisine hep yeni formlar ve boşluklar bulabilmektedir. Telefon, internet ve kredi kartlarının dolandırıcılığa karşı açıklarının azaltılması bile hâlâ devam eden bir süreçtir.

Kayıt dışı veya kara para konularına muhatap olmasına gelirsek; kripto öncesinde kayıt dışı / kara para neredeydi? Elbette tamamı mevcut sistemdeydi. Hangi sistem çıkarsa, kayıt dışı / kara para, dolandırıcılık vb. konular adapte olmaya, kendini yaşatmaya çalışır. Teknolojiyi kullananın amacı ve sonucu kendisini bağlar.

700 milyon kullanıcının olduğu dünyada, geride kalan inançsızlığın yarattığı önyargı gelinen noktayı görmeyi engellememelidir. Repütasyonu en yüksek dünya şirketleri ve bankaları kripto iş ailelerini kurmuş, ülkeler düzenlemelerini yapmış, finansal sistemdeki payı 5 trilyon doları geçmiştir.

Dünyada birçok ülke vergi tahsilatlarını Bitcoin ile kabul eder hâle gelmiştir. Ülkeler ve şirketler kripto paralarda rezerv tutmaya başlamıştır.

Fragmanlar bitti. Esas film başlarken...

2008’den bugüne on binlerce kripto para projesinden yalnızca bir düzinesi sıyrılabildi. Ancak dünyada şimdiden 700 milyonun üzerinde kripto cüzdan sahibi olduğu düşünüldüğünde, kısa sürede bu altyapıyı kullanan insan sayısındaki artış, başka bir aşamaya gelindiğini göstermektedir.

Birkaç yıl içinde oluşan dip akımın iyice alenileşmesiyle banka hesap sahipliğini geçecek olan bu hızlı gelişim, bir dizi olasılığı da beraberinde getirmektedir. Verinin, paranın ve kimliğin kontrolünün blockchain üzerinde olmaya başladığı bugünlerde finans sistemi kökten değişecek; finansına sahip olamayan ülkelerin işi oldukça zorlaşacak ve egemenlik kavramının içi boşalabilecektir.

Gerçek dünya varlıklarının (RWA) kriptolaşması, filmin bu bölümünün temasını oluşturmaktadır: itibari değerin artık gerçek dünya varlığını temsil etmesi. Evin, aracın, borcun, şirketin, yayın haklarının, gelirlerin, bildiğimiz her şeyin... 7/24 işlem, kendi cüzdanında varlığını saklama, küresel erişim gibi özellikleriyle geleneksel boyut değişmektedir.

Bu nedenle, geleneksel finansın dünyadaki en güçlü temsilcileri yoğun kripto gündemlerine sahip olup artan şekilde bu alandaki varlıklarını genişletmektedir. Kripto teknolojisinin sunduğu avantajlara kimse ve hiçbir ülke kayıtsız kalamamaktadır.

Türkiye için çıkarımlar

Risk

Kripto varlık tsunamisinin öncü dalgaları sahilimize vururken, kumsalda kovasıyla oyalanan, dalgaları ciddiye almayıp magazinine takılan, dalgalarla eğlenip oynayanlar gibiydik. Bu esnada sahilimizi su basmış, ülkemiz çoktan pazar / tüketici olmuştu bile. Dolayısıyla riskin sayısal boyutunun azımsanmayacak kısmı gerçekleşti.

Ülkemizde 10 milyonu bakiyeli olmak üzere 20 milyon kripto cüzdan bulunmaktadır. Türkiye şimdiden dünyadaki kripto varlıkların önemli bir pazarı olmuştur. Hâlihazırda yatırımlarımızın bir bölümü, yastık altının bir kısmı, ticaretin bir parçası, kayıt dışının da önemli payı kripto paralara kaymıştır.

Gerçek dünya varlıklarının kriptolaşması / tokenlaşması dünyada yaygınlaştıkça, yastık altındaki para ve yatırımlardan daha geniş pay alacaktır. En muhafazakâr düşünenler bile, önümüzdeki aylarda Avrupa’dan 500 Euro’ya ev / kira yatırımı, 200 dolara New York’taki Uber aracının kira ortağı, 300 dirheme Dubai’de ev / ofis yatırımı yapabildiğini öğrendiğinde; yastık altı ve birikimler çok daha hızlı biçimde bu alana kanalize olabilecektir.

Bu varlıkların önemli kısmı da hâlâ ülkemizde saklanmamaktadır. Türkiye ekonomisi için fırsat ve risklerin ciddi boyutu, cüzdan sayısı ile birlikte düşünüldüğünde çarpan etkisiyle daha iyi anlaşılmalıdır.

Diğer yandan para transferleri, kimlik ve bilginin de kriptolaşmasıyla bunlara ayak uyduramamamız, egemenlik alanlarımızda varlığımızın zayıflamasına yol açmaktadır.

Bu gelişmeler karşısında korumacılık refleksiyle engellenmesi zaten mümkün olmayan, olanın olmuş olduğu; ülkemizi bu gelişim alanının faydalanıcısı ve bölgemizdeki aktörlerinden biri yapmaya yöneltecek adımları bilinçli şekilde atabilmeliyiz.

Fırsat

Kriptonun en hızlı alan bulabildiği ödemeler / finans, teknoloji, ticaret ve gaming alanlarında ülkemiz, bölge ülkeleri arasında insan kaynağı ve çözümleriyle en ön plandadır. Bölgemizde bu alanlarda Rusya ile yarışır hâldeyiz.

Rusya’nın muhatap olduğu yaptırımlar, fiat (geleneksel) paraya dönmeyi zorlaştırdığı için Türkiye şanslıdır. Bölgedeki diğer önemli oyuncu Dubai, kendisi pazar olmadığı ve insan kaynağı yetersiz olduğu için dünyadaki insan kaynağı ve şirketler için tercih ülkesi hâline gelmeye çalışan bir çekim merkezi olarak Türkiye’nin ve bölgenin kullanmadığı kapasiteyi kullanmaktadır.

Dubai, bölgenin İsviçre’si rolünü geliştirerek başarılı biçimde icra etmektedir. Bu role parası olduğu için değil, vizyonu, düzenlemeleri ve disipliniyle yerleşmiştir. Gelen şirketler Dubai’den yatırım almıyor; aksine yatırımlarının dağıtım merkezi yapıyor.

Türkiye’nin bilinçli atabileceği adımlar, bölgesel akışı dengeleyecek ve Dubai ile sinerjik çalışabilmesini sağlayacaktır. İFM projesi geç kalınmış gözükse de ruhunu yakalamalıdır. İfrat–tefrit dengesinde gri listeye girmeden, enflasyonist etki korkusu olmadan alınacak çok mesafe vardır.

Türkiye’mize gol attıracak, manevra alanı sağlayacak finans zanaatkârlarımız vardır; konsantrasyon ve orkestrasyon sağlanmalıdır. Ülkemiz alanını doldurmadıkça, bölge ülkeleri ülkemizde banka ve finansal kurum alarak kendi sinerji alanlarını sağlama yoluna gitmektedir.

Türkiye, bir ticaret ülkesi ve kavşağı olarak, kripto ödemelerde coğrafi stabil coin’ler, bölgesel saklama merkezi olabilmesi, bölge varlıklarına erişimi mümkün kılacak tokenizasyon projeleri ile ön plana çıkabilecektir.

Diğer yandan, ülke fonlaması için nazlı kurumsal yatırımcıları beklerken, eldeki imkânlarla dünyada 700 milyonu aşkın kripto cüzdan / bireyden arzu ettiği fonlamayı çok daha kolay bulabilecektir. Ülkemiz bunun için gereken her şeye sahiptir. Organize olmayı becerebilmemiz, ihtiyaç duyulan yegâne konudur.

Amerika Hazine Bakanlığı, en güçlü fonlayıcıları arasına milyonlarca bireysel kripto yatırımcısını katmayı başarmıştır.

Özetle, Türkiye’nin sunacağı çözümler; Orta Avrupa, Ortadoğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika bölgelerini içine alan bir nitelik kazanabilecektir. Ülkemizin global ödemelerde kullanılan ilk yerli para transferi markası UPT (Universal Payment Transfer)’yi 2010 yılında kurmuş, dünya standardı Western Union’dan sonra ülkemizde ikinciliğe yerleştirmiş ve tam da bu bölgelerde etkinlik kazandırarak ülkemizin önemli bir hizmet ihraççısı yapmış biri olarak, ülkemizin birçok altyapısının kriptoda bölgesel pasaport olmamızı sağlayacağını söyleyebilirim.

Şu an bizim yapmadığımızı Tether ve benzeri araçlar yapmaktadır.

Aksiyon

Amerika, mevcut düzenleyici otoritelerinin dışında bir iş insanı olan David Sacks’ı kripto çarı olarak atayarak, kripto dostu düzenlemeler konusunda düzenleyiciler arasında eşgüdüm sağlamak, strateji çizmek ve ülkesini lider konuma taşımakla görevlendirdi. Böylece regülasyon alanını güçlü bir uygulamacı ile takviye etti. Kripto ekosistemi, şimdiden Amerikan Hazinesi’nin küreselde en büyük fonlayıcıları arasına girdi.

Bölgesel finans merkezi Dubai, kripto varlıklar için VARA adında ayrı bir düzenleyici otorite kurarak bu alanı ne kadar önemsediğini gösterdi ve bölgesel liderlik sağlamak için önemli, ritmik adımlar atmaktadır. Gayrimenkul, Dubai’de kriptonun önemli bir uygulama alanı hâline geldi bile. Avrupa, MiCAR ile kapsamlı ve liberal regülasyonlara imza attı. Hong Kong, Singapur, Brezilya düzenleyicileri arasında da önemli bir yarış sürüyor. Rusya ve Çin, kendi büyük aktörlerini çıkararak kendi piyasa ve para birimlerini oluşturmuş durumda ve yarışta çok önemli konumdalar.

Ülkemizin ise geçmişte izlediği aksiyoner değil, reaksiyoner tutumu; rekabetçi yerine takipçi konumuna düşmemize ve bu alanda üretici değil tüketici, ihracatçı değil pazar olmamıza yol açmıştır. Ülkemizde yabancı varlıklara pazar kazandıran işin borsacılık tarafı kısmen gelişmiş, kripto işi çoğu zaman yalnızca buna indirgenerek anlaşılmaya çalışılmıştır.

Nihayet geçtiğimiz yıl yasalaşma süreciyle konunun birincil muhatabının SPK olarak adreslenmesi kıymetli bir adım olmuştur. Ancak bu yeterli değildir.

Bir dizi hızlı kazanım adımını ritmik biçimde atabilmeliyiz ki, pazar hâline geldiğimiz bu konuda dengeleyici faktörler devreye girdiği gibi, akışı ülke ekonomimize yönlendirebilelim.

1. SPK’da “Kripto Varlık Dairesi” kurulmalı ve ivedilikle yerli kripto varlık / içerikler düzenlenmelidir.

Sermaye Piyasası Kurulu, ülkemizin yüz akı kurumlarından biridir ve çok değerli uzmanlık ile uzmanları barındırmaktadır. Ancak son beş yılda yeni fonlar, halka arzlar, yeni piyasalar, negatif faiz, pandemi vb. etkilerle sermaye piyasaları tarihsel olarak en yüksek işlem çeşitliliğine ulaşırken; buna paralel olarak SPK’da uzman sayısının artması gerekirken, rekabetin gerisinde kalan ücret politikaları sebebiyle özel sektöre geçişler hızlanmış ve kurumun personel sayısı azalmıştır.

Bu durum BDDK ve Borsa kurumları için de geçerlidir. Birkaç bin iyi yetişmiş insanımıza iyi bakalım. Bunun için ilave kamu fonlarına gerek yoktur; piyasa işlemlerinden karşılanabilir. Bu kurumlar oluşturulurken pozitif ayrımcılığa sahiptiler ve bu sayede yetenekleri topladılar; ancak zamanla önemli kısmını kaybettiler.

Yalnızca Türkiye’deki değil, uluslararası yetenekleri de istihdam edebilmeliler. Kurumsal devamlılığı sağlamamız şarttır. Şu an SPK’nın kurumsal kapasitesi, tüm iyi niyetine rağmen, kripto gibi yeni bir konuyu geçelim, mevcut sorumluluklarına yetişmekte bile haklı sıkıntılar çekiyor.

Yeni alınan personelin uzman kıvamına gelmesi ise, gerekli şartlar oluşturulsa bile, en az 7 yıl sürer. Zaten dünyada 2030’da yeni düzen oturmuş olacak; o hâlde her günümüzü 2030 dünyasında ülkemizi rekabetçi konuma taşımakla geçirmeliyiz.

Şu an kripto varlık konusu SPK’da, mevcut yoğun bir dairenin birçok işinden yalnızca bir tanesidir. Dolayısıyla tam zamanlı bir uğraş mümkün olamamaktadır. Bu koşullara rağmen yine de iyi iş çıkarıldığının hakkını vermek gerekir.

Ancak mümkünse, ivedilikle Kripto Varlık konusunun SPK’da münhasır işi kripto olan bir daireyle ve özel konumla götürülmesi çok daha faydalı olacaktır. Bu daire teşekkül ederken, yurt dışından da uzman / danışman transfer edebilecek ve mevcut yerli uzmanları kaybetmeyecek sürdürülebilir finansal koşullar oluşturulmalıdır.

Dubai’nin 2022’de oluşturduğu VARA gibi tamamen ayrı bir düzenleyici otoriteyi sıfırdan kurmak, bu saatten sonra zaman kaybı yaratabilecektir. Gerek duyulursa SPK’da oluşturulan münhasır daire, sonraki yıllarda yeni bir kuruma evriltilebilir.

Şu an piyasadaki tüm yabancı kripto varlıklara erişim mümkünken, yerli kripto içerik ve varlıklar için düzenlemeler beklenmektedir. Ülkemizdeki biri dünya kripto varlıklarına her kanaldan erişebilirken, düzenlenmiş yerli varlık / içerik sınıfları oluşturmak; yurt dışına giden akışı azaltma ve/veya yurt dışından yurt içine akış çekme imkânı yaratacaktır.

Her ay kaç yerli varlığı geniş biçimde ticarete konu olacak şekilde kriptolaştırdığımız, başarı ölçütümüz olmalıdır.

2. Bir iş insanı Kripto Elçisi olarak atanmalıdır.

Dünya kriptolaşırken ülkemizin yalnızca ayak uydurması değil, rekabetçi biçimde ülkeler düzleminde stratejik konumlanması önemlidir. Kripto konusu, vurgulandığı üzere, paranın, bilginin ve iş görmenin yeni formudur.

Konu; Hazine, Merkez Bankası, BDDK ve Ticaret Bakanlığı’nı doğrudan, tüm diğer kurumları dolaylı etkileyen çok yönlü bir gelişmedir. Karmaşık değildir ama interdisipliner bir yapıya sahiptir.

Önerim; Amerika’nın yaptığı gibi (David Sacks örneğinde olduğu gibi) benzer bir persona / iş insanının, finans ve fintech geçmişi güçlü, başarılı girişimcilik ve uygulamacılık deneyimi olan birinin, kamunun Kripto Elçisi olarak atanmasıdır.

Bu kişi salt akademisyen veya danışman geçmişli olmamalıdır. Bu iş insanı, interdisipliner olan bu konuda düzenleyiciler arasında ülkemizin rekabetçi biçimde konumlanmasını sağlayacak ortak anlayış ve mekanizmaları inşa etmekten, kamu farkındalığını artırmaktan sorumlu olmalıdır.

Bu kişinin illa Türk olmasına da gerek yoktur. Uluslararası iş bitirme geçmişi olan biri olması daha da iyi olabilir. Nasıl ki voleybolda yabancı antrenörle dünyada ilk üçteyiz; burada da aynı model uygulanabilir.

Zamanında aslında bir finans AVM’si olan İFM için de, daha önce Dubai veya Londra’da finans merkezi CEO’luğu yapmış bir yabancının alınmasını önermiştim. Önemli olan, stratejik konumlanma, yol haritası ve hızlı kazanımlar konusunda mutabakat ve performansın uygun metriklerle ölçülmesidir.

Aksi takdirde, interdisipliner olan bu konuyu her kurumun vizyonu, önceliği ve sınırlı etki alanına bırakırız. Henüz vaktimizin olduğu bu iyi zamanlarda gereği gibi organize olmazsak, fırsatlardan fırsat değil, risklerden riskler beğenir hâle gelmemiz çok daha olasıdır.

Konu zaten kaçınılmaz biçimde önümüzdeki yıllarda her kurumu ziyadesiyle meşgul edecektir.

3. Ekonomi Koordinasyon Kurulu ve Finansal İstikrar Komitesi’nin aylık gündeminde gelişmeler ele alınmalıdır.

Kripto Elçisi, her ay SPK ile birlikte gelişmeleri sunmalı ve değerli komite üyelerinin katkı ile değerlendirmelerini almalıdır. Bu mekanizma, konunun sürekli gündemde kalmasını ve gelişimini sağlayacaktır.

4. Kamunun teknoloji fonlarından blockchain girişimlerinin yararlandırılması sağlanmalıdır.

Girişim ve teknolojiye aktarılan kamu fonlarının belirli bir kısmı blockchain projelerine yönlendirilmelidir. Bu alanda faaliyet gösteren şirketler (borsalar hariç) vergi ve diğer özendirici araçlarla desteklenmeli, bu konuda girişimcilik teşvik edilmelidir.

Blockchain, tıpkı savunma sanayii veya yazılım gibi stratejik öneme sahip bir alan olarak değerlendirilmelidir. Bu alanı desteklemek, hem teknoloji üretim kapasitemizi artıracak hem de ülkemizin bölgesel dijital ekonomide söz sahibi olmasını kolaylaştıracaktır.

5. Kripto Strateji Belgesi oluşturulmalıdır.

Ulusal ölçekte bir Kripto Strateji Belgesi hazırlanmalı; ülkemizin fırsatlar ve riskler dünyasında rekabetçi üstünlükleriyle birlikte konumu ve yol haritası belirlenmelidir.

Finans kurumlarının ve finans yöneticilerinin üyesi olduğu köklü bir finans STK’sı olan Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı olarak, gereken ortamı oluşturmayı ve süreci desteklemeyi arzu ederiz.

Mesele yalnızca ülkemizin geri kalmaması değil; belirlenen alanlarda ön planda, hizmet ihraç eden bir ülke konumuna gelmesidir.

Sonuç

Bu beş erken kazanımı kurgularken, “hangi faktör değişkenleriyle oynarsak en yüksek çıktıyı elde edebiliriz” zaviyesinden düşünmeye çalıştım.

Elbette okuyucuların da önerebileceği başka adımlar olabilir. Ancak umarım ülkemiz, dünyada kâğıtların yeniden dağıtıldığı bu dönemde, oyun değiştirici bir teknoloji olan blockchain ve kripto dalgasını —yani dijital ekonominin yeni kaldıracını— çok daha iyi değerlendirerek fayda sağlar ve dünya geleneksel ekonomisinden aldığı paydan çok daha fazlasını elde edebilir.

Bu makale, Aposto'nun Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı - Finans Kulüp ile işbirliği çerçevesinde yayımlanmıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR