

Akıllı işletmeye giden yolda dijital dönüşüm rehberliği: NTT DATA Business Solutions Türkiye
Faaliyetlerine başladığı 2000 yılından bu yana kurumsal iş uygulamaları ve yeni nesil teknolojiler alanında danışmanlık hizmeti sunan NTT DATA Business Solutions Türkiye , yeni nesil teknolojiler başta olmak üzere SAP® çözümlerinin…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Dünya Bankası, “Gıda Fiyatları Geriledi Ancak Riskler Yüksek Kalmaya Devam Ediyor” başlıklı blog yazısında, gıda fiyatlarının 2022’nin üçüncü çeyreğinde gerilediğini fakat fiyatların tarihi trendin üzerinde seyretmesinin beklendiğini ifade etti.
Dünya Bankası gıda fiyat endeksi nisan ayında tarihi zirvesini gördükten sonra yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %12 geriledi fakat buna rağmen endeks geçtiğimiz yıla oranla yaklaşık %20 daha yüksek seyrediyor. Endeksin 2023 yılında %5 daha düşmesi beklenirken, yine de tarihi trendin üstünde kalacağı ifade ediliyor.
Yükselişe sebep olan etmenler
Yayımlanan blog yazısında, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere pek çok ülkede gıda enflasyonunun yükselmeye devam ettiği belirtiliyor. Gıda enflasyonunda yukarı yönlü baskı oluşturan etmenler ise, yaşanan arz kesintileri, yükselen üretim maliyetleri ve USD’nin gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı değer kazanması olarak gösteriliyor.
Özellikle şubat ayında çıkan Rusya-Ukrayna savaşının ardından küresel buğday ve yemeklik yağ arzı sekteye uğradı. Dünyanın en büyük buğday üreticilerinden biri olan Ukrayna, tahıl koridoru anlaşmasının imzalandığı temmuz ayına dek buğday sevkiyatı yapamadı. Rusya iç pazarını korumak adına belirli tahıl ürünlerinin ihracatını askıya alırken, dünyanın en büyük ikinci buğday üreticisi olan Hindistan ise buğday ihracatını yasakladı.
Buğday arzına ilişkin yaşanan sıkıntılar tahıl koridoru anlaşması gibi diplomatik mutabakatlar ile çözülse de gıda arzıyla alakalı farkı sorunlar baş gösterdi.
Savaşın başlamasının ardından Rusya’nın enerji arzını daraltması ve uygulanan birtakım yaptırımlar nedeniyle yakıt ve gübre maliyetlerinde, dolayısıyla tarım üretim girdilerinde astronomik artışlar kaydedildi. Örneğin ülkemizde TÜİK tarafından yayımlanan tarımsal girdi fiyat endeksi, eylül ayında %138,1’e ulaşarak rekor kırdı. Endeksin yükselişine ise yıllık bazda %226’dan fazla artan gübre fiyatları öncülük ediyor.

Liderler, 2023 yılında bir gıda krizi olabileceği uyarısında bulunarak, özellikle gübre fiyatlarındaki artışın durdurulması konusuna dikkat çekmeye çalışıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “eşi görülmemiş bir gıda krizine” karşı uyarılarda bulunarak, “2022'de gübre olmadan, 2023'te yeterli gıda olmayabilir” ifadelerini kullanıyor.
Guterres ayrıca, “Dünya Gıda Programı'na göre son iki yılda, dünya genelinde gıda erişimi sıkıntısı çeken insanların sayısı iki kattan fazla artarak 276 milyona ulaştı. 2022'de birden fazla kıtlık ilan edilmesi gibi gerçek bir risk var ve 2023 daha da kötü olabilir” diyerek, ülkeleri üzerlerine düşeni yapmaya davet ediyor.
Gelişmekte olan ülkelerde yükselişi her geçen gün devam eden gıda enflasyonunun bir başka sebebi olarak ise USD’de yaşanan güçlü yükseliş gösteriliyor. Fed’in ABD’deki enflasyonu düşürmek adına mart ayından bu yana yaptığı toplamda 375 baz puanlık faiz artışı, USD’nin gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı güçlenmesine sebep oldu. Bu durum da küresel piyasalarda USD üzerinden belirlenen gıda fiyatlarında ve gıda üretim girdilerinde, gelişmekte olan ülke para birimleri bazında bir artış yaşamasına sebep oldu. Böylece gelişmekte olan dünyada gıda enflasyonu daha da yükselerek gıda güvenliğini tehdit etmeye başladı.
Riskler
Dünya Bankası, gıda fiyat görünümünün çok sayıda riske maruz kaldığını da ifade ediyor. Bu konuda başlıca riskler ise tarımsal girdi fiyatlarının beklenenden fazla artması ve enerji arzında beklenmedik bir kesinti yaşanması olarak gösteriliyor.
Kurum ayrıca Fed’in daha sert bir sıkılaşma politikasına gitmesi ile USD’de değer artışının daha da hızlanmasının küresel gıda fiyat görünümü için bir risk olduğunu ifade ediyor.
Olumsuz hava koşulları ile birlikte gıda üretiminde bir düşüş gözlemlenmesi ve kısıtlayıcı ticaret politikaları ile gıda ticaretinin önüne bariyerler konulması ise banka tarafından “risk” olarak nitelendirilen diğer senaryolar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tarımsal girdi fiyat endeksinde yıllık artış %138'i aşarak rekor tazeledi. Almanya'da üretici fiyatları zirveden gerilerken, Dünya Bankası gıda fiyatları üzerindeki riskler konusunda uyardı.
22 Kas 2022

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.
22 Eki 2026

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026




