

Akıllı işletmeye giden yolda dijital dönüşüm rehberliği: NTT DATA Business Solutions Türkiye Faaliyetlerine başladığı 2000 yılından bu yana kurumsal iş uygulamaları ve yeni nesil teknolojiler alanında danışmanlık hizmeti sunan NTT DATA Business Solutions Türkiye , yeni nesil teknolojiler başta olmak üzere SAP® çözümlerinin tasarımını, uygulamasını ve yönetimini gerçekleştiriyor. Nedir? Yeni nesil teknoloji uygulamaları ve SAP® uygulamalarında pazar lideri olan NTT DATA Business Solutions Türkiye , 700’den fazla kuruma dijital dönüşüm konusunda uçtan uca teknolojik çözümler sunarak rehberlik ediyor. Neler var? SAP® çözümleriyle stratejik finans yönetimi: Finansta dijitalleşmenin süreçleri hızlandırması, CFO’ların proaktif ve çevik bir şekilde yanıt vermek için içgörüler elde edebilen dijital araçlara ihtiyaç duymasına neden oluyor. SAP®’nin sunduğu geleceğe yönelik analizler ve gerçek zamanlı iş verileriyle iş kararlarının sonuçları çalkantılı dönemlerde dâhi daha öngörülebilir ve güvenli hâle geliyor. Enflasyon Muhasebesi Paketi: Esnek yapısı itibarıyla bütün sistemlere göre özelleştirilerek uyumlu hâle getirilebilen, tam entegrasyon sağlayan ve istenen tüm verileri tek ekranda sunan NTT DATA Business Solutions Enflasyon Muhasebesi Paketi’yle VUK, IFRS ve TFRS standartlarında stok, duran varlık ve gelir tablosu hesaplamaları tek bir ekran üzerinden takip edilip raporlanabiliyor. Enflasyon Muhasebesi Çözüm Paketini buradan indirebilirsiniz. NTT DATA Business Solutions Türkiye hakkında daha fazla bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Dünya Bankası, “Gıda Fiyatları Geriledi Ancak Riskler Yüksek Kalmaya Devam Ediyor” başlıklı blog yazısında, gıda fiyatlarının 2022’nin üçüncü çeyreğinde gerilediğini fakat fiyatların tarihi trendin üzerinde seyretmesinin beklendiğini ifade etti.
Dünya Bankası gıda fiyat endeksi nisan ayında tarihi zirvesini gördükten sonra yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %12 geriledi fakat buna rağmen endeks geçtiğimiz yıla oranla yaklaşık %20 daha yüksek seyrediyor. Endeksin 2023 yılında %5 daha düşmesi beklenirken, yine de tarihi trendin üstünde kalacağı ifade ediliyor.
Yükselişe sebep olan etmenler
Yayımlanan blog yazısında, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere pek çok ülkede gıda enflasyonunun yükselmeye devam ettiği belirtiliyor. Gıda enflasyonunda yukarı yönlü baskı oluşturan etmenler ise, yaşanan arz kesintileri, yükselen üretim maliyetleri ve USD’nin gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı değer kazanması olarak gösteriliyor.
Özellikle şubat ayında çıkan Rusya-Ukrayna savaşının ardından küresel buğday ve yemeklik yağ arzı sekteye uğradı. Dünyanın en büyük buğday üreticilerinden biri olan Ukrayna, tahıl koridoru anlaşmasının imzalandığı temmuz ayına dek buğday sevkiyatı yapamadı. Rusya iç pazarını korumak adına belirli tahıl ürünlerinin ihracatını askıya alırken, dünyanın en büyük ikinci buğday üreticisi olan Hindistan ise buğday ihracatını yasakladı.
Buğday arzına ilişkin yaşanan sıkıntılar tahıl koridoru anlaşması gibi diplomatik mutabakatlar ile çözülse de gıda arzıyla alakalı farkı sorunlar baş gösterdi.
Savaşın başlamasının ardından Rusya’nın enerji arzını daraltması ve uygulanan birtakım yaptırımlar nedeniyle yakıt ve gübre maliyetlerinde, dolayısıyla tarım üretim girdilerinde astronomik artışlar kaydedildi. Örneğin ülkemizde TÜİK tarafından yayımlanan tarımsal girdi fiyat endeksi, eylül ayında %138,1’e ulaşarak rekor kırdı. Endeksin yükselişine ise yıllık bazda %226’dan fazla artan gübre fiyatları öncülük ediyor.

Liderler, 2023 yılında bir gıda krizi olabileceği uyarısında bulunarak, özellikle gübre fiyatlarındaki artışın durdurulması konusuna dikkat çekmeye çalışıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “eşi görülmemiş bir gıda krizine” karşı uyarılarda bulunarak, “2022'de gübre olmadan, 2023'te yeterli gıda olmayabilir” ifadelerini kullanıyor.
Guterres ayrıca, “Dünya Gıda Programı'na göre son iki yılda, dünya genelinde gıda erişimi sıkıntısı çeken insanların sayısı iki kattan fazla artarak 276 milyona ulaştı. 2022'de birden fazla kıtlık ilan edilmesi gibi gerçek bir risk var ve 2023 daha da kötü olabilir” diyerek, ülkeleri üzerlerine düşeni yapmaya davet ediyor.
Gelişmekte olan ülkelerde yükselişi her geçen gün devam eden gıda enflasyonunun bir başka sebebi olarak ise USD’de yaşanan güçlü yükseliş gösteriliyor. Fed’in ABD’deki enflasyonu düşürmek adına mart ayından bu yana yaptığı toplamda 375 baz puanlık faiz artışı, USD’nin gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı güçlenmesine sebep oldu. Bu durum da küresel piyasalarda USD üzerinden belirlenen gıda fiyatlarında ve gıda üretim girdilerinde, gelişmekte olan ülke para birimleri bazında bir artış yaşamasına sebep oldu. Böylece gelişmekte olan dünyada gıda enflasyonu daha da yükselerek gıda güvenliğini tehdit etmeye başladı.
Riskler
Dünya Bankası, gıda fiyat görünümünün çok sayıda riske maruz kaldığını da ifade ediyor. Bu konuda başlıca riskler ise tarımsal girdi fiyatlarının beklenenden fazla artması ve enerji arzında beklenmedik bir kesinti yaşanması olarak gösteriliyor.
Kurum ayrıca Fed’in daha sert bir sıkılaşma politikasına gitmesi ile USD’de değer artışının daha da hızlanmasının küresel gıda fiyat görünümü için bir risk olduğunu ifade ediyor.
Olumsuz hava koşulları ile birlikte gıda üretiminde bir düşüş gözlemlenmesi ve kısıtlayıcı ticaret politikaları ile gıda ticaretinin önüne bariyerler konulması ise banka tarafından “risk” olarak nitelendirilen diğer senaryolar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tarımsal girdi fiyat endeksinde yıllık artış %138'i aşarak rekor tazeledi. Almanya'da üretici fiyatları zirveden gerilerken, Dünya Bankası gıda fiyatları üzerindeki riskler konusunda uyardı.
22 Kas 2022

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında fonların tasfiyesine ilişkin yapılan toplantıda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonları için bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararı alındı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da fonların malvarlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Peki bu tasfiye süreci için ne tür senaryolar ön plana çıkıyor?

ABD’nin kripto piyasasını baştan aşağı düzenlemeyi amaçlayan Clarity Act yasa tasarısı, geçtiğimiz günlerde Senato’da kritik eşiği aşamadı. Ancak, tasarının başarısızlığı sadece kripto sektörünün düzenleme beklentisini değil, Washington’daki güç dengelerini, bankaların stablecoin endişelerini ve Trump ailesinin kripto yatırımları etrafındaki etik tartışmayı da görünür hale getirdi




