Merkez Bankası ne zaman faiz indirir?


Globalleşme desteği Innogate Always On ile genişliyor İTÜ ARI Teknokent , yerli teknoloji şirketlerine ve girişimlerine sunduğu globalleştirme desteğini genişleterek 5 farklı ülkede, 365 gün online ve yüz yüze olarak kurguladığı Innogate Always On ile benzersiz bir yapı sunuyor. Innogate Always On ile Almanya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık ve Hollanda olmak üzere tam 5 ülkede sınırlar girişimciler için kalkıyor. Girişimlerin ihtiyaçlarına göre belirlenen bu 5 hedef pazar ile Innogate Always On, yerli girişimci ve teknoloji şirketlerine ihracata başlamak veya ihracat operasyonlarını arttırmak için global standartlarda donanım kazandırıyor. Nasıl? Türkiye’nin inovasyon ekosistemini güçlendirmeyi amaçlayan Innogate Always On , farklı girişimlerin hedef ve ölçeğine uygun tasarlanan üç farklı aşamadan oluşuyor. Girişimciler, 200’den fazla koordinatör, mentor ve koç ile fiziksel ve çevrimiçi yatırıma hazırlık kampı, Demo Day hizmetleri, pazar keşif haftaları ve programlarıyla global dünyaya atılıyor. Bu sayede Innogate Always On , global bir ekosisteme dönüşen İTÜ ARI Teknokent bünyesindeki ve Türkiye’deki girişimlerin ve teknoloji şirketlerinin global fırsatların fark edilip etkin bir şekilde değerlendirilmesini amaçlıyor. Globale açılmak ve ölçeğini büyütmek isteyen tüm yerli teknoloji şirketleri, Innogate Always On ile ilgili ayrıntılı bilgi almak ve başvuruda bulunmak için burayı ziyaret edebilir.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Ekonomi yönetimi tarafından da sık sık enflasyon beklentilerinin düşmeye devam ettiği ve dezenflasyon vurgusunun yapıldığı bir ortamda, Eylül - Ekim ayından itibaren TCMB’nin faiz indirim beklentileri muhtemelen fiyatlanmaya başlayacaktır. Bu görüşümüzü uzun süredir korumamızın nedenlerinden bir tanesi de TCMB’nin 2025 sonu enflasyon tahminini %14 olarak koruması diyebiliriz.
Sonbahar aylarından itibaren yaklaşık 15-16 aylık bir süreçte enflasyonu %14 seviyesine indirmeyi öngören Merkez Bankası'nın faizi %50’de tutması çok zor olacak. Bu nedenle faiz indirimlerinin başlayacağını, fakat bunun ne boyutta olacağını daha çok konuşacağımız bir sürecin geldiği kanaatindeyiz.
İç talepte zayıflama sinyalleri artıyor
Bu yazıyı TCMB'nin Para Politikası Kurulu kararından önce yazmaya başladık. Önce geriye dönüp bir bakalım. Hatta çok uzağa gitmeyelim, son iki TCMB toplantısı basın duyurusunu hatırlayalım. Merkez bankamız enflasyona ilişkin risklerin devam ettiği vurgusunu hemen her toplantı sonrası yapıyor. Son iki toplantıda da bunları yapmaya devam etti. Neleri risk olarak görüyor? Hizmet enflasyonundaki katılığı, gıda fiyatlarındaki riski, jeopolitik riskleri ve talep baskısının hâlâ devam ettiğine dair gözlemlerini…
Son bir ayda gelen verilere baktığımızda, bu risklerden talep baskısına ilişkin gelişmelerde hafif bir gerileme olduğunu söyleyebiliriz. Gerek anekdotal bilgiler, örneğin tatil beldelerinin geçtiğimiz yıllara göre daha boş olması gibi, gerek tüketici güven endeksleri gibi veriler iç talepte yavaşlama sinyalini daha güçlü vermeye başladı. Bloomberg HT Tüketici Güven Ön Endeksi, Temmuz ayı verilerine göre Haziran sonu ile karşılaştırıldığında %13 düşüş gösterdi.
Yine endeksin alt kırılımlarından, içinde bulunduğumuz dönemde alışveriş yapmanın uygun olup olmadığını ölçen tüketim eğilim endeksi %16 gibi sert bir düşüş ile geldi. TCMB - TÜİK tarafından yayınlanan Temmuz ayı Tüketici Güven Endeksi de de dün gelen verilerle %3 üzerinde bir düşüşle 75 seviyelerine geriledi. Arka arkaya gelen iki Tüketici Güven Endeksi verisi de iç talep zayıflaması konusunda benzer ve görece güçlü sinyal vermiş oldu. Bunun dışında, yaşanan kuraklık ve aşırı sıcaklar gıda fiyatlarındaki enflasyon riskini özellikle sonbahar aylarından itibaren maalesef arttırmış durumda. Hizmet fiyatlarındaki baskı devam ediyor. Jeopolitik risklerin azaldığını söylemekte çok kolay değil. İsrail’in durmak bilmeyen Gazze saldırıları, ABD’de seçim sürecinin artan belirsizlikle devam etmesi gibi bir çok gelişme jeopolitik risk algısında düşüşünü engelliyor. Altın fiyatlarının yukarı seyri yönlü seyri de bunu bir ölçüde destekliyor.
TL’de reel değerlenme ve enflasyon beklentileri
Yine TCMB‘ nin son kararlarına bakacak olursak, oldukça iddialı olan enflasyon tahminlerine ulaşmak için üç ana çıpa olduğunu görüyoruz. Bunlardan birincisi, iç talebin zayıflatılması, ikincisi TL’nin reel olarak değerlenmesi, üçüncüsü ise enflasyon beklentilerinin TCMB tahminleri ile yakınsaması. Bu çerçevede bakıldığında, bir önceki toplantıya göre iç talepteki zayıflama konusundaki sinyallerin artması TCMB'nin önündeki belirsizlikleri bir miktar azaltmış olabilir. Yine, TCMB piyasa katılımcıları anketine göre yılsonu enflasyon beklentisinin %43’lere gerilemesi, %38 olan TCMB tahminine oldukça yakın olması yine Merkez Bankası açısından olumlu değerlendirebilecek bir adım gibi görünüyor. TL’nin reel olarak değerlenmesi ise güçlü bir şekilde devam ediyor. TL’deki değerlendirmenin çok sürdürülebilir olduğunu düşünmemekle birlikte, Merkez Bankasını politika çerçevesinin işlediğine dair ikna edecek gelişmelerin arttığını söyleyebiliriz.
Hizmetler ve gıda enflasyonu riski yüksek
Yazının sonlarına doğru aldığımız Temmuz ayı TCMB para kurulu karar metni de bu görüşü destekliyor görünüyor. İç talepte yavaşlamanın biraz daha güçlendiğine dair tespitleri Merkez Bankası da paylaşıyor. Kur politikası reel değerlenmeyi destekliyor. Beklentiler konusunda da Merkez Bankası’nın çok kaygılı olmadığı kanaatindeyiz.
Bununla birlikte, özellikle hizmet fiyatlarındaki katılık, yönetilen yönlendirilen fiyatların getirdiği baskı, gıda fiyatlarındaki yükseklik ve jeopolitik riskler Merkez Bankası'nın ihtiyatlı duruşunun arkasındaki önemli faktörler olarak görünüyor. Yıllık olarak sert düşüş yaşansa bile aylık enflasyonda görece hızlanma ihtimali Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu desteklemiş görünüyor. Önümüzdeki birkaç ayda yıllık enflasyonda görece sert düşüşler izleyeceğiz. Aylık enflasyon da Ağustos ayından itibaren benzer bir eğilime girerse Merkez Bankası’nın Eylül, en geç Ekim ayından itibaren faiz indirme olasılığının güçlü olduğu kanaatindeyiz.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi 2025 sonu %14 enflasyon beklentisi Merkez Bankası’na harekete geçirebilecek en önemli faktör olarak görünüyor. Bununla birlikte Merkez Bankası’nın ufak adımlar atacağını yıl sonunda politika faizini %45 seviyelerine indirebileceğini tahmin ediyoruz. Normal koşullarda yılbaşına kadar faizin inmemesi gerektiğini düşünen birisi olarak, indirimler ne kadar sınırlı kalırsa enflasyonla mücadeleye verilecek zarar o kadar azaltılabilir düşüncemizi de koruyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TCMB Para Politikası Kurulu toplantısında bekleneni yaptı ve politika faizini sabit bırakma kararı aldı. Ancak karar sonrasında verilen mesajlar, likidite koşullarının yeniden sıkılaşabileceğine işaret etti.
24 Tem 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




