Merkez Bankası ne zaman faiz indirir?


Globalleşme desteği Innogate Always On ile genişliyor
İTÜ ARI Teknokent , yerli teknoloji şirketlerine ve girişimlerine sunduğu globalleştirme desteğini genişleterek 5 farklı ülkede, 365 gün online ve yüz yüze olarak kurguladığı Innogate Always On ile benzersiz bir yapı sunuyor. Innogate…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Ekonomi yönetimi tarafından da sık sık enflasyon beklentilerinin düşmeye devam ettiği ve dezenflasyon vurgusunun yapıldığı bir ortamda, Eylül - Ekim ayından itibaren TCMB’nin faiz indirim beklentileri muhtemelen fiyatlanmaya başlayacaktır. Bu görüşümüzü uzun süredir korumamızın nedenlerinden bir tanesi de TCMB’nin 2025 sonu enflasyon tahminini %14 olarak koruması diyebiliriz.
Sonbahar aylarından itibaren yaklaşık 15-16 aylık bir süreçte enflasyonu %14 seviyesine indirmeyi öngören Merkez Bankası'nın faizi %50’de tutması çok zor olacak. Bu nedenle faiz indirimlerinin başlayacağını, fakat bunun ne boyutta olacağını daha çok konuşacağımız bir sürecin geldiği kanaatindeyiz.
İç talepte zayıflama sinyalleri artıyor
Bu yazıyı TCMB'nin Para Politikası Kurulu kararından önce yazmaya başladık. Önce geriye dönüp bir bakalım. Hatta çok uzağa gitmeyelim, son iki TCMB toplantısı basın duyurusunu hatırlayalım. Merkez bankamız enflasyona ilişkin risklerin devam ettiği vurgusunu hemen her toplantı sonrası yapıyor. Son iki toplantıda da bunları yapmaya devam etti. Neleri risk olarak görüyor? Hizmet enflasyonundaki katılığı, gıda fiyatlarındaki riski, jeopolitik riskleri ve talep baskısının hâlâ devam ettiğine dair gözlemlerini…
Son bir ayda gelen verilere baktığımızda, bu risklerden talep baskısına ilişkin gelişmelerde hafif bir gerileme olduğunu söyleyebiliriz. Gerek anekdotal bilgiler, örneğin tatil beldelerinin geçtiğimiz yıllara göre daha boş olması gibi, gerek tüketici güven endeksleri gibi veriler iç talepte yavaşlama sinyalini daha güçlü vermeye başladı. Bloomberg HT Tüketici Güven Ön Endeksi, Temmuz ayı verilerine göre Haziran sonu ile karşılaştırıldığında %13 düşüş gösterdi.
Yine endeksin alt kırılımlarından, içinde bulunduğumuz dönemde alışveriş yapmanın uygun olup olmadığını ölçen tüketim eğilim endeksi %16 gibi sert bir düşüş ile geldi. TCMB - TÜİK tarafından yayınlanan Temmuz ayı Tüketici Güven Endeksi de de dün gelen verilerle %3 üzerinde bir düşüşle 75 seviyelerine geriledi. Arka arkaya gelen iki Tüketici Güven Endeksi verisi de iç talep zayıflaması konusunda benzer ve görece güçlü sinyal vermiş oldu. Bunun dışında, yaşanan kuraklık ve aşırı sıcaklar gıda fiyatlarındaki enflasyon riskini özellikle sonbahar aylarından itibaren maalesef arttırmış durumda. Hizmet fiyatlarındaki baskı devam ediyor. Jeopolitik risklerin azaldığını söylemekte çok kolay değil. İsrail’in durmak bilmeyen Gazze saldırıları, ABD’de seçim sürecinin artan belirsizlikle devam etmesi gibi bir çok gelişme jeopolitik risk algısında düşüşünü engelliyor. Altın fiyatlarının yukarı seyri yönlü seyri de bunu bir ölçüde destekliyor.
TL’de reel değerlenme ve enflasyon beklentileri
Yine TCMB‘ nin son kararlarına bakacak olursak, oldukça iddialı olan enflasyon tahminlerine ulaşmak için üç ana çıpa olduğunu görüyoruz. Bunlardan birincisi, iç talebin zayıflatılması, ikincisi TL’nin reel olarak değerlenmesi, üçüncüsü ise enflasyon beklentilerinin TCMB tahminleri ile yakınsaması. Bu çerçevede bakıldığında, bir önceki toplantıya göre iç talepteki zayıflama konusundaki sinyallerin artması TCMB'nin önündeki belirsizlikleri bir miktar azaltmış olabilir. Yine, TCMB piyasa katılımcıları anketine göre yılsonu enflasyon beklentisinin %43’lere gerilemesi, %38 olan TCMB tahminine oldukça yakın olması yine Merkez Bankası açısından olumlu değerlendirebilecek bir adım gibi görünüyor. TL’nin reel olarak değerlenmesi ise güçlü bir şekilde devam ediyor. TL’deki değerlendirmenin çok sürdürülebilir olduğunu düşünmemekle birlikte, Merkez Bankasını politika çerçevesinin işlediğine dair ikna edecek gelişmelerin arttığını söyleyebiliriz.
Hizmetler ve gıda enflasyonu riski yüksek
Yazının sonlarına doğru aldığımız Temmuz ayı TCMB para kurulu karar metni de bu görüşü destekliyor görünüyor. İç talepte yavaşlamanın biraz daha güçlendiğine dair tespitleri Merkez Bankası da paylaşıyor. Kur politikası reel değerlenmeyi destekliyor. Beklentiler konusunda da Merkez Bankası’nın çok kaygılı olmadığı kanaatindeyiz.
Bununla birlikte, özellikle hizmet fiyatlarındaki katılık, yönetilen yönlendirilen fiyatların getirdiği baskı, gıda fiyatlarındaki yükseklik ve jeopolitik riskler Merkez Bankası'nın ihtiyatlı duruşunun arkasındaki önemli faktörler olarak görünüyor. Yıllık olarak sert düşüş yaşansa bile aylık enflasyonda görece hızlanma ihtimali Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu desteklemiş görünüyor. Önümüzdeki birkaç ayda yıllık enflasyonda görece sert düşüşler izleyeceğiz. Aylık enflasyon da Ağustos ayından itibaren benzer bir eğilime girerse Merkez Bankası’nın Eylül, en geç Ekim ayından itibaren faiz indirme olasılığının güçlü olduğu kanaatindeyiz.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi 2025 sonu %14 enflasyon beklentisi Merkez Bankası’na harekete geçirebilecek en önemli faktör olarak görünüyor. Bununla birlikte Merkez Bankası’nın ufak adımlar atacağını yıl sonunda politika faizini %45 seviyelerine indirebileceğini tahmin ediyoruz. Normal koşullarda yılbaşına kadar faizin inmemesi gerektiğini düşünen birisi olarak, indirimler ne kadar sınırlı kalırsa enflasyonla mücadeleye verilecek zarar o kadar azaltılabilir düşüncemizi de koruyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TCMB Para Politikası Kurulu toplantısında bekleneni yaptı ve politika faizini sabit bırakma kararı aldı. Ancak karar sonrasında verilen mesajlar, likidite koşullarının yeniden sıkılaşabileceğine işaret etti.
24 Tem 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.
22 Eki 2026

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026




