Nestlé buğday üretiminde onarıcı tarım uygulamalarına geçiyor

Nestlé pizza markası DiGiorno için onarıcı tarım uygulamalarını kullanarak daha fazla buğday yetiştirmek üzere yatırım yapıyor. Şirket, tedarikçileri ADM ve Ardent Mills ile birlikte, çok yıllık bitki dikimi, toprağın işlenmesi ve böcek ilacı kullanımının azaltması gibi uygulamalarla buğday çiftçilerine toprak sağlığını ve biyolojik çeşitliliği iyileştirmeleri için teknik ve finansal destek sağlayacağını açıkladı. Nestlé, 2030 yılına kadar ana bileşenlerinin yarısını onarıcı tarım yöntemleriyle sağlamayı hedefliyor.
- Neden önemli? Çevresel, sosyal ve yönetişim raporu ESG’ye göre Nestlé'nin onarıcı tarım alanındaki çalışmaları ilerleme kaydediyor. Şirket, her zaman uyguladığı iş planına kıyasla 2022'de yaklaşık 6,4 milyon ton karbondioksit tasarrufu sağladı. Bu tasarrufun yaklaşık %70'ini hammadde tedariki üzerinden gerçekleştirdi. Emisyonların büyük kısmına sebep olan hammaddelere yönelik sürdürülebilir kaynak kullanımı planlamasını geliştirmeyi genişletmeyi amaçlayan Nestlé, mayıs ayında kendi tarım bilimleri enstitüsünü açarak onarıcı tarım alanında ilerlemek üzere büyük yatırımlar yaptı.
- Dahası: Nestlé, buğday tedarik zincirindeki çalışmalarına ek olarak domates için de iklim açısından akıllı uygulamaların sonuçlarını değerlendirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, domates tedarikçilerinin yetiştirme yöntemlerinin çevresel duyarlılığını onaylamak için kâr amacı gütmeyen Leading Harvest’la çalışıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Hindistan'dan Galler'e ama öncesinde Türkiye'ye: İklim değişikliğinden tarıma, coğrafi işaretten ihracat yasaklarına topraktan sofraya haberler.
28 Tem 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




