Radyoevi "evi" olanlar


Bankacılık işlemleri Q-Finansal Zeka ile daha kolay Pandemi tekstilden mobilyaya, gıdadan ev ürünlerine başta perakende olmak üzere birçok sektörün dijitalleşme süreçlerini hızlandırdı. Bazı araştırmalar, pandemi döneminde markaların dijital yatırımlarının ortalama üç kat büyüdüğünü gösteriyor. Bu gelişmelerden hareketle bankacılık işlemlerinde kullanıcı tercihleri de değişiyor. Pandemiden önce de teknolojiye yaptığı yatırımlarla ve dijital bankacılığa katkılarıyla öne çıkan QNB Finansbank, diyalog temelli yapay zekâ teknolojilerini temel alan dijital asistanı Q-Finansal Zeka ile müşterilerinin bankacılık işlemlerini sohbet arayüzünde kolaylıkla takip edebilmelerine ve gerçekleştirebilmelerine olanak tanıyor. Q-Finansal Zeka: QNB Finansbank'ın inovasyon laboratuvarı QNBEYOND'un hayata geçirdiği ilk projelerden biri olan ve 2019 yılından bu yana kullanılan dijital asistan Q; bugün 3,5 milyonu aşkın mobil şube müşterisine hizmet veriyor. Q, adeta işinin ehli bir asistan gibi kullanıcısının hatırlaması ve bilmesi gereken şeyleri zamanında hatırlatıyor ve kullanıcıların bankacılık işlemlerini takip etme uğraşından kurtarıyor. Tüm bunları yaparken de herkesin alışkın olduğu sohbet arayüzünü kullanıyor. QNB Finansbank'ın düzenli ödemeleri takip eden, banka işlemlerini sohbet ederek tamamlamaya olanak tanıyan dijital asistanı Q, bankacılığın geleceğine yön veriyor. Avantajlar: Faturalar, kredi kartı ekstreleri, kredi ödemeleri, ek hesap borçları, kira ödemeleri, apartman aidatları ve düzenli para transferleri; Q'nun takip ettiği ödemeler arasında yer alıyor. Ayrıca Q, talimatlar ödeme gününde gerçekleşmediğinde ya da faturalarda beklenmedik artışlar görüldüğünde sizi uyarıyor ve tüm bunları, gündelik yaşamda kullanmaya fazlasıyla alıştığımız sohbet ara yüzünde yapıyor. Q, tüm bunları yaparken geçmiş işlemleri inceliyor ve kullanıcının düzenli ödeme alışkanlıklarını tespit ediyor. Tek onayla tüm ödemeleri hızlıca yapabilmeye olanak tanıyan dijital asistan, bankacılık işlemlerine ilişkin sorulara da hızlı ve doğru yanıtlar verebiliyor. QNB Finansbank müşterileri, dijital asistan Q-Finansal Zeka'yı QNB Finansbank Cep Şubesi üzerinden kullanabiliyor. QNB Finansbank: 33 yıldır, kendi döneminde kurulan bankalardan farklılaşan temel felsefesi ve bankacılığa yaklaşımıyla hizmet veren QNB Finansbank, Türkiye'nin halka açılan ilk özel sektör bankası olma unvanını da taşıyor. 1995 yılında bireysel bankacılık hizmetleri de sunmaya başlayan ve 2006-2007 yıllarında 203 şube açarak sektörün ağ anlamında en hızlı büyüyen bankası olmayı başaran QNB Finansbank; bireysel bankacılık alanında gerçekleştirdiği yenilikler ve bankacılığın dijitalleşmesi sürecinde imza attığı ilklerle üstün hizmet anlayışını, yenilikçiliği ve proaktif yaklaşımı bir araya getiriyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Kültürel hafızamız, bizi çeşitli yapılara göre hizalanmaya yöneltiyor. Bunun en öne çıkanlarından biri olarak, 1950’lerden itibaren gazetelerin arşivine bakınca özellikle Taksim-Harbiye civarındaki bir mekânın kendisini Radyoevi’ne göre tarif ettiği görülüyor. Biçki dikiş kursundan araç satışına, Latin-Katolik kilisesinin ayin duyurusundan bina satışına kadar birçok ilanda “Radyoevi’nin yanı, karşısı, arka kapısının ötesi” gibi ibareler yer alıyor.
Bu haftanın hikâyesinde de Radyoevi’nin kendisinden bahsedeceğim. Çünkü, bu hafta itibarıyla boşaltılma kararı çıkan yapının, geçmiş yıllarda da benzer senaryolarla karşılaşması sadece üzücü değil, şehrin sakinlerine “yapının peşinin bırakılmadığını hissettirdiği için” yıpratıcı da. Ama bu bahsin tek sebebi bu da değil: Bu kurumdan emekli olan ve haftanın üç günü Bursa-Radyoevi arası mekik dokuyan Türk Sanat Müziği şefi dedeme karşı borcum aynı zamanda. Ondan, şehre özel hazırlanan Aposto! İstanbul okurlarını haberdar etmek istiyorum.
Neler oluyor? Bu hafta gazetelerde yer alan haberlere göre, Radyoevi binası depreme dayanıklı olmadığı için boşaltılıyor. Fakat bunun doğru olmadığı ve binanın Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na devredileceği iddia ediliyor. Çarşamba günü, nirengi noktası misali belirtici görevi gören binanın önünde mahalleli ve ses sanatçılarının katıldığı bir protesto vardı. Yapılan açıklamada, binanın depreme karşı ne kadar hasarlı olduğu, bu raporun ne zaman alındığı, yapı tadilatının ne kadar sürede tamamlanacağı, bu esnada taşınılması planlanan binanın ne kadar süreyle tutulduğu gibi ayrıntıların cevapsız kaldığının altı çizildi.
Neler olmuştu? Deprem kuşağında yer alan ve tarihinde yıkıcı anıları bulunan bir şehrin, sadece depreme dayanıklı olmadığı için bir binasının boşaltılması protesto edilmez. Bu konuda tarih yol göstericidir ki Radyoevi’nin 1945’te, yani yapımı için yarışma açıldığı sırada otel yapılacağı iddia edilerek 2005 yılında otel olmasına yönelik çalışmaların başlatıldığını hatırlayanlar olacaktır. Ardından 2012’de de Birleşmiş Milletler’e satılması söz konusu olan yapının toplumsal belleğe vereceği zararın altı çizilmiş ve protestolar devam etmişti.
Tarihine dair: “Alo, alo, Muhterem samiin, burası İstanbul telsiz telefonu. 1200 metre, 2500 kilosaykıl… Bugünkü tecrübe neşriyatımıza başlıyoruz.” Gazeteci ve radyocu Eşref Şefik’in sesinden Türkiye’deki ilk radyo anonsu böyleydi. Sirkeci’deki Büyük Postane’nin bodrum katından yapılan ilk yayın, teknik yetersizliklerden ötürü farklı mekânlarda devam etti. Fakat radyoevi binasının eksikliği kesinleşince 1945’te verilen bir ilanla tasarımı için yarışma yapıldı. Yarışmayı, Çanakkale Şehitler Anıtı’nı da tasarlayan Doğan Erginbaş ile Ömer Güney ve İsmail Utkular'ın ortak projesi kazandı. Binanın inşası 1949’a kadar devam etti, 19 Kasım’da İstiklâl Marşı ve ardından İsmet İnönü’nün Ankara’da kaydedilen konuşmasıyla açıldı. Açılışından itibaren akademi görevi gören düsturu sayesinde, bugün bildiğimiz birçok ses sanatçısıyla bizleri tanıştırırken radyo tiyatrosuna da alan açtı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehirde tarımın son kalesi kent bostanları, %2,2'lik nefes alanları, şehrin kirli suları.
27 Ara 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




