Şampanya baloncuklarının gizemi çözüldü


İyi müzik için iştah duyanlara: Literal Radio
Şehrin yeni groove radyosu Havada gönül tellerini titretecek bir sıcaklık, modumuzda ise bu güzel hislere yakışacak iyi müziğin heyecanı var. Özlem duyduğumuz ritim için nerede bir araya geleceğimizi artık biliyoruz; sadece bir radyo…
Daha fazlasını öğren →
Araştırmacılar diğer birçok içeceğin aksine şampanya baloncuklarının neden düz bir çizgide yükseldiğini buldu. Çalışmanın ortak araştırmacılarından ABD'deki Rhode Island'daki Brown Üniversitesi'nden Profesör Roberto Zeni "Kabarcık dinamiklerine göre aynı doğrultuda yükselen balonlar düz bir çizgi izlemez. Her baloncuğun ardında bıraktığı iz arkadaki balonu yana doğru savurur," dedi. Ancak bu durumun şampanya ve bazı bira türleri için geçerli olmadığını sözlerine ekledi.
Neden? Zeni'ye göre bu olağandışı özellik şampanyaya tat vermekle kalmayıp aynı zamanda baloncuklara bağlanan ve yükseldikçe ardındaki sıvının hareketini değiştirerek baloncukların bir zincir oluşturmasına izin veren şampanyanın içindeki belirli bileşenlere bağlı. Zeni, "Kabarcık yüzeyine yapışan bu moleküller, kabarcıkların hat içi konfigürasyondan dışarı atılmamasını sağlayan ardından gelen değişikliklere neden olur" dedi. Araştırmacılar şampanya içindeki küçük baloncukların düz çizgilerinin içeceğin yüzey aktif madde özelliklerine sahip yağ asitleri gibi tat moleküllerine bağlı olduğunu söylüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Haftanın tarım ve gastronomi haberleri, Türkiye'de son 15 yılda alkollü içeceklere uygulanan vergileri, yasakları ve getirilen düzenlemeleri derledik. Sektörel yansımalarını şarap üreticisi Selda Tokat'la konuştuk.
05 May 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




