Şehri incelikli görenlerin mezat yeri: Hayyam


Taze bir bahar seçkisi: Coffee Department Kaliteli ve nitelikli kahvenin peşine düştüğü yolculuğu birbirinden farklı coğrafyalarda sürdüren Coffee Department , Türkiye’deki kahveseverleri dünyanın dört bir yanından tatlarla buluşturmaya devam ediyor. Neler var? Kışı geride bırakarak yeniden canlandığımız bahar aylarında bizleri Afrika kahvelerine doyuran Coffee Department, tıpkı bahar gibi meyvemsi ve tazeleyici iki kahvesiyle güneşi kucaklıyor: Kenya Meru Washed ve Burundi Kiryama Washed . Kenya Meru Washed: Kenya’nın Meru bölgesinde yetişen kahve meyvelerinin işlenmesiyle elde edilen Kenya Meru Washed, mürdüm eriği ve beyaz üzüm lezzetlerini andıran meyvemsi yapısının yanında karanfil aromasıyla dikkat çekiyor. Burundi Kiryama Washed: Ananas ve greyfurt aromasından izler taşıyan, güçlü ama dengeli bir asiditeye sahip, gövdesi siyah çayı andıran Burundi Kiryama Washed, soğudukça katman katman açılarak floral ve zengin bir lezzet sunuyor. Coffee Department ’ın özenle seçilmiş kahvelerden oluşan tüm seçkisini buradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Mahalle: Sirkeci. Mekân: Hayyam Pasajı. Mahalleli: Özgür Turanlı. Anlatıcı: Hazal Yılmaz & Rânâ Mengü. Vizörden bakan: Deniz Sabuncu.
Semtteyiz şimdi. Tarihi takiben mektupların, kasaların, devlet erkanının, valizlerin, şapka kutularının, envanterin, parşömen sayfaların, yadigârların ve seyyahların İstanbul’a giriş ve İstanbul’dan çıkış noktası Sirkeci’de. Bu kadar veda ve onca kavuşmayı vizörden izleyenlerin, deklanşöre basıp tarihi belgeleyenlerin, silik isimleri agrandizörde tespit edenlerin meskeninin Sirkeci olması, olağan.

Gardan Hayyam'a
İstikamet: Hayyam. Şehri incelikli görenlerin mezat yeri. Ticaret sürüyor, makineler el değiştiriyor, eskiler değer kaybetmiyor, temizleniyor, ileri dönüşüyor. Bedel, günün teknoloji ve döviz kuruyla alan ve satanın rızkı ve siftah ortalaması düşünülerek yapılıyor. Tek bir kapıyı aralayınca olmuyor tabii, sırayla dükkânlar ziyaret ediliyor, ikram edenle çay içiliyor, makine bir dükkânda yoksa öbürü işaret ediliyor. Fiyatlar değişken, sohbet sabit: Sirkeci’nin (ileri) dönüşümü.
Ziyaret edilenler arasında en uzun vakit geçirileni pasajın toptancılarının buluştuğu, girişin sağındaki birinci kat: Özgür Foto Teknik. İçerisi kalabalık, gelenler gedikli. Bize de hemen birer çay söyleniyor. 12 yaşında çırak olarak gelmiş hana Özgür Turanlı, dükkânın sahibi. Anlattığına göre o zamanlar hanın sadece üçüncü katı fotoğraf dükkânlarına aitmiş, geri kalanlar; beyaz eşyacı ve dövizci diye ayrılırmış. 33 yıl sonra, bugün Hayyam; fotoğrafla ilgilenen herkesin buluşma noktası.

Buluşma noktası: Hayyam
İstanbul’un ticarethanesinde Türkiye’nin fotoğraf çarşısı
Dükkânının bitimindeki gizli kapıdan ofisine varıyoruz Özgür Turanlı’nın. 33 yıldır Hayyam’lı bir fotoğrafçıdan Sirkeci’ye bakmak istiyoruz. Öncesi, şimdisi ve sonrasına.
“1400'lerden beri Sirkeci, ulaşım yollarının kolaylığı nedeniyle İstanbul'un merkezi, ticarethanesi. Hâlâ mahallede, İstanbul Ticareti Odası'nın sokağında bir zindan var. Bugün biz onu Zindan Han olarak biliyoruz. Zamanında mahalle esnafları sorun çıkardığında buraya atılır, ceza süresi boyunca halkın getirdiği ekmekle beslenirmiş.
Şimdilerde 500-600 yıllık ticaretin kalbi Sirkeci’yi, doğal akışından koparıp otel bölgesine çevirmek için yoğun bir çaba gözlemliyoruz. Yanlış bir uygulama, bakış açısı. Kazanç önemsenirken 600 yıllık bir kültür ölüyor. Sultan Hamam ve Eminönü için de geçerli bu tutum. Planlı dönüşüm olmadığında, ticaret sadece kazanç odaklı, alış-veriş mantığında kurulduğunda, binaların işlevini içten öldürüp dış yüzeyini bırakarak görüntü satıldığında, Sirkeci tinini yitiriyor.

Sirkeci'de kapı önü
Hayyam; bu yanlış yapılaşma ve düzensizlik sonucunda doğan belki de tek olumlu birliktelik. Sirkeci; hanlardan evrilen otellerin mahallesi olmaya başlayınca, o hanlar içindeki esnaf da bir araya geldi, birbirine tutundu. Çünkü kültürümüzde ‘destek olmak’ var. Zamanla çevredeki tüm fotoğraf dükkânları burada toplandı.
Aslında amatör de olsa ticari de olsa fotoğrafla ilgilenen herkes birçok farklı şekilde mahalleye gelerek Sirkeci’nin piyasa değerini artırıyor. Çünkü insanlar burada sadece makine alıp çıkmıyor. Çay içiyor, sohbet ediyor. Sirkeci’nin dokusunu fotoğraflayarak bir sonraki gelen için kayıtlı hafıza yaratıyor. Oluşan sirkülasyon bugün Hayyam’ı; fotoğraf denildiğinde sadece Sirkeci’de değil, İstanbul’da hatta Türkiye’de de ilk akla gelen yer yapıyor.”

Kaldırıma taşan helva kokusu
Başka bir Sirkeci mümkün mü?
Hayyam’dan çıkınca, havada Hacı Muhittin Ali Bekir’in helva kokusu hissediliyor. Fıstıklı. Veya belki de yolda gelirken beyne kazınmış olduğundan. Şimdi, eğitimli göz daha iyi inceleyebiliyor dönüşümü. Bir zamanlar Cağaloğlu’ndan elinde daktiloyla yazılmış kitap nüshalarıyla inenlerin, Bâb-ı Âli’den kolunun altında ertesi günün gazetesinin ilk baskısıyla süzülenlerin, Orient Express’in saatini beklerken karşısındaki iskemleye itinayla bavulunu yerleştiren şapkalı beylerin ve eldivenli kadınların mahallesinde bugün tabelalar yoğunlukta. Yolda beyaz üstü kırmızı kurdeleli hediye poşetleriyle yürüyen turistler, siyah torbaya sarılı komşu esnafa ihtiyacını götüren mahalleliler ve elinden düşürmediği telefonunundan açtığı sesli yönlendirmeli haritayla Sirkeci’yi arşınlayan gündelik misafirler. Sokak sohbette sessiz gibi gözükse de büyük bir uğultu hâkim. Vapur sirenleri, turist arayan taksi kornaları ve tramvay anonslarına otelinden çıktığında gidecek yeri kalmadığı için oturacak sandalye bulamayan turistin telaşı ekleniyor. Gözümüzün gördüğü tarihî binaların köhneliğini, otel olarak restore edildikten sonra işlevi tek tipleştirilen yapıları, içinden çıkan şaşkın turistleri, yolun köşesinde hasır taburede çay içen esnafı, sokağın kalabalıklığından verilemeyen selamı ve kararsız, aceleci kaldırımları.
Hayyam, tüm bu kargaşanın arasında sükûnetini koruyor. Sabit ve sirkülasyonda. Pasaj; dönüşümü üzerinden onu hayatta tutan hikâyeyi yazdığı için bugün hâlâ hem mahallelisinin hem de ziyaretçisinin buluşma noktası. Ve tam tersi: mahallelisi ve ziyaretçisiyle her gün hikâyesini yeniden yazıyor. Hayatta. Peki yeniden hikâyesi yazılamayan diğer pasajlar ve yapılar? Terk edilmişliğin entropisi ve işlevin monotipinde mahsur.
Hayyam, başka bir Sirkeci hayali canlandırıyor şimdi. Ziyaretçisinin mahalleliyle beraber yaşayabildiği, yapıların kahraman değil hikâye anlatıcı olduğu, turizmin turizmi olduğu kadar mahallenin var oluşunu da beslediği bir senaryonun mümkünatını. Bugün değilse de yarın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Mahalle: Sirkeci. Mahalleli: Özgür Turanlı. Mekân: Hayyam Pasajı.
06 Nis 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



