Beş parmağa beş meze kategorisi

Dünyanın ilk rakı duyusal çemberi, bilimsel olarak tescilli: Mey|Diageo
Rakıdan karabiber, muskat, meyan kökü, damla sakızı ya da meyvemsi aromalar gibi 70’den fazla aroma bileşeni alabileceğinizi biliyor muydunuz? Anadolu'daki öyküsünün yüzlerce yıl öncesine dayandığı tahmin edilen rakının artık bilimsel…
Daha fazlasını öğren →
Sıra yemekte: Mezeler tabii ki sofranın baş tacı. Hazırlama stratejisinin de basit bir formülü olmalı. Herkesin düştüğü yoğurt-sarımsak-salçadan oluşan Bermuda üçgeninden çıkın, çeşitlilik ve renk katmak hem göz hem de iştah için önemli.
Meze sofraları için naçizane önerim, soğukların ağırlıklı olduğu masalarda birkaç yıldız sıcakla zirveye tırmanmak ve basit tatlılar veya meyveyle geceyi kapamak. Soğuklar için kendi icadım beş parmak stratejisini öneririm — meze sofranızı beş kategoriye ayırmak işinizi kolaylaştırır. Her kategori için en az bir çeşit hazırlamak, tabak sayısını da misafir sayısına göre ayarlamak mantıklı olabilir. Soğuk mezelerde sayı formülü n+(n/2), yani altı kişi için dokuz meze, sekiz kişi için 12 meze, gibi.
1 - Yoğurtlu: Yoğurtluyu bir numaraya koymamın sebebi, bu kategoriyi bir adetle sınırlı tutmak gerektiğini hatırlatmak. Genelde son anda akıldan planlanan sofralarda yoğurtlu meze hep bol bulunur çünkü ilk akla gelen onlar olur. Unutmamak gerek: Haydari, havuç tarator, yoğurtlu semizotu, köpoğlu, yoğurtlu biber kızartması ve yoğurtlu pazı gibi cevherlerin hepsinin aynı anda sofrada bulunmasına gerek yok. Hatta bu kategoriye Girit ezmesi gibi başka süt ürünü ağırlıklı olanları da katabiliriz.
2 - Salçalı: Salçasız memleket sofrası olmaz. Önerim, şakşuka veya muhammara hazırlamanız olacak. Şakşuka, hata payının daha yüksek olduğu mezelerden. Muhammaraysa evde közlenmiş biberle yapılınca hem kolay hem de etkileyici oluyor. Püf noktalarından biri içinde dişe gelecek kadar ceviz bırakmak. Biraz gochujang eklemek de yurt dışına has nimetlerden faydalanarak umami artırabilecek bir yöntem.
3 - Balıklı: Sofrada yağlı ve proteinli bir seçenek olması ideal. Hem rakıyı göbekte sakin tutar hem de sarhoş olmayı engeller. Kurutulmuş balıklar birçok soğuk ülkenin baş tacı. Zahmet arayanlara lakerda veya somon pastırması hazırlamayı öneririm; aramayanlara en yakın marketten isli bir uskumru alıp üstüne tahin, susam ve soya sosuyla kıvamlı ve bol bir sos hazırlamalarını salık edeyim. Soğuk pişmiş karides, farklı kültürlerin yumuşak cevicheleri veya levrek marin de bu kategorinin ideallerinden.
4 - Salata/ot: Salatayı abartmamak lazım; sofrada çok, karında az yer kaplar. Tek salatacılara daha klasik seçenekleri öneririm: çoban salatası veya mevsimindeyse roka domates. İki ortak kâse yapmaya eyvallahı olanlar içinse gavurdağı ve domates salatası gibi bir az-otlu alternatif veya kısır, kuru börülce salatası gibi tahıl ve baklagil bazlı bir salata uygun olabilir. Bunlara ek olarak sofranın asiditesinden sorumlu olacak sirke, limon, yağ, hardal ve çok az şeker (veya mirin) sosuyla basit, keskin bir ot salatası da ideal bir seçenek.
5 - Sürpriz kategori: Bu kategori, insanın kendi karakterini ortaya koyacağı veya crowd-pleaser denen, kalabalığın göz bebeği olacak mezeyi hazırlamanız için ayrılmış bir alan. Humus bunlardan biri, Sinayiş ezmesi bir başkası (tarifler aşağıda). Keza patlıcan ezmesi veya tahin ve nar gibi eklentilerle babaganuş gibi farklı Orta Doğu versiyonları da mevcut. “Bugün yeni bir şey yapmasını öğreneyim” gazıyla uyananlara topik, midye dolma veya zeytinyağlı sarma yapma önerisi verelim.
Doğru batılılaşma ruhunda meze sofrasına çok yakışacak bir başka seçenek de Çin salatalık mezesi. Soya, susam yağı ve acıyla beraber ezilip tuzlanmış salatalık, harika bir meze oluyor, “Sichuan smashed cucumber” diye aratılabilir. Buharda pişip benzer bir sosta çevrilmiş patlıcan da uygun olur.
Gelelim ara sıcaklara: Ara sıcaklarda en dikkat edilmesi gereken nokta sofradayken sıcak olmaları. Eğer önceden hazırlayıp sıcak tuttuğunuzda kıvamı bozulacak ve lezzeti kaçacaksa yapmayın. Kalamar tavayı taze yapıp sofraya mezelerden sonra getirmek, hem size zahmet olacak hem de iki kadehten sonra uğraşılırken etrafı batıracak. Dolayısıyla ara sıcaklar ya ızgara olsun ya dışarıdan hazır alınsın. İşin erbabından destek almanın günahı olmaz.
Sigara böreği, çıtır gözleme hatta takoz kokoreç, e-ticaret sitelerinden veya mahallenizin gurbetçilerinden temin edilebiliyor. Bunlar yoksa etli bir hazır gyoza, hem hafif hem de lezzetli bir ara sıcak seçeneği. Kendi yapacağınız ara sıcaklar için fırında peynirli mantar veya karides güveç gibi uzun pişen ara sıcaklar daha uygun. Bitkisel bir seçenek olarak Hint mutfağına ait kırmızı mercimek dal’ı, kişnişin ön planda, öbür baharatlar da çekingen olduğu takdirde beğeni topluyor.
Ana yemek: Ana yemeği geçiyoruz. Balık işine girmenin lüzumu yok. Ortaya geldiğinde paylaşımı meşakkatli; bir balıkçının lezzetinde yapması zor; sohbete yedirilebilecek bir yemek değil, aksine hemen tüketilmesi gerek. Keza ağır etli yemekler, köfte ve kebaplara da gerek yok. Maksat yemeği, sohbeti ve geceyi uzatmak — aniden doyup pantolon düğmesini açmak değil.
Tatlı: Hatırlarsanız, meyhanelerde tatlılar genellikle çok da başarılı olmaz. Gerek de yok. Tatlı faslına gelindiğinde binbir çeşit mezeden ve en tatlı alkollerden biri olan rakının kim bilir kaç kadehinden geçilmiş oluyor. Ortaya biraz üzüm biraz da mevsiminde meyve koymak gayet yeterli. İllaki bir tatlı hazırlanacaksa basit, kıvamlı bir sütlaç üstüne fırınlanmış incir veya şeftaliyle de güzel bir kapanış yakalamak mümkün.
Çay-kahve: İki kadehten sonra ara call’u yapanlara çay molası niyetine ara çayı ikram edilebilir. Türk kahvesi de insana biraz memleketinde hissettirecektir. Belki cilacılar için evde bir-iki bira tutmak, gastronomik sevap sayılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gurbet sofralarında doğru batılılaşmak için naçizane yemelik, izlemelik, pişirmelik tavsiyeler ve yurtdışında meze sofrası kurma rehberi.
18 Tem 2021

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.





