Şirketler için makro verileri takip etmek neden önemlidir?


Piyasaların ritmini yakalamak için: Yapı Kredi Portföy Üçüncü Fon Sepeti Fonu (YPV) Yapı Kredi Portföy’ün Fon Sepeti Fonları ile risk ve getiri dengesi gözetilerek seçilen, farklı stratejilere sahip fonlara tek bir fon altında yatırım yapabilir ve yatırımlarınızı çeşitlendirebilirsiniz. Piyasaların ritmine siz de dâhil olmak isterseniz Yapı Kredi Portföy Üçüncü Fon Sepeti Fonu (YPV)' nu değerlendirebilirsiniz. Nedir? Yapı Kredi Portföy Üçüncü Fon Sepeti Fonu ’nun matematiksel modellere dayalı çoklu varlık dağılımı prensibi ile piyasaların sunduğu fırsatlardan dengeli risk alarak faydalanabilirsiniz. Fon, karar alma süreçlerinde şirket içi geliştirilen varlık dağılımı modeli kullanarak yatırımcının uzun vadeli potansiyel getirisinin artırılmasını amaçlıyor. YPV, fon sepeti fonu olduğu için yatırımlarını ağırlıklı olarak stratejisine uygun yatırım fonu katılma paylarına yönlendirerek portföyünü oluşturuyor. Sepet fon tanımına uygun olarak; fon toplam değerinin en az %80’ini devamlı olarak yatırım fonları ve borsa yatırım fonlarının katılma paylarına yatırım yapıyor. Fon alım satım işlemlerinizi Yapı Kredi Mobil ve tüm bankalardan gerçekleştirebilir, yatırımlarınızı Yapı Kredi Portföy uzmanlığıyla yönetebilirsiniz. Yapı Kredi Portföy Üçüncü Fon Sepeti Fonu (YPV) için işlemler Yapı Kredi şubeleri, Yapı Kredi Mobil, Kurumsal İnternet Şubesi ve TEFAS üyesi tüm kurumlar aracılığıyla gerçekleştirilebiliyor.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Takip edildiği üzere Covid öncesi ve sonrası küresel merkez bankaları belirli ve hızlı bir şekilde faiz artırım/indirim sürecine girdiler. Hafızaları biraz tazelersek, pandemi sonrasında küresel olarak enflasyon dönemine girdik. Küresel ekonomiler enflasyonu dizginlemek için faiz artırım sürecine başladı. Yüksek enflasyonun yapışkan mı yoksa geçici mi olduğu tartışması yaşanırken, merkez bankaları verileri izleme noktasına gelerek faiz artışını durdurdular.
Haziran 2023’ten bu yana ABD tarafında enflasyonun düşüşüne şahit oluyorken, Powell enflasyonun düşüyor olmasına rağmen işgücü piyasasına dikkat çekerek "veriyi takip edeceğiz" mesajını verdi. Piyasalar yılın başında altı faiz artırım beklentisi ile yola çıkıp ikiye kadar düştü. Şimdi ilk faiz indiriminin Eylül'de mi yoksa Kasım'da mı olacağı tartışılıyorken; dün G-7 ülkelerinden ilk Kanada Merkez Bankası faiz indirim sürecine başladı.
Kabaca özetlersek; 2020- 2021 faiz indirim, 2021- 2022 faiz arttırım, 2023- 2024 izleme ve 2024- 2025 yılları arasında da faiz indirim sürecine tekrar geri döndük diyebiliriz. Asıl soruyu soracak olursak, piyasalar bu kadar hızlı reaksiyon gösteriyorken, işletmeler hızlı karar verip bu kararlara uyum sağlıyor mu?

Yıllar içinde Fed fonlama oranı
Yukarıdaki grafikte Fed’in parasal mekanizmayı genişletme ve daraltma sürecini kabaca görüyorsunuz. Bu süreç içerisinde eğer şirket borçlanma maliyet patikasını tam olarak göremiyorsa, zor zamanlar geçirecek denilebilir. Örnek vermemiz gerekirse, faizlerin yükseleceği zaman şirketler genellikle uzun vadede ucuz olarak borçlanabilmek için hemen hemen her yolu denemeye çalışırlar (banka kredisi, tahvil vb). Buldukları krediler ister şirketin kredi havuz maliyetini aşağıya çeksin, isterse de şirketin kredi verim eğrisi daha stabil olarak gözüksün; eğer şirket maliyet gözetmeksizin vadeye bakmadan borçlanıyorsa, finansal sürdürebilirlikle ilgili sıkıntılar baş gösterir. Belirli bir vadeden sonra bilançonun sağ ve sol taraflarıı bozulmaya başlar.
Şirketler üç adımda kredi mekanizmasını sağlıklı olarak devam ettirirler. Bu üç adım ise makro gelişmeleri yakından takip etmek, mikro ölçekte yansımaları tahmin etmek ve sonrasında bu gelişmelere ayak uydurabilecek kredi mekanizmasını tercih etmek olarak sıralanabilir.
Türkiye’deki pek çok şirket yurt dışı kredilere rahatlıkla ulaşabilmekte. Bu kredilerin bazıları sabit, bazıları değişken bazıları ise sabit-değişken ya da değişken-sabit olarak karşımıza çıkmakta. Şirketler aldıkları bu kredilerden de zarar oluşturmak istemiyorlar ise beklentiler doğrultusunda kredilerin nakit akışlarını düzeltmeliler. Eğer şirket krediyi belirli bir strateji ile almadıysa ve bunu değiştirmek istiyorsa, bankaların hazine masalarıyla konuşabilirler. Bankaların hazine pazarlama birimleri kredi faizinde IRS (interest rate swap) dediğimiz ürünü kullanarak krediler için istenilen şekilde nakit akışı oluşturuyorlar.
- 💾 Cep bilgisi: Parantez açıp, IRS’i anlatmak isterim. Faiz oranı Swap’ı, faiz oranındaki dalgalanmalardan dolayı oluşabilecek faiz riskinden korunmayı ve bu faiz değişiklerinden gelir elde etmeyi amaçlayan bir hazine işlemidir. Bu işlemde bir vade belirlenir ve anapara değişimi bu vadeye göre yapılır. Bu ürün herhangi bir kredi mekanizmasında uygulanabilir.
Avrupa’daki şirketler yukarıdaki senaryoyu 2023'ün son çeyreğinde ve 2024'ün ilk çeyreğinde uygulamaya başladılar. İlk çeyrekte tahvil ihraçlarının çoğunluğu sabit-değişken faizli olarak karşımıza çıktı. Neden? Çünkü; Avrupa Merkez Bankası, 2024’ün ikinci yarısında faiz indirimine geçeceğini ifade etti. (Dün itibariyle de 25 baz puan faiz indirimi gerçekleştirdi.) Şirketler de 2024’ün ikinci yarısında daha düşük maliyetleri görebileceklerini düşünüp kredilerini ya da tahvil ihraçlarını bu düzende oluşturmaya çalıştılar.
Kabaca toparlamaya çalışırsak; ister küçük, ister orta ya da büyük ölçekli işletme olsun, şirketlerin küresel gelişmeleri yakından takip edip, ona uygun olarak hangi ürüne değmesi gerekiyorsa o ürüne dokundurulmalı. Eğer gelişmeleri doğru bir patikada okumakta zorlanıyorlarsa bankalardan bu yönlü danışmanlık alabilirler ya da hazine temelli bir birim oluşturup, yere daha sağlam basan adımlar atabilirler.
Görüşler yazara ait olup Exante'nin editoryal görüşlerini yansıtmayabilir. Yatırım tavsiyesi değildir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa Merkez Bankası, Haziran ayı toplantısında politika faizini 25 baz puan düşürme kararı aldı. Böylece dört majör merkez bankası arasından faiz indirimine giden ilk banka ECB oldu.
07 Haz 2024

YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Temmuz ayı merkezi yönetim bütçe verileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü İngiltere enflasyonu ile Fed'in Temmuz ayı toplantı tutanakları takip edilecek.
17 Ağu 2026

BIST 100’ün Mayıs ayında 15 bin puanın üzerine çıktığı, ancak jeopolitik gerginlikler nedeniyle yatırımcıların risk iştahının geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seyrettiği ikinci çeyrekte, Borsa İstanbul’daki yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 ikinci çeyrek sayısı, yerli ve yabancı yatırımcıların hem portföy büyüklüğü hem de endeks tercihleri bakımından birbirinden ayrışmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Bu hafta hem yurt içi, hem de yurt dışı piyasalarda son derece kritik veriler radarımızda. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak cari işlemler dengesi ve TCMB Enflasyon Raporu ön plandayken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak ABD TÜFE verileri bekleniyor.
10 Ağu 2026

Ülkemiz dünya ölçeğinde pahalı hâle gelmeye başladı; bu pahalılık her ay daha da artıyor. Bununla birlikte pahalılık artış hızımızda bir miktar gerileme var.

ABD 30 yıllık tahvil faizinin önceki hafta %5,2’yi aşması, yalnızca bir tahvilin satılması ya da fiyatının gerilemesi olarak okunmamalı. Bu hareket, küresel finans sisteminde uzun vadeli risk algısının ciddi şekilde yükseldiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, yatırımcıların enflasyon, kamu borcu, büyüme ve belirsizlik karşısında talep ettiği uzun vadeli risk primi yeniden fiyatlanmış durumda.




