

“ Remastered ” bir konferans deneyimi: MARKA 2022
Türkiye’nin en güçlü fikir platformu olarak nitelendirilen MARKA , 2 yıl aradan sonra ezber bozan bir yaklaşımla yeni buluşma noktası Tersane İstanbul ’da. Nedir? 21 yıldır iş ve fikir dünyasını yenilikçi formatlarla bir arayan getiren ve…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Bu hafta masaya bir dost konuk oluyor. apéro yazarı Berkok Yüksel’le Balat’ta bir gizli kalsın köşesi olan Smelt & Co.’ya çeviriyoruz rotamızı.
“Yemek yazarlarının bence aslıca görevi bir yemeği onu ortaya çıkaran kültür ve tarih, yakın dönem yemek trendleri, tarım politikaları, teknolojik değişim, restoran dünyası gerçekleri üzerinden anlatabilmek.” diye tanımlıyor mesleğini Berkok.

Restoranın içinden sıcacık bir köşe
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Ahşap sandalyeli ve masa örtüsüz mütevazı, samimi bir sofraya; muazzam bir manzaranın karşısına kuruluyoruz.
“Smelt & Co., Balat’taki konumuyla fine-dining bir restoran olarak oldukça sıra dışı bir yerde. Sence neden bu mahalleyi kendine mevki seçti?” diye soruyoruz.
“Bence Smelt & Co. bir fine-dining restoran değil. Kanımca Samet Şef ve Sinan Şef de fine-dining kelimesinden irkilen iki insan. Smelt & Co. teknik ve fikrî olarak modern yaklaşımda bulunan, malzemesini yerelden ilhamını da pek çok yerden alan bir menüye sahip. Fakat restoranın fine-dining’le gelen şef-müşteri ilişkisindeki dinamiği, hizmetkârlıkla snobluk arasında yer seçen anlayış veya ihtişam ve lüksü değer gören bilinçten çok uzak. Bence oranın estetik havası şef-işletmeci ikilisinin bireysel zevklerinden kaynaklanıyor. Orayı neden seçtikleri de nitekim mekânın hâlihazırda bulundurduğu estetik güzelliğiyle alakalı.”
Sohbet uzuyor. Berkok Smelt & Co.’nun Balat’ın soylulaşma sürecine kesinlikle katkı sağladığını ama bunu başlatan olmadığından bahsediyor. “Balat belki de bu döngüde özel bir yerde. Yüzyıllar değil binyıllardır çehresi defalarca değişen bir mahalle.” diye de ekliyor.
Menüde canımızın ne çektiği bize kalsın. Balat’tan ve Smelt & Co.’dan dingin bir zihin ve keyifli mideyle ayrılıyoruz. İstanbul kazan biz kepçe; lezzetin, samimiyetin, doğallığın peşinden gidiyoruz. Çorbada senin de tuzun olsun istersen “gitmelisin” dediğin yerleri bekleriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022 yazının son pazarından herkese merhaba. Yaza veda eden şehrin bu hafta ajandasında; son Gece Yüzmesi, izlemelik The Doors gösterimi, katılmalık Tonedmelisma Müzik Festivali ve çok daha fazlası var.
28 Ağu 2022

YAZARLAR

Rana Mengü
Editor @ Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




