Steroid çağı: Aşırı kaslı olmak neden bu kadar yaygınlaştı?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Yarın sona erecek Milano ve Cortina’da düzenlenen Kış Olimpiyat Oyunları, açılış töreninden bir gün önce ortaya çıkan tartışmalı “penisgate” haberiyle başladı. Alman gazetesi Bild, bazı kayakla atlama sporcularının daha iyi performans elde edebilmek için ölçüm sürecini manipüle etmek amacıyla penislerine hyaluronik asit ve parafin enjeksiyonu yaptırdığını öne sürdü.
- Dünya Anti-Doping Ajansı (Wada) iddiaları incelemeye aldığını açıklarken Wada Başkanı Witold Banka, konuyla ilgili soruya esprili bir ifadeyle yanıt vererek, “Kayakla atlama Polonya’da çok popüler, bu yüzden konuyu inceleyeceğime söz veriyorum” dedi.
Geçen yıl Norveçli Olimpiyat madalyalı sporcular Marius Lindvik ve Johann Andre Forfang’ın, Dünya Kayak Şampiyonası’nda tulumlarının kasık bölgesindeki dikişlerin gizlice değiştirilmesi nedeniyle üç ay men cezası almış; bu değişikliklerin tulumları büyüterek hava direncini azalttığı ve atlayış mesafesini artırdığı belirtilmişti. Bilimsel bir çalışmaya göre tulum çevresindeki her iki santimetrelik artış, hava direncini %4 azaltarak atlayışta 5,8 metreye varan bir avantaj sağlayabiliyor.
Her şeyin serbest olduğu organizasyon: Enhanced Games
Büyük spor müsabakalarında yasaklı madde kullanımı neredeyse her yıl gündeme gelen bir konu. Bunun yanında doğrudan steroid kullanımını teşvik eden bir organizasyon da var: Enhanced Games. İlkinin 21-24 Mayıs’ta Las Vegas’ta düzenleneceği açıklanan çok branşlı Enhanced Games, sporcuların performans artırıcı maddeler kullanmasına izin veren ve bu nedenle yoğun tartışma yaratan bir organizasyon olarak öne çıkıyor.
Organizasyonun arkasındaki isim, Avustralyalı iş insanı Aron D’Souza. D’Souza, sporcuların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olması gerektiğini savunuyor ve Enhanced Games’i “geleceğin Olimpiyat Oyunları” olarak tanımlıyor. Organizasyon, sporcuların yeni rekorlara imza atması amacıyla yasaklı maddeleri kullanmasına izin veriyor ve doping testleri uygulanmıyor.
Birçok anti-doping kurumu tarafından dopingi normalleştirdiği, sporcu sağlığını riske attığı ve sporun bütünlüğüne zarar verdiği gerekçesiyle eleştirilen organizasyonun internet sitesi üzerinden enjekte edilebilir testosterone önsatışı da yapılıyor.
Kaslı aksiyon kahramanları dönemi
Defalarca Mr. Olympia ve Mr. Universe seçilen, ardından aksiyon filmi yıldızı ve California valisi olan Arnold Schwarzenegger, fiziğini geliştirmek için steroid kullandığını gizlememişti. Zaten yarıştığı dönemde steroid kullanımı da büyük ölçüde yasaldı.
- Bir adım geriden: Schwarzenegger son vücut geliştirme unvanını 1980'de kazandı; kullandığı maddeleri yasa dışı kılan yasa ise on yıl sonra, 1990 Anabolik Steroid Kontrol Yasası adıyla yürürlüğe girdi.
Schwarzenegger; Rambo ve Rocky serilerinin yıldızı Sylvester Stallone'nin de dahil olduğu "kaslı aksiyon kahramanları" dönemini başlattı. Stallone, 61 yaşındayken dördüncü Rambo filminde sergilediği 95 kiloluk parçalı fiziğini büyüme hormonu (HGH) ve reçeteli testosterona borçlu olduğunu söylemişti.
- Stallone 2008'de Time'a verdiği röportajda, testosteronun yaş alan erkekler için oldukça faydalı olduğunu ve on yıl içinde reçetesiz satılacağını iddia etmişti.
Steroidle geliştirilmiş vücut yapısı, birçok kişi steroidlerin rolünü henüz anlamadan eğlence dünyasının bir parçası hâline geldi. 1994'te mahkemede steroid kullandığını itiraf eden merhum güreşçi Hulk Hogan'ın ABD televizyon kültürünün vazgeçilmezi olmasının da etkisiyle bu gerçek dışı fizik, popüler kültürde yüceltilmeye devam etti.
Stallone'nin ekran rakiplerinden biri olan Dolph Lundgren, 1980'li ve 1990'lı yıllarda steroid kullandığını itiraf etmiş ve steroidlerin kanser teşhisi almasına yol açıp açmadığını merak ettiğini söylemişti. Bugünlerde sosyal medyada ünlenen vücut geliştirmeciler, steroid bileşikleri sayesinde elde edilen kaslılık oranı ve orantısız üst vücut kas belirginliği göz önüne alındığında, bir hastayı yoğun anabolik steroid kullanıcısı olarak tanımlamanın "inanılmaz derecede kolay" olduğunu söylüyor.
1980'lerde başlayan vücut geliştirme dergileri furyası, sinema ve televizyon bu fiziği hem arzulanabilir hem de ulaşılabilir olarak sunarak beslediyse de asıl sosyal medya bu trendin herkes tarafından bilinir ve birçokları tarafından arzulanır hâle gelmesine neden oldu.
Geçmişteki ve şimdiki steroid kullanımı konusunda sözünü esirgemeyen 42 yaşındaki fitness fenomeni ve PED eğitimcisi Vigorous Steve, akran baskısının bu durumdaki rolüne işaret ediyor; sosyal medyada "yalan söyleseler bile" steroid kullandığına inandığı birçok influencer olduğunu belirtiyor. Steve, bu durumun yeterli bilgiye sahip olmayan genç erkekleri, ileride pişman olabilecekleri bir kas geliştirme merakı uğruna, hayatlarını kalıcı olarak değiştirecek kararlar almaya itebileceğini vurguluyor.
Kimler, neden steroid kullanıyor?
Harvard Tıp Fakültesi profesörü ve McLean Hastanesi doktoru Harrison Pope, ortak yazarı olduğu araştırmaya dayanarak bugünkü kullanıcıların çoğunluğunun hobi amaçlı "gym insanları" olduğuna dikkat çekiyor. Eskiden soyunma odalarında kulaktan kulağa aktarılan bilgiler artık sosyal medyada grafikler, rehberler ve miligramına kadar önerilen dozlarla açıkça reklam ediliyor. Üstelik "online vücut geliştirme koçluğu" programlarına dahil olanlara verilen tavsiyeler özel mesajlarla sınırlı olduğundan içeriği de bilinmiyor.
Uzun yıllar Birleşik Krallık'taki yasa dışı uyuşturucu pazarı üzerine araştırmalar yapan, Bristol Akademisi akademisyeni Josh Torrance, araştırması boyunca arkadaşları tarafından steroid kullanmaya teşvik edilen çok sayıda genç erkekle karşılaştığını belirtiyor. Torrance, erkeklerdeki vücut dismorfik bozukluğunun (beden algı bozukluğu) ve steroid kullanımının, reality şovlar ve sosyal medya tarafından körüklendiğine de dikkat çekiyor.
2019 civarında görüntü ve performans artırıcı ilaçlar (IPED'ler) kullanmaya başlayan ve şu an 28 yaşında olan Josh Bridgman, meslektaşlarının %90'ından fazlasının bu maddeleri kullandığını, "tek tük bir iki kişinin" aynı sonuçlara doğal yollarla ulaşabildiğini ancak bunun "çok nadir" olduğunu söylüyor:
"Anoreksiyada olduğu gibi, burada da ünlü kültürü ve sosyal medya paylaşımlarının payı büyük: Bilinçaltında Birleşik Krallık'taki milyonlarca genç erkeğe karşı kendilerini yetersiz hissediyorlar."
Harvard Tıp Fakültesi'nde klinik psikolog ve psikoloji eğitmeni olarak görev yapan Dr. Roberto Olivardia da son zamanlarda steroid kullanımı için yepyeni bir nedenin ortaya çıktığını belirtiyor: Kas dismorfisi
"Kas dismorfisi tipik olarak erkeklerde ender olarak da kadınlarda görülüyor. Bu kişiler her türlü objektif kritere göre formda, kaslı ve 'iri yarı' görünmelerine rağmen, kendilerini çok sıska, çok cılız veya çok zayıf görürler. Kaslı göründüklerini kabul etseler bile, eğer antrenman yapmazlarsa yarın tüm kaslarını kaybedeceklerinden korkarlar. Sürekli kendilerini başkalarıyla kıyaslarlar. Takıntılı davranışlar sergilerler; spor salonunda günde saatlerce çalışabilirler veya kaçınma davranışları gösterirler. Benim tedavi ettiğim kas dismorfisi olan erkekler, gidip de Venice Beach'te kaslarını sergileyecek tipler değil ancak formda olmalarına rağmen kollarının sıska olduğunu düşündükleri için 35 derece sıcakta uzun kollu giyiyorlar."
Olivardia, kadınlara ezelden beri dayatılan güzellik algısının erkeklerdeki karşılığını ise şöyle açıklıyor:
"1980'de Barbie bebek üzerine yapılan ünlü bir çalışma vardı: Eğer Barbie gerçek bir insan olsaydı vücut ölçülerinin tamamen gerçek dışı olacağı tespit edilmişti. Biz de 'Peki bunun erkek çocukları ve erkeklerdeki karşılığı nedir?' diye sorduk ve aksiyon figürlerine baktık. Buna 'GI Joe çalışması' diyoruz. Aksiyon figürlerinin yıllar içindeki değişimini inceledik ve giderek daha kaslı hâle geldiklerini gördük. Benzer şekilde, eğer bu oyuncakların çoğu gerçek birer erkek olsaydı steroid kullanmadan o ölçülere ulaşmaları imkansız olurdu.
Bu çalışmada en çarpıcı olan şey şuydu: 90'ların sonunda 'Star Wars' filmleri dijital olarak yenilenip tekrar vizyona girdiğinde, aksiyon figürleri de yeniden piyasaya sürülmüştü. Luke Skywalker'ın 1970'lerdeki figürü ile 1998'deki figürünü yan yana getirdik; yeni Luke Skywalker figürünün cübbesi açıktı; çok belirgin göğüs kasları, daha ince bir beli ve çok daha yapılı bacakları vardı. Aynı karakteri temel alan bir oyuncaktan bahsediyoruz ama bir şekilde çok daha kaslı görünmesi için manipüle edilmiş. Yani böyle bir trend var.
Tabii ki bu filmleri izlemek doğrudan vücut dismorfisi yapar demiyorum, bunlar korelasyonel şeyler. Ama bu tür imgeleri görmenin içselleştirmemiz üzerindeki etkisini de hafife alamayız. Çünkü araştırmalardan biliyoruz ki insanlar baktıkları görsel üzerinde Photoshop'la oynama yapıldığını bilseler bile, eğer o görsel onlar için bir 'ideal'e dönüşmüşse ve kendileri öyle görünmüyorlarsa özsaygıları azalmaya başlıyor."
Steroid'lerin zararı var mı?
Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Sistemi'ne (NHS) göre anabolik steroid kullanımıyla ilişkili riskler oldukça ayrıntılı şekilde belgelenmiş durumda. Bunlar kısırlık ve erektil disfonksiyondan bağımlılık ve kelliğe kadar uzanıyor.
Birleşik Krallık Anti-Doping Ajansı'na (UKAD) göre ise steroid alımıyla bağlantılı fiziksel ve psikolojik risklerden bazıları ise şöyle:
- Jinekomasti (erkeklerde meme büyümesi)
- Genitoüriner sorunlar (testislerin küçülmesi)
- Erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu)
- Kısırlık
- Kalp krizleri
- Felç
- Kan yoluyla bulaşan virüs riski (enjeksiyon sonucu HIV, Hepatit B, Hepatit C gibi)
- Bağımlılık
- Depresyon
- Saldırganlık ve şiddet (yaygın adıyla 'steroid öfkesi' veya 'roid rage')
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, Türkiye için sadece uluslararası bir zirveye ev sahipliği yapma meselesi değil. İklim finansmanı, adil geçiş, emisyon azaltımı ve çoktaraflı işbirliği başlıklarında somut ilerleme sağlanması, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki rolünün de önemli bir göstergesi olacak. COP31’in başarısını, açıklanan taahhütlerin sayısı değil, ülkelerin somut kararlar alıp bunları uygulamaya dönüştürme kapasitesi belirleyecek.

COP31’e günler kala, iklim diplomasisinin en önemli gündem maddelerinden biri yine finansman. Yeni düzenlemelerle birlikte Türkiye’de özel sektörün iklim finansmanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekecek gibi görünüyor.

COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.




