

Bugünkü Exante yayını Yatırım Finansman ile birlikte ulaştı.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD menşeili Silicon Valley Bank’ın (SVB) faaliyetleri cuma günü yönetici otoriteler tarafından durduruldu. Bu iflas hikayesi, küresel finansal kriz döneminden bu yana yaşanan en büyük banka iflası olarak kayda geçti.
SVB kimdir?
Merkezi Kaliforniya’da bulunan Silicon Valley Bank (SVB), 1983 yılında, teknoloji girişimlerine hizmet etme amacıyla kuruldu. Risk sermayesi ile finanse edilen şirketlerin mevduatlarını toplamanın yanında diğer hizmetleri de portföyüne ekleyen kurum, teknoloji devrimi ile hızlı bir büyüme trendine girdi. ABD dışında, Hindistan, Birleşik Krallık, Kanada, Çin ve Almanya da dahil olmak üzere 11 ülkede faaliyet gösteren banka ABD’deki girişim sermayesi destekli teknoloji ve sağlık yatırımlarının neredeyse yarısına finansman sağlamış durumdaydı. SVB, iflas etmeden önce, ABD’nin en büyük 16. ticari bankasıydı ve mevduat tabanı, Silikon Vadisi bankaları içindeki en büyüğüydü. Kurum, 2022 sonu itibarıyla 175 milyar USD’nin üzerinde mevduata sahipti.
İflasa götüren yol
Mudilerini büyük oranda risk sermayesi ve teknoloji şirketleri ile yöneticilerinin oluşturduğu banka, pazarlama stratejisi olarak daha yüksek getiri vaadi sunuyordu. Söz konusu stratejinin sürdürülebilmesi adına bilançosunda yüklü miktarda tahvil bulunduran bankanın bilançosundaki görünüm Fed’in faiz artırımı sürecinde değişmeye başladı.

Son 2 yıllık dönemde ABD 10 yıllık tahvil faizleri
Faiz artırımı sürecinde tahvillerin değerlerinin düşmesi (ki bu doğal bir matematiksel sonuçtur) realize edilmemiş büyük miktarda zararın birikmesine yol açtı. Söz konusu risk, faizlerin arttığı dönemlerde tahvil portföyü taşıyan her kurumun karşı karşıya kaldığı bir risk olmakla birlikte SVB’nin iş modeli, kurumu mevduat tabanı ile daha fazla yatırım yapmaya itiyordu. Sonuç olarak kurumun finansal yapısı eş grup şirketlerinden daha kırılgan bir haldeydi. Diğer bir ifadeyle, varlıklarının büyük kısmını uzun vadeli ve risksiz varlıklara bağlayan kurum, faiz hareketinin yarattığı zararın yanında iş ortamı sebebiyle oluşan diğer risklerin realize olması durumuna karşı savunmasız yakalandı.
Moody’s iflastan bir hafta önce, bu duruma dikkat çekerek, realize edilmemiş zararlar sebebiyle kurumun olası bir not indirimi ile karşı karşıya kalabileceğini duyurmuştu.
Kurum, geçtiğimiz hafta, bu realize edilmemiş zarara baz olan 21 milyar USD tutarındaki satışa hazır varlıkların satışını yaptığını ve zararın 1,8 milyar USD’ye ulaştığı bilgisini paylaştığında ise fitil ateşlendi. Kredi derecelendirme notundaki düşüşün takip ettiği bu süreçte, kurumun, söz konusu zararı karşılamak ve anormal seviyede hızlanan mevduat çıkışlarını dengelemek için bulunduğu 2 milyar USD tutarındaki sermaye artırımı girişiminde başarısız olması ise kurumun kaderini belirledi.
İflastan bir gün önce, mudilerin bankadan toplam 42 milyar USD tutarında mevduat çektiği ve bankanın gün sonundaki nakit açığının 950 milyar USD’yi aştığı raporlanmış durumda. Bu, kitlelere yayılan endişenin ve benimsenen ortak davranış modelinin kurumların finansal dayanıklılığı üzerindeki etkisi adına yeni ve güzel bir örnek olarak kayda geçecektir.
10 Mart Cuma sabahı Fed ve Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC) müfettişleri bankada inceleme yapmaya geldiler. Bu ziyaretin hemen ardından ise yerel otorite bankaya el konulduğunu, FDIC’ın kayyum olarak atandığını ve sürecin yönetilmesi için ayrı bir kurumun hayata geçirildiğini (Deposit Insurance National Bank of Santa Clara) duyurdu.
Bankanın faaliyet gösterdiği diğer ülkelerin bankacılık otoritelerinin de bu karara dayanarak yerel operasyonları sınırlandıracak ya da durduracak adımlar atması bekleniyor.
Şimdi ne olacak?
Sonda söyleyeceğimizi en başta ifade edelim: Bankanın iflası geniş yankı uyandırsa da ABD bankacılık sistemi üzerinde büyük çaplı bir etki yaratması beklenmiyor.
ABD Hazine Bakanı ve Fed eski Başkanı Jannet Yellen, bir televizyon programında yaptığı açıklamada SVB’nin çöküşüne müdahale etmek ve mevduat sahiplerini korumak için bankacılık düzenleyicileri ile yakın bir şekilde çalışıldığını, ancak büyük bir kurtarma paketinin düşünülmediğini ifade etti.
Faaliyetleri durdurulan bankanın mevduat müşterileri, ülkemizdeki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na benzer bir çatının altında kısmen de olsa (sınır 250 bin USD) koruma altında bulunuyor. FDIC, sigortasız mevduatlar için alınacak aksiyonların ise, bankadan ve müşterilerden ek bilgi alınmasının ardından belirleneceğini duyurdu.
Bu noktada yapılan analizler, alınan erken aksiyonun, şirket varlıklarının nakde çevrilmesi sürecinin tahmin edilenden daha verimli geçeceğini ve sigortasız alacaklarda %90’a varan bir karşılama oranının yakalanabileceğini gösteriyor.
Söz konusu değerlendirme, özellikle nakit akışlarını banka üzerinden geçiren ve varlıklarını bankada tutan start-up’ların likidite yönetimleri için iyi haber sayılabilir zira varlıkların tamamen erişilemez hale gelmesi çok sayıda start-up’ın faaliyetlerini yürütemeyecek duruma gelmesine yol açabilirdi.
Çok yakın zamanda ise Fed’in ani faiz hareketlerinin finansal piyasalarda faaliyet gösteren aktörler üzerindeki etkileri tartışılmaya başlanacaktır.
Bunun yanında, ABD’de bankacılık otoritesinin kural setleri ve hangi kurumların hangi kurallara tabi olduğunun gerekçeleri de tartışmaya açılacaktır. Diğer bir ifadeyle, yaşanan bu olay, bankalar ve üst düzey yöneticilerinin regülasyonlara daha geniş bir tabanda tabi olacağı günlerin habercisi olabilir.
Janet Yellen’ın konu hakkındaki beyanatının etkileri ve SVB CEO’su Greg Becker’ın iflastan yaklaşık 2 hafta önce yüklü miktarda hisse satışı gerçekleştirmesi gibi konular ise yan dallarda devam edecek tartışmaların temelini oluşturacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sanayi üretiminde yıllık bazda %4,5 artış görüldü. Fed'in güçlü istihdam verisine rağmen faiz artışını yavaşlatması bekleniyor. SVB krizi zincirleme reaksiyona yol açmadan kontrol altına alındı.
13 Mar 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?

Temel ekonomik hedeflerin yer aldığı 2027-2029 dönemine ait Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme tahmini yüzde 3,8'den yüzde 3,3'e düşürülürken, enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. OVP, net şekilde seçim ekonomisine geçildiğini göstermese de, 2027’nin seçim açısından kritik bir hazırlık yılı olabileceğine dair bazı işaretler mevcut.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin 2027-2029 dönemindeki ekonomi politikalarını ve kamu bütçesini yönlendirecek Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Aynı gün Resmî Gazete’de de yayımlanan programda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini %16’dan %28,4’e yükseltilirken büyüme beklentisi %3,8’den %3,3’e indirildi. Geçen yıl 2027 yılı için öngörülen tek haneli enflasyona ulaşma tarihi ise 2029 olarak değiştirildi.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak Temmuz ayı sanayi üretimi ve TCMB faiz kararı ile Cuma günü açıklanacak Temmuz ayı cari işlemler dengesi ön plana çıkarken, yurt dışında Perşembe günü açıklanacak ECB faiz kararı ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu takip edilecek.
07 Eyl 2026

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Barış Urhan, 31 Ağustos–2 Eylül tarihlerinde Suriye'nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Suriye Ulaştırma Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası, Suriye Varlık Fonu ve ticaret ve sanayi odaları ile görüştü. Yeniden yapılanma yatırımları, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, bürokratik işlemler ve dış ticaret koşulları üç günlük programın ana başlıklarıydı.



