Tasarım ve incelik DNA’sına işlemiş bir şirketin ofisinde

Beylerbeyi İçecek’in başındaki isimle, aynı zamanda, Beyoğlulu Münferit’in ve Karaköylü Gaspar’ın kurucusu Ferit Sarper ile sohbetteyiz.
Tasarım ve incelik DNA’sına işlemiş bir şirketin ofisinde

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Mardin Bienali’nin açılış günü. Bir masada şirketin ikonik bardak tasarımını nasıl geliştirdiğini çocukluk arkadaşından dinliyorum. İnce detaylara ve tasarıma gösterdiği özeni ve sektördeki cesaretini orada yakından görme fırsatım oluyor. Ferit Sarper, babasıyla birlikte Beylerbeyi İçecek’in Beylerbeyi İçecek’in başındaki isim. Aynı zamanda 2010’larda modern meyhane konseptini geliştiren mekanlardan Beyoğlulu Münferit’in ve Karaköylü Gaspar’ın kurucusu. Yemekle ilgili her şeye, her daim ilgisi olduğunu söyleyen Ferit’in yeme içme alanında kendine güvenini pekiştirmesini sağlayan ve onu gastronomiye daha çok bağlayan da Münferit oluyor. Münferit, malum Beyoğlu dönüşümünden sonra kapanıyor ama daha sonra Beyberleyi İçecek’le sahiplendikleri ve açtıkları alanlarla yeme içme, ağırlama ve kültür sanata dair iştahları ve iştirakleri sürüyor. 

Mardin Bienali’nden birkaç hafta sonra Beylerbeyi İçeçek’in Emirgan’da müstakil bir binada açtığı yeni ofisinde, genç ve bağımsız sanatçıları destekleyen Mamut Art Project’in sanatçıları için düzenlediği yemekten sonra Emirgan’da yeni bir şeylerin inşa olduğunu hissediyoruz. Akabinde bir yaz günü tasarımı, kültür sanatı ve yeme içmeyi bir araya getirdikleri, bir ofisten çok daha fazla anlam ve işlev yükledikleri, aidiyetlerini buldukları ofislerinde buluşuyoruz. Sokağın tabelası, ofisin binasının üzerine yerleştirilmiş; bina ve mahalle iç içe. Yolu bulmak kolay. Bahçede yetişen, korumaya özen gösterdikleri yabani otlar ve diktikleri bitkiler arasından yürüyoruz. Sanki mahallede birinin mütevazı evinin bahçesindeyiz. Ofisin kapısından içeri girince mermer ve ahşabın sıcak soğuk kontrastı, Pipistrello lambalar, CANAN’ın “Doğru Söz Söyleme Büyüsü” ve Ferit’in koleksiyonundan diğer işler bizi karşılıyor. Bu sırada Ferit, hiçbir şeyin tesadüfen bir arada durmadığı, ofisin tasarımının içinde yaşandıkça tamamlanayacağını anlatıyor. Bahçedeki masaya İzmir’den getirdiği acurları koyuyor, sohbet başlıyor. Bugün niyetimiz, bir ofis tasarımının şirket kültürünü ve kimliğini nasıl tamamladığına ve çalışanlarına aidiyet hissi verecek şekilde olabileceğine bakmak ve yine bir şirketin mahalle içindeki ofisinde ve dışında açtığı alanla şehirde tutabileceği köşeleri görmek.

Beylerbeyi İçecek, kurulduğu günden bu yana ince zevklerin temsilcisi. Bağırmadan, “ben buradayım” demeden bir şeyleri yapmanın tercih edilmediği, her şeyin görünürlük üzerinden kurgulandığı günümüzde inandıkları konularda ısrarcı ve dirençli bir şirket. Aslında bardağın tasarımından şişenin tasarımına, markanın kendini konumlandırdığı masalardan bugün Emirgan’da bulunan ofisine kadar her detay, markanın DNA’sındaki tasarım ve incelik başlığını anlatıyor. “Her unsur yansıtmak ve yaşatmak istediğimiz bir duygunun devamlılığını sağlamakla ilgili. Bir noktadan sonra bir markanın karakterini tüm bu parçalarda görüyorsunuz. Bu bütünlük doğru sağlanabildiğinde ekipteki herkesin değerleri de hizalanmış oluyor. Aynı hikaye, farklı formatlarda tasarım aracılığıyla fiziksel bir form buluyor.” sözleriyle Ferit, yeni ofisin şirkette nasıl bir anlayışı geliştirmeye katkı sağladığından ve tasarımın neden şirkette bu kadar önemli bir başlık olduğundan bahsediyor ve ekliyor: “Örneğin bardak bizim dünyamızda çok önemli ve deneyimi direkt etkileyen bir unsur. Bir üründen aldığınız keyif hiçbir zaman sadece ürünün kendisiyle ilgili olmuyor. Farklı seviyelerde her unsur bu algıyı pekiştiriyor. Bu bardağın çıkış noktasında benim çocukluğumdan hatıralar var. O günlerle ilgili hatırladıklarım, belki de hatırladığımı sandıklarımı paylaştıkça benzer anılar dinledim. Bunların temelinde neler olduğunu bulmaya çalıştık. Camın kalitesi, bardağın ölçüleri, kullanılan yaldızın tonu, el yazısının hissettirdiği kişisel duygu ve daha pek çok detayda tekrar tekrar denemeler yaptık. İçimize sinmeyenleri sabırla eledik.” 

Emirgan’da bir ofis açmaya nasıl karar verdiklerine gelince Ferit, kendisinin de yaşadığı Emirgan’da bu binaya şans eseri denk geldiklerinden ve bütün ihtiyaçlarını karşıladığından bahsediyor: “Uzun bir süre co-working servisleri kullanarak ve hibrit çalıştık. İzmir’deki genel merkezimizde de uzaktan çalışmaya geçmiştik. Babam dışında pek kimse düzenli olarak ofise gitmiyordu. Klasik formatta bir ofisin eksikliğini hissetmiyorduk ama bir araya gelince eğlenen de bir ekip olduğumuzdan birlikte vakit geçirmeyi teşvik edecek bir yerin arayışına giriştik. Ürünümüzle dahil olduğumuz yaşam stilini bizlere her gün sunacak bir yerin peşinde koşmaya başladık ve yıldızlar da dizilmiş olacak ki karşımıza bu bina çıktı.” 

Ferit, ofisin tasarım sürecinde insanı hızla ve doğal biçimde içine alan, yabancı hissetmeyeceği bir dünya kurgulamayı önceliklendiriyor: “Bunu yapmak elzem noktaları doğru tespit etmekten ve bunlara yeterince odaklanabilmekten; gereksiz unsurları sürekli elemekten ve anlamsızlıkları tespit edip ortadan kaldırmaktan geçiyor. Her şeye çoğu zaman ne fazla diye sorgulayarak yaklaşıyoruz. Ofisi tasarlarken de öyle yaptık. Tatlı bir bahçemiz, şair gibi de bir bahçıvanımız var. Bahçeye bizim eklediğimiz bitkilerin hep İstanbul’un florasına ait, naif ve mütevazı olmasına özen gösterdik. Bahçedeki yabani otları sökmek yerine desteklemeyi seçtik. Bahçıvanımız İbrahim Bey’in özenli yaklaşımıyla çok kısa zamanda bize kendimizi kırda hissettiren bir noktaya geldik. Bulunduğumuz yerle kaynaşmak suretiyle ayrışıyoruz gibi geliyor. Bu, işimize ve hayata yaklaşımımızın güzel bir özeti.” Böylece ortaya, herkesin gelip vakit geçirmek istediği ve ilişki kurabildiği ve şirketin işe bakış açısını gösteren bir ofis tasarımı çıkıyor.


Editörün notu: Devamı Soli'nin ilk sayısında. Bu yazı Elif Bayram ve Ferit Sarper'in röportajın düzenlenmiştir.

Fotoğraflar: Deniz Sabuncu

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

Soli dergiden: Emirgan'da Ferit Sarper ile

Firuzağalı Münferit'ten tanıdığımız Ferit Sarper, Emirgan’daki Autoban tasarımı yeni ofislerini ve mahallesindeki yürüyüş rotasını anlatıyor. Dahası Soli'nin ilk sayısında. İlk sayı çok yakında mahalledeki kitapçıda ve websitesinde.

20 Eyl 2024

Ferit Sarper

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Eylül sakinliğinin bir adım ötesi: Dünyanın en sessiz adaları

Kalabalıklardan, sıcaktan ve gürültüden kaçınmak isteyenlerin tatil zamanı Eylül geldi. Bu dönemde tatiler çıkan kişi sayısının giderek artması Süper Eylül trendini de beraberinde getirdi. Peki dinginlik arayışını bir ileri safhaya taşıyanlar nerelere gidebilir? Örneğin dünyanın en sessiz adalarına. Uydu ve harita verilerini kullanarak yapılan analiz sonucu belirlenen dünyanın en sessiz adaları.

Deniz Aytekin

·

13 Eyl 2026

Eylül sakinliğinin bir adım ötesi: Dünyanın en sessiz adaları
SoliSoli

HİKAYE

Binalar neden artık eskisi gibi 'süslü' değil?

Tarihin ve toplumsal olayların binaları nasıl değiştirdiğini ve geçmişin detaylı mimarisinden bugünün daha sade yapılarına nasıl geldiğimizi Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık kurucu ortağı Kerem Erginoğlu ve SO? Mimarlık ve Fikriyat kurucu ortağı Sevince Bayrak’la birlikte inceledik.

DAC İstanbul

·

13 Eyl 2026

Binalar neden artık eskisi gibi 'süslü' değil?
SoliSoli

HİKAYE

Kopenhag ve Malmö: Bir köprünün iki ucunda pub ve bar rotası

Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.

Talha Ö.

·

06 Eyl 2026

Kopenhag ve Malmö: Bir köprünün iki ucunda pub ve bar rotası
SoliSoli

HİKAYE

'Süper Eylül' trendi: Yaz tatilleri uzuyor mu?

ABTA'nın her yıl yayımladığı seyahat trendleri raporunun sonuncusunda üst sıralarda alışık olmadığımız bir terim yer alıyor: Super September, yani Süper Eylül. Eylül ayında yurt dışı tatiline çıkmayı planlayanların oranı giderek artıyor. Bu yükselişin ardında ise üç temel motivasyon yatıyor: Sıcaklardan kaçma, boşalan plaj ve sokaklar ile uçak ve konaklama fiyatlarının düşmesi.

Deniz Aytekin

·

06 Eyl 2026

'Süper Eylül' trendi: Yaz tatilleri uzuyor mu?
SoliSoli

HİKAYE

Yaratıcıların galaksisi: Şehirler arası bir komünite olarak TOURIST

Son yılların en belirgin kültürel eğilimlerinden biri, kürasyona dayalı yaratıcı komünitelerin yükselişi. Berlin'den New York'a, Londra'dan İstanbul'a, insanlar artık kitlesel platformların anonim kalabalığı yerine kendilerine benzeyen, aynı kafadan, yaşam tarzına yakın hissettikleri insanlarla bir araya gelmeyi tercih ediyor.

03 Eyl 2026

Yaratıcıların galaksisi: Şehirler arası bir komünite olarak TOURIST