

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Antik kentler de iklim kriziyle yüzleşiyor. Deutsche Welle’nin yakın zamanlı bir haberine göre, yapılan araştırmalar Akdeniz Havzası’ndaki kıyıya yakın antik kentlerden incelenen 49’undan 37’sinin sular altında kalma, 42’sinin ise kıyıda meydana gelecek erozyon tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Küçük Menderes’in alüvyonlarının işgal ettiği limanıyla Efes ve Eşen Çayı’nın kenarındaki sarp kayalığın üzerinde yükselen akropolüyle Xanthos incelenen miras şehirlerden. 2021 ve 2022’nin orman yangınlarından etkilenen sayısız antik kent içinden Priene Antik Kenti’ne ve yine 2022’de sağanak yağışlarda Aspendos Antik Tiyatrosu’na nasıl su bastığına da değinmeden olmaz.
Turizmin iklim krizini tetiklemesi gibi iklim krizi de doğrudan turizmi ve kültürel miraslarımızı etkiliyor.
Anadolu’da gezdiğim tüm antik kentlerden hangisinin kuraklık sonrası gelen aşırı yağışlardan ne denli yara alacağını düşünmeden edemiyorum. Bugünse yazına, kışına tanık olduğum; baharını merakla beklediğim Teos Antik Kenti’ndeydim. Onu yüz yüze olduğu iklim krizi riskiyse, yüzünü denize dönmüş olması ve muhtemel yükselen deniz seviyelerinden etkilenebilecek olması. Akropolünün bile denizden sadece 35 metre yükseklikteki Kocakır Tepesi’ne kurulu olan bu kent Seferihisar, Sığacık’ta, Türkiye’nin ilk yavaş şehrinin merkezine sadece 2 km mesafede. Karşısındaki Minik Çiçek Adası’na uzanan sığlıkta çoktan suyu boylayan kalıntılarıyla ve Antik Limanı’yla dikkat çeken bir liman kenti.
Bu defa tarihi için gelmedim. Geçen hafta Bergama Akropolü’nde tadını yeterince çıkaramadığım ilkbahar efemeralarını görmeye geldim. Parlak güneşi oburca yiyen ama yaz güneşine henüz boyun eğmemiş kır çiçekleri. Yeraltındaki gizli uzun ömürlerinden yine, yeniden uyanan tüm renkler. Bir antik kente nisan ayında geldiğinizde en çok duymak istediğiniz ses de tabii ki turistle dolup taşan antik tiyatrolarda yankılanan ilgisinin sesi değildir. Kendi haline bırakılmış bahar efemeralarının arasından gelen koro halindeki vız vızlardır.
Antik kentler bir doğa sığınağıdır.
Kimse antik kentlerde kır çiçeklerine piknik örtüsü seremez mesela. Bunca hektarlık arazi, endemik bitki yoğunluğuyla tarım ilaçlarından da korunmuş olur. Ormanlardan daha korunaklı olabilir. Kent Meclisi’nin taşlarının arası kertenkeleye yuva; dizilen taşların oyukları örümceklere mağara; zemindeki bir oyuğa biriken yağmur suyu bir alaca balıkçılla yeşil düdükçüne havuz; etrafı zincirle çevrili Dionysos Tapınağı kalıntıları bir ak kuyruksallayana tünek; göçmen diken kelebeğine güneşlenmesi için şezlong… Dahası zeytinler çiçek açmış, hayıtlar yeşermiştir bu zamanda. Dağlama papatyaları, sarıkörekler, gelincikler, çirişler coşmuş… Ve hepsi artık terk edilmiş bir şehrin şimdiki sakinleri… Kim bilir ne zamana kadar.
Sadece yaşama ev sahipliği yaptıkları için bile “taşları” ziyarete gidebiliriz. Her mevsim, orada yaşam başka ve dileriz bu taştan habitatları gelecek kuşaklar da deneyimleyebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Antik Kentler İklim Krizi ve Kadınlar, Yeşil Akdeniz Diyeti
28 Nis 2023

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







