Toplumsal hafızanın ve itirazın mekânları

Beyazıt Meydanı'ndan Taksim'e, oradan Halaskargazi'ye
Toplumsal hafızanın ve itirazın mekânları

Samsung 14 Şubat
Samsung ile birlikte

Galaksinde Değişime Yer Aç Efsanevi Değişime Hazır Mısın? Telefon yenilemeye karar vermek kimi zaman bozulan ya da yavaşlayan eski telefonun değişim gerekliliği, kimi zaman da yeni çıkan üst modele geçme isteğinden gelen uzun bir süreç. Bu konuda değişmeyen tek şey ise yeni telefonunuzu elinize aldığınız an gelen sıfırdan başlama heyecanı. Çözünürlüğüyle göz kamaştıran kamerayı ilk kez denediğiniz an, yepyeni bir pil gücü, sonsuza kadar dolmaz hissi veren hafıza ve yeniliği hissettiren o en keyifli anlar. Akıllı telefon pazarının hakimi konumundaki Samsung, en yeni ve iddialı modelleri Galaxy S21 Serisi 5G ile çıtayı en yükseğe çıkarmış durumda. Bahsettiğimiz tüm bu keyifli anları tek bir telefonda yaşamanız için gelin Galaxy S21 Serisi 5G’ye biraz yakından bakalım. Galaxy S21 Serisi 5G: Galaxy’nin en yeni 3 üyesi Galaxy S21 Ultra 5G, Galaxy S21+ 5G ve Galaxy S21 5G’ye geçmek için aslında birçok neden sayabiliriz. Eski telefonunuza veda edip, yepyeni bir başlangıcı efsanevi değişim kampanyası ile yapmak için ise daha çok. 5G destekli performansı ile öne çıkan Galaxy S21 Serisi 5G’yi rakiplerinden ayıran en güçlü özelliklerden biri ise şüphesiz kamerası. Harikulade özellikleri ile fotoğraf mı, video mu ikilemi geride kalsın. Galaxy S21 Ultra 5G, 108MP ana kamera, 10MP telefoto kamera ve 12MP ultra geniş açılı kamera ve 40MP selfie kamera sıyla aynı sahneyi 4 farklı açıdan, film niteliğinde çekmeyi mümkün kılıyor. Ayrıca 8K Videodan Fotoğraf özelliği ile, bir 8K videodan, 33MP çözünürlükte fotoğraflar yakalamak ise eşsiz bir kullanım özelliği. Üstelik ilk defa S Pen desteği ile geliyor ve bu da kullanım deneyimini bir adım öteye taşıyor. Galaxy Watch3, Galaxy Buds Pro ya da SmartThings gibi Samsung ekosisteminin diğer akıllı cihazlarıyla bağlantı kurabiliyor. Yeni Galaxy S21 Serisi 5G, üç modeliyle de kullanıcı deneyiminin son noktası. #EfsaneviDeğişim: Şimdi değişim kampanyasına özel fırsatlarla , Galaxy S21 | S21+ 5G sahibi olun, hayat kalitenizdeki değişimi anında hissetmeye başlayın. Samsung: 1938 yılında Güney Kore'de kurulan ve bugünün tüketici elektroniği devleri arasında yer alan Samsung, Statcounter'ın 2020 Aralık istatistiklerine göre Türkiye'deki akıllı telefon pazarının %44,58'i ile hakimiyeti elinde bulunduruyor. Mobil kategoride, Galaxy ürün grubunda sunduğu akıllı telefon, tablet, kulaklık, saat ürünleriyle en son teknolojiyi son kullanıcıya ulaştıran Samsung; akıllı teknolojilerini televizyon, ses sistemi, beyaz eşya ve küçük ev aletleri kategorilerinde de tüketicilerin hayatlarına taşıyor. Galaxy’nin en efsanevi akıllı telefon grubu Galaxy S21 Serisi 5G ile tanışmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Bugünkü hâliyle şehir tanımı, şehrin tüm hafızasını kapsamalı diye düşünüyorum. Çünkü mekânlar, toplumsal ve kültürel hafızamızın birer taşıyıcısı görevi görüyor. Bütün uyumsuzluğu, huzursuzluğu, artık içinde olmayanlarıyla…  Fakat şehirler, geçmişlerini pek de açık seçik anlatmıyor; hatta çoğunlukla unutuyor ve hafızasının derinliklerinde bir yerlerde o anılarla birleşen yapıları yıkılıyor, dönüşüyor.

Zaman zaman kimimizin hafızasında kimimizinse okuduğu kitaplarda, ailemizin anılarında ve gördüğümüz fotoğraf karelerinde canlanan İstanbul’dakilerin ortak geçmişi, yine de şehrin sokaklarında, caddelerinde, bir evin önünde ve en önemlisi şehrin meydanlarında saklanıyor. Her şehir toplumsal çatışmaların, huzursuzluğun, hayır diyebilmenin mekânlarını içinde barındırıyor. Bu yüzden ben de geçmişle bugüne aynı düzlemden bakabilmek, zaman katmanlarına tanık olmak için toplumsal hafızamızı biraz yoklamak, şehrin itiraz mekânlarında gezinmek istedim. 

İlk durak Beyazıt Meydanı: Meydanın insanları bir araya getirme tarihi Bizans’a kadar uzanıyor. Adını orada bulunan boğa heykelinden alan Forum Tauri, şehrin o dönem en büyük forumu olarak işlev görmüş, kanlı olaylara sahne olmuş. Meydanı daha barışçıl protestolara ilk açan kişiyse imparator Theodosius. Osmanlı dönemine doğru yürüdüğünüzde dönemin siyasi atmosferini yansıtmaya devam eden Beyazıt, tarihe Patrona Halil İsyanı olarak geçen, hepimizin tarih derslerinden hatırlayacağı isyana mekân olmuş. Şehrin ilk üniversitesinin de bu kadim direnme alanına yakın kurulmasına pek şaşırmıyorum. Cumhuriyet tarihi boyunca meydanın tanıklık ettiği olayların çoğu da öğrenci hareketleriyle yakından ilgili zaten.

Bir Meydan Öyküsü: Beyazıt kitabının yazarı Sevince Bayrak, Beyazıt’ı bir höyüğe benzetiyor. “...tarihî yapılar, yıkımlar, anıtlar, mimar-belediye ilişkileri, müellif aktörler, kentsel peyzaj, politikanın kamusal alana yayılması, kentsel kimlik tartışmaları, ideoloji-kamusal alan ilişkisi, koruma yaklaşımları...” bu höyüğün katmanları ona göre. Bu yüzden meydanda baktığım her yerde bir Bizans askeri, bir Osmanlı beyefendisi, altıncı filoya karşı öğrenciler, başörtüsü eylemlerinde kadınlar görüyorum. Sonra araba kornaları beni bugüne geri getiriyor. 

Taksim’e doğru: Tünel’den yürümeye karar veriyorum, Galatasaray Meydanı’nın önünden geçerken yaşadığı onca çatışmayı, hakikati arayanları düşünüyorum. Barındırdığı kolektif hafıza bakımından belki de İstanbul’un en yoğun yeri Taksim. Öyle Beyazıt kadar eski bir geçmişi olmasa da İstanbul’un suyunu taksim eden maksemi, Cumhuriyet sonrasından bugüne her ideolojiden ve her yaştan insanın fikirlerini haykırdığına tanıklık etmiş. Nihayet meydana varıyorum. Her ne kadar farklı dönemlerde geçirdiği yıkımlar onun kimliğini yıkıp yeniden inşa etse de meydan özellikle 1976’dan sonra başlanan 1 Mayıs kutlamalarıyla kazandığı sınıfsal temsille işçilerin, öğrencilerin, sendikaların mücadelesine sahne olmuş. Taksim Meydanı’ndan Gezi Parkı’na yürürken kafamı sağa çevirip Kazancı Yokuşu’na uzunca bakıyorum. Gezi Parkı’na varınca da herkesin yüzünde maske olmasını bir anlığına garipsiyorum. 

Halaskargazi, Sebat Apartmanı önü, son durağım: Halaskargazi ve tarihini daha önce “Ah, Nerede O Eski İstanbul”  isimli bültende anlattığım Sebat Apartmanı, yakın geçmişimizi çağıran, adalet arayışına ses olan bir nokta. Apartmanın önünden insanlar geçiyor, bir süre duruyorum, karamsarlıktan umuda gidip gelen düşüncelerimi sakinleştiriyorum. Uzun süre Agos Gazetesi’ne ev sahipliği yapan bu mekân, içinde barındırdığı 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’yla unutmamanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.

İllüstrasyon: Ece Tugay

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

💌 Aşk, itiraz, hafıza

Şehrin âşıklarından şiirler, toplumsal hafıza ve itiraz mekânları, aşkın mekânsal tezahürü

14 Şub 2021

Samsung ile birlikte
💌 Aşk, itiraz, hafıza

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?