Türk iş dünyası ikinci Trump dönemi hakkında ne düşünüyor?

Donald Trump’ın ilk Başkanlık döneminde Türkiye ile tatlı-sert diyebileceğimiz bir ilişki geliştirdiği biliniyor. Peki Türk iş dünyası ikinci Trump dönemi hakkında ne düşünüyor? Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erten, Ulukartal Holding İcra Kurulu Başkanı Mert Ünsal ve ÜNLÜ Portföy Genel Müdürü Semih Kara Aposto için değerlendirdi.
Türk iş dünyası ikinci Trump dönemi hakkında ne düşünüyor?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

ABD’de ikinci Donald Trump döneminin başlamasından bu yana dünya ekonomisi için karmaşık günler yaşanıyor. Henüz görevinin ilk aylarında, başta ABD’nin en büyük ticaret ortakları Meksika, Kanada ve Çin olmak üzere gümrük vergileriyle pek çok ülkeyi hedef alacağını ilan eden Trump, bugüne kadar Türkiye ile ilgili ise henüz sert bir açıklamada bulunmadı. 

Başkan Trump, 2017-2021 yılları arasındaki ilk döneminde Türkiye’nin ABD'ye çelik ve alüminyum ihracatına yönelik gümrük vergilerini iki katına çıkarmış ayrıca görevinin son günlerinde Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nı (SSB) da CAATSA yaptırımları ile hedef almıştı. Trump ayrıca Rahip Brunson krizinin ardından Türkiye’ye gönderdiği sert mektup ve arkasından gelen kur kriziyle de hatırlanıyor. 

Trump’ın ilk Başkanlık döneminde Türkiye ile tatlı-sert diyebileceğimiz bir ilişki geliştirdiği biliniyor. Peki Türk iş dünyası ikinci Trump dönemi hakkında ne düşünüyor?

“Türkiye birçok sektörde üretim merkezi olabilir”

İkinci Trump dönemiyle ilgili görüşlerini Aposto’yla paylaşan Garanti BBVA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Akten, Trump yönetiminin yeni belirsizlikleri tetiklediğini ve anlık kararlar alınabildiği için ilave oynaklık yarattığını söyleyerek, “Tarifeler anlamında, Türkiye ile ABD arasındaki ticareti düşündüğümüzde, direkt bizi hedefleyebilecek bir atak beklemiyoruz. Önemli ticaret partnerimiz Avrupa olduğu için onlara uygulanabilecek tarifeler dolaylı olarak bizi etkileyebilir” ifadelerini kullandı. 

“Bununla birlikte, değişen ticaret akımları, jeopolitik konumumuz gereği, Türkiye’nin dünya ticareti açısından önemini daha da artırabilir. Zira, Avrupa’nın savunma olarak kendini koruma, daha yenilikçi teknolojilere adapte olma ve bölgedeki rekabeti artırma ihtiyacı Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye’nin mevcut bilgi birikimi seviyesi, çeşitli sektörlere yayılan üretim potansiyeli ve ihracata yönelik birçok sektörde gösterdiği uzmanlık yeni yatırım ve yakın coğrafyalara ihracatını artırma -nearshoring, friendshoring gibi- fırsatları sunabilir. Türkiye, Avrupa için savunma başta olmak üzere birçok sektörde üretim merkezi olabilir. Nitekim, Türkiye ekonomisi potansiyel büyüme oranı %4-4,5 ile ve ihracat çeşitlendirme stratejileriyle daha da artabilecek geniş bir sektörel üretim kapasitesine sahip olmasıyla akranlarına kıyasla öne çıkmaya devam ediyor.”

Trump 2.0 döneminde komşu ülkelerdeki jeopolitik çatışmaların olası bir şekilde istikrara kavuşmasının, ekonomilerin yeniden yapılanması ve inşası için yeni bir fırsat penceresi açarak Türkiye’nin bölgede aktif bir oyuncu olmasına olanak sağlayabileceğini söyleyen Akten, “Tüm bu gelişmeleri birlikte ele aldığımızda, ticaret akımlarına dair kısa vadede bizi olumsuz etkileyebilecek gelişmeler olsa da; orta-uzun vadede riskleri lehimize çevirebileceğimiz gelişmeler olabilir” dedi.

“Bununla birlikte, Trump’ın tarifeleri siyasi kaldıraç haline getirdiğini ve araç olarak kullandığını da görüyoruz. Dolayısıyla, Meksika ve Kanada örneğinde gördüğümüz üzere, derinleşen yıkıcı tedbirlerin çok uzun süre devam etmesini de beklemiyoruz. Sonuç olarak, küresel büyüme ılımlı büyüme trendini devam ettirebilir, ilk enflasyonist etkiler zaman içinde azaldıkça küresel faizler belki 2009 finansal kriz öncesi seviyelere kıyasla yukarıda kalacak olsa da, orta vadede denge faiz seviyesine doğru yakınsayabilir.”

“ABD'ye ihracatımız 16-17 milyar dolar seviyesinde"

Konuyla ilgili Aposto’ya açıklama yapan ve gümrük vergilerine ilişkin riskleri değerlendiren Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ABD’ye yapılan ihracatın hem ABD’nin toplam ithalatının hem de Türkiye’den yapılan toplam ihracatın küçük bir kısmını oluşturduğunu söyleyerek, “Son beş yılda ortalama 3 trilyon dolar ithalat yapmış bir ülkeden bahsediyoruz. Bizim ihracatımız ise 16-17 milyar dolar seviyesinde. ABD’nin ithalatında %1’e bile denk değil bu oran. ABD'nin ithalatında %1 payı yakalayabilirsek 30 milyar dolar ihracat yapmış oluyoruz” ifadelerini kullandı. 

ABD’ye yapılan ihracatı artırarak potansiyellerini gerçekleştirmeyi hedeflediklerini ve bu amaçla yakın zamanda çeşitli ziyaretlerde bulunacaklarını da ifade eden Gültepe, şöyle konuştu:

“Amacımız da bu potansiyelimizi gerçekleştirmek. Bu doğrultuda, 12-15 Mayıs tarihlerinde tüm sektörleri kapsayan bir Los Angeles ticaret heyeti düzenleyeceğiz. Buradan bir kez daha tüm firmalarımızı ticaret heyetlerimize davetimi yinelemek arzusundayım.”

Türkiye'den ABD’ye ihracat yapan sektörlerle ilgili de bilgi veren Gültepe, 2024 yılında ABD’ye toplam 16,4 milyar USD’lik ihracat yaptıklarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Kimyevi maddeler, otomotiv endüstrisi, hazır giyim ve konfeksiyon, halı sektörleri ihracatımızın üçte birini oluştururken, elektrik ve elektronik, mücevher, makine ve aksamları, çimento cam seramik ve toprak ürünleri sektörlerinde toplam ihracatımız 3 milyar doların altında seyrediyor. İhracatımızın çeşitlendirilmesi için bu sektörlerde ihracatımızın yükselmesini kısa vadeli bir hedef olarak söyleyebilirim.” 

“Gümrük tarifeleri belki bize mukayeseli üstünlük getirebilir”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nazmi Erten, Trump’ın henüz Türkiye’yle olan ticari ilişkilere yönelik hiçbir eylemde bulunmadığına dikkat çekerek, "Bu belki olumlu bir durum ancak bizim ABD ile olan ticaret hacmimizi dikkate aldığımızda anlaşılır bir durum. Bu bize gümrük tarifeleri ile cezalandırmaya çalıştığı birçok ülkeye karşı mukayeseli bir üstünlük getirebilir ancak ölçek ekonomisi, yüksek lojistik maliyetleri ve genel olarak katma değerli ürün ihracatı çok kısıtlı olan ve bu nedenle rekabette fiyat avantajı yaratmakta zorlanan ihracatçımız açısından pek de manalı olmayabilir” ifadelerini kullandı. 

Trump’ın Türkiye’ye karşı yarattığı en büyük risklerin, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve coğrafyasından kaynaklandığını düşündüğünü söyleyen Erten, şöyle konuştu:

“Beni diğer taraftan ciddi olarak endişelendiren husus ise Türkiye’nin jeopolitik konumu, bu coğrafyada yaşananlar ve yaşanacaklar sebebiyle Trump’ın bizimle ters düşmesi ve bu durumu ekonomik yaptırımlara evirme riski. Rahip Brunson vakası ve bize yaşatılan en büyük piyasa darbesini hatırlayın. Sonuç olarak ben Trump 2.0’ın Türk iş insanı açısından bir fırsat oluşturduğu konusunda henüz iyimser olamıyorum. Umarım yanılırım.”

“Türkiye kilit bir üretim merkezi haline gelebilir”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Ulukartal Holding İcra Kurulu Başkanı Mert Ünsal, ABD ile Türkiye arasında belirlenen 100 milyar USD’lik ortak ticaret hacmi hedefine dikkat çekerek, ikinci Trump döneminde özellikle enerji, savunma ve teknoloji alanlarında işbirliğinin artırılabileceğini söyledi. İhracatçılar içinse ilk dönemde olduğu gibi ikinci dönemde de risklerin bulunduğunu söyleyen Ünsal, “Trump'ın korumacı ticaret politikaları ve gümrük tarifelerindeki olası artışlar, Türk ihracatçıları için muhtemelen risk oluşturabilir. Özellikle çelik ve tekstil sektörlerinde ek vergiler veya kısıtlamalar gündeme gelebilir” dedi.

Trump’ın AB ve Çin ile ticaret savaşını derinleştirmesi durumunda bu risklerin fırsata da dönüşebileceğini belirten Ünsal, “Türkiye, bu süreçte tedarik zincirlerinde kilit bir üretim merkezi haline de gelebilir. Bu bağlamda, Türk iş dünyasının ABD ile olan ekonomik ilişkilerinde pozisyonunu güçlendirmek için stratejik hamleler yapması gerekecektir” dedi. 

“Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Türk iş dünyasının, ABD ile ticari ilişkilerde fırsatları değerlendirebilmesi için esnek ve proaktif stratejiler geliştirmesi gerekiyor. Korumacı politikaların olası etkilerine karşı hazırlıklı olmak, alternatif pazar arayışlarını sürdürmek ve küresel siyasi dengeleri doğru analiz etmek, bu dönemde başarıyı belirleyecek unsurlar arasında yer alacak.”

“Bu kez işbirliği fırsatları öne çıkıyor”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan ÜNLÜ Portföy Genel Müdürü Semih Kara ise Türk iş dünyasının yeni sürecin ekonomi üzerindeki etkilerini ticaret, üretim ve enerji gibi çeşitli boyutlarla değerlendirdiğini söyleyerek, “İlk başkanlık döneminde Türkiye-ABD ilişkilerinde ekonomik gerilimler yaşansa da bu kez ticaretin güçlenmesi için fırsatlar ortaya çıkıyor. Özellikle otomotiv ve tekstil gibi ihracata dayalı sektörler, bu gelişmelerden en çok etkilenecek alanlar arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. 

“Kısa vadede, Türkiye ve ABD arasındaki görüşmelerde, eğer uzlaşma sağlanırsa, 100 milyar dolarlık ticaret hedefi ve CAATSA yaptırımlarının hafifletilmesi gündeme gelebilir. Otomotiv ve savunma sanayii gibi kritik sektörler, iş birliği fırsatlarına odaklanmış durumda.”

Trump’ın NATO ve Avrupa’ya yönelik tutumunun Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerini geliştirmesi için bir fırsat yaratabileceğini de söyleyen Kara, “Türkiye’nin sanayi üretimi ve lojistik gücüyle Avrupa pazarında daha fazla yer edinmesini sağlayabilir. NATO’daki dengelerin değişmesi ise Türkiye’nin askeri ve savunma iş birliklerini Avrupa için daha değerli kılabilir. Türkiye’nin bu süreçte Avrupa ile bağlarını güçlendirmesi, ekonomik büyümeyi hızlandırırken siyasi diyaloğu da yeni bir seviyeye taşıyabilir” dedi. 

Enerji politikaları açısından da Türkiye için olumlu bir tablonun öne çıktığını söyleyen Kara, şöyle konuştu:

"Trump’ın petrol ve gaz üretimini artırma planları, küresel enerji fiyatlarını düşürebilir. Enerji ithalatına bağımlı Türkiye’de sanayi sektörü – özellikle kimya ve imalat sektörleri – bu durumdan maliyet avantajı sağlayabilir. Bu da enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletebilir.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

🇹🇷 Türk iş dünyası gözünden Trump

Donald Trump’ın ilk Başkanlık döneminde Türkiye ile tatlı-sert diyebileceğimiz bir ilişki geliştirdiği biliniyor. Peki Türk iş dünyası ikinci Trump dönemi hakkında ne düşünüyor?

14 Mar 2025

Reuters

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?

Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Hakan Bektaş

·

26 Ağu 2026

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Pelin Cengiz

·

25 Ağu 2026

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Eralp Ersoy

·

25 Ağu 2026

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.

24 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE
EXANTEEXANTE

HİKAYE

BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Emircan Yaman

·

23 Ağu 2026

BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?