Türkiye duman altı: Yangın dumanı solumanın uzun süreli etkileri neler?

Son iki haftada Türkiye, yaklaşık 300 yangınla kelimenin tam manasıyla duman altı oldu. Yangınların bir kısmı kontrol altına alınırken geride kalan dumanla birlikte havada asılı kalan kritik bir soru da var: Duman partiküllerini solumanın kısa ve uzun vadede yol açabileceği sağlık sorunları.
Türkiye duman altı: Yangın dumanı solumanın uzun süreli etkileri neler?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Son iki haftada Türkiye, yaklaşık 300 yangınla kelimenin tam manasıyla duman altı oldu. Her yıl olduğu gibi söndürme çalışmaları sürerken ya da biter bitmez gündemimizi aynı sorular ele geçirdi: “Kim yaktı?”, “Kaç hektar alan, kaç ev yandı?”, “Yeterince uçak var mıydı?”, “Yanan alanların akıbeti ne olacak?” 

  • Öte yandan bu tartışmaların arasında gözden kaçan bir mesele var: Yangın dumanı solumanın uzun vadede insan sağlığına etkisi. 

Kaliforniya ve Kanada gibi yangınlarla yaşamaya yavaş yavaş alışan coğrafyalarda yapılan araştırmalar duman partiküllerini solumanın kısa ve uzun vadede yol açtığı sağlık sorunlarının görmezden gelinemeyecek kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor. Kaliforniya’da neredeyse bir ay süren 2020 yangınları sırasında yoğun dumana maruz kalan bölgelerde felç ve diğer kardiyovasküler rahatsızlıklarda %43’lük bir artış bildirilmiş; hastaneye yatış oranları %12 artmıştı. Bu dönemde Kuzey Kaliforniya’daki bilim insanları duman solumanın binlerce ölüme neden olmuş olabileceği konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Yangın sırasında ve hemen sonrasında ortaya çıkan sağlık problemlerini saptamak nispeten kolay olsa da dumana maruz kalmanın uzun vadedeki etkileri konusunda neden-sonuç ilişkisine dayalı çıkarımlar yapmak daha güç. Hava kirliliğinin aksine yıllar boyunca, belirli aralıklarla duman solumanın etkileri veri yetersizliği ve duman partiküllerinin kan dolaşımına girdikten sonra nasıl hareket ettiğinin henüz tam olarak belirlenememesi bu alandaki araştırmaları zorlaştırıyor. 

Yine de bağımsız birçok çalışma yangın dumanına maruz kalmayı erken doğumdan damar hastalıklarına, kanserden Alzheimer ve erken bunamaya kadar birçok hastalıkla ilişkilendiriyor.

Görünmez zehir PM2.5

Araştırmacılar orman yangını dumanının sağlık üzerindeki etkilerini anlamak için kentsel ve endüstriyel kirlilik üzerine onlarca yıldır yapılmış çalışmaları da inceliyor. Bu çalışmalar, yangınlara yakın bölgelerdeki insanların sıklıkla duman parçacıklarını soluduğunu gösteriyor. Havada uçuşan küller gibi bazı parçacıklar gözle görülürken asıl tehlikeyi fark edilmesi mümkün olmayan mikroskobik parçacıklar yaratıyor. 

  • Partikül madde ya da PM10 olarak bilinen bu parçacıkların çapı bir saç telinin yedide biri kadar, bir alt grubu olan PM2.5’ler ise daha da ufak.

Bu partiküller yanan bitkilerin saldığı karbonun yanı sıra alev alan arabalar, elektronik cihazlar ve binalardan salınan toksik ağır metaller gibi zehirli maddeler içeriyor. Burun kılları ve mukus, büyük parçacıkları tutarken bu minik partiküller akciğerlerin derinliklerine ve oradan da kan dolaşımına nüfuz ederek hücresel ölçekte zarara neden oluyor.

Kaliforniya Üniversitesi’nde çevre sağlığı araştırmaları yapan Carlos Gould, bu durumun uzmanların orman yangını dumanıyla ilişkilendirdiği kalp rahatsızlıkları, kısırlık ve bunama gibi bazı sağlık etkilerini açıklayabileceğini söylüyor. Bunun yanında yanan alana yakın bölgelerde yaşayanlar içme suyu ve taze gıdalara karışan, kansere neden olan partiküllere de maruz kalma riskiyle karşı karşıya.

Dumanın uzun dönemdeki etkileri ve cevaplanamayan sorular

2017 yılında, Montana’da küçük bir topluluğun yaşadığı Seeley Lake yakınlarında çıkan bir yangın neredeyse bir ay sürmüş, havadaki duman tabakasının dağılması tam 49 gün almıştı. Montana Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, yangını takip eden yıllar boyunca bölgede yaşayan kişilerin akciğer fonksiyonlarını inceleme kararı aldı ve beklenmedik sonuçlar elde etti. 

Yangınların hemen ardından, katılımcıların yaklaşık %10’unun akciğer fonksiyonu normal alt sınırın altında ölçülürken yangından bir yıl sonra bu oran yaklaşık %46’ya çıktı. İki yılın sonunda, bu kişilerin çoğunun akciğer fonksiyonları hâlâ oldukça kötüydü. Çalışma COVID’in patlamasıyla yarıda kalınca araştırmacılar bu kez laboratuvar ortamında fareler üzerinde çalışmalar yapmaya başladı ve benzer sonuçlara ulaştı.

Montana’daki çalışma, tek bir yangının etkilerini ölçmekle sınırlı kalıyor ancak dünyanın gidişatı yangına elverişli bölgelerde yaşayan insanların yıllar boyunca kümülatif olarak dumana maruz kalacağını gösteriyor. Washington Üniversitesi’nde çevresel epidemiyolog olan Joan Casey, bilimin henüz uzun süreli etkileri tespit etmenin yakınından bile geçmediğini ancak mevcut çalışmaların hiç de olumlu bir tablo sunmadığını söylüyor.

Yangın dumanı kimyasal olarak hava kirliliğinden oldukça farklı olduğundan bu alanda yapılacak güncel ve geniş çaplı araştırmalara öncelik verilmesi kritik bir önem taşıyor. Yanan ağaç türleri bile dumanın toksisitesini etkileyebiliyor. 

  • Bir laboratuvar çalışmasında farklı bölgesel ormanları simüle etmek için turba, çam iğnesi ve çeşitli odun türlerini yakan araştırmacılar çam odunu dumanının en mutajenik (kanser riski yaratmaya elverişli) tür olduğunu, akciğerler için en toksik duman türünün ise okaliptüs ağaçları yandığında ortaya çıktığını tespit etti.

2008 yılında The University of California, Davis yakınlarında çıkan bir yangın sırasında açık alanda bulunan maymunlar üzerinde 15 yıl boyunca yapılan çalışmalar, bebekken dumana maruz kalan maymunların ergenlik döneminde akciğerlerinin daha küçük ve sert olduğunu, bağışıklık sistemlerinin de dumana maruz kalmayan maymunlara göre yeterince çalışmadığını ortaya koydu. Ayrıca dumana maruz kalan maymunlar, diğerlerine göre çok daha az uyuyordu.

2020’de Oregon’daki orman yangınlarının öncesinde ve sonrasında alınan sperm örneklerini inceleyen araştırmacılar da çoğu katılımcıda sperm hareketliliğin düştüğünü tespit etti. Araştırmacılar duman maruz kalmanın yaşamın ilk dönemleri gibi ileri dönemlerindeki bireyleri de olumsuz etkilediğini, enflamasyonu artırarak nörolojik birçok rahatsızlığın önünü açtığını düşünüyor.

Ocak ayında Los Angeles’ta yaşanan dev yangının ardından bölgedeki 13.000 kişinin katıldığı 10 yıl sürecek bir araştırma başlatıldı. Bu çalışmadan çıkacak bulguların duman solumanın uzun süreli etkileri konusunda yol gösterici olacağı düşünülüyor.

Türkiye’de durum ve yapılması gerekenler

Türk Tabipler Birliği, 30 Haziran’da İzmir, Manisa ve Muğla’da yaşanan yangınların insan sağlığına etkilerini konu alan bir bilgi notu yayımladı ve benzer tehlikeler konusunda uyarılarda bulundu:

“Yangın dumanı; karbonmonoksit, azot oksitler, uçucu organik bileşikler ve en önemlisi ince partikül madde (PM2.5) gibi zehirli kimyasallar içerir. Duman, ahşap ve diğer organik maddeler yandığında oluşan gazların ve ince partiküllü (parçacık) maddelerin karışımından oluşur. Dumandan kaynaklanan en büyük sağlık tehdidi ince partiküllerdir. Bazı mikroskobik partiküller akciğerlere derinlemesine nüfuz edebilir. Bu partiküller saç telinin 1/30’u kadar küçük olup akciğerlere ve hatta kana geçebilir.”

Birliğin dikkat çektiği olası sağlık etkileri konusunda endişe verici bir tablo ortaya koyuyor:

“Yangın dumanına uzun süre ya da yoğun maruz kalma; oksidatif stres, lokal ve sistemik inflamasyon, hava yolu epitelinin bozulması yoluyla akciğer hasarına neden olabilmektedir. Yine astım ve KOAH ataklarını, bronşit, zatürre ve akut solunum sıkıntısı gibi tabloları tetikleyebilmektedir. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve solunum hastalığı olan bireylerde bu nedenlerle acil servis başvuruları artmaktadır.

PM2.5 maruziyeti; kalp krizi, inme ve ani ölüm riskini artırabilmektedir. Kronik hastalığı olanlar için yangın dumanı, doğrudan hayatı tehdit edici olabilir. Kısa süreli yoğun maruz kalmalar; hastaneye yatış ve akut koroner sendrom dahil olmak üzere önemli kardiyovasküler sonuçlar ve hatta ölüme yol açabilmektedir.

Orman yangını dumanı tüm gezegeni ve canlı yaşamının sağlığını etkilemekte ve her yıl durum daha da kötüleşmektedir. Yangın dumanının mutajenik, kanserojen ve diğer uzun vadeli etkileri olabilmektedir. Yapılan deneyler uzun süreli duman maruziyetinin DNA hasarı ve bağışıklık sistemi değişikliklerine yol açtığını göstermiştir.”

Uzmanlar dumanın etkilerinden korunmak için yangın sırasında evlerin pencere ve kapılarının kapalı tutulmasını ve mümkünse hava temizleyici sistemler kullanılmasını, tahliye uyarılarına uyulmasını, yangın alanlarında N95 ve üstü (P100, FFP3) koruyucular kullanılmasını ve hava kalitesi ölçüm bilgilerinin takip edilmesini öneriyor.

2015 yılında doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 15 sivil toplum kuruluşunun biraraya gelmesiyle kurulan Temiz Hava Hakkı Platformu ise kritik bir meseleye dikkat çekiyor. 

Platformdan yapılan açıklamaya göre Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ait ulusal hava kalitesi izleme ağı internet sitesi bir ayı aşkın süredir çalışmıyor:

“Orman yangınları hava kalitesini tehdit ediyor, Bakanlık İzleme Ağı çalışmıyor! Bilecik, İzmir ve başka birçok ilde orman yangınları yaşanıyor. Yangınlar PM2.5, PM10 gibi sağlığa zararlı maddeleri solumamıza neden oluyor ve halk sağlığını da ciddi biçimde tehdit ediyor. Ancak Bakanlığın hava kalitesi izleme ağı çalışmıyor! KOAH, astım, kalp yetmezliği gibi hastalıkları olanların korunması için hava kalitesi verisine acil erişim gerekiyor. Bu veriler, yerel yönetimlerce alınacak önlemlerin temelidir.

Valilikler halka uyarı yapmakla yükümlüdür! Temiz hava haktır!”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Metin V. Bayrak

·

02 Ağu 2026

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?
AngstAngst

HİKAYE

Alev püskürten ejderha: Ateş bulutları orman yangınlarını nasıl büyütüyor?

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Pelin Cengiz

·

29 Tem 2026

Alev püskürten ejderha: Ateş bulutları orman yangınlarını nasıl büyütüyor?
AngstAngst

HİKAYE

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Ayça Örer

·

25 Tem 2026

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?
AngstAngst

HİKAYE

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Nis Tuğba Çelik

·

25 Tem 2026

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?
AngstAngst

HİKAYE

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

Metin V. Bayrak

·

19 Tem 2026

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?