

Kariyerinizde yeni yıl hedefleri: BMI Business School
Bugün 6 Aralık, yeni yıla tam olarak 25 gün kaldı. Aralık ayı yeni yıl hedeflerini belirlemek, beklentileri sıralamak, yeni yollar seçmek için yılın en uygun zamanı olma özelliği taşıyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Son bir hafta, Türkiye ekonomisi için oldukça hareketli geçti. Türk lirasının dolar karşısında değer kaybı, kasım ayında %15 olurken yıllık bazda %45’e ulaştı. Aralık ayının ilk günleri de “faizleri düşük tutarak ekonomik büyümeyi ve ihracat potansiyelini rekabetçi kur ile sağlamak” yönündeki yeni ekonomi politikasının devam edeceğini gösterdi.
Peki, geçen hafta neler yaşandı?
30 Kasım Salı: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021’in 3. çeyreğine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Verilere göre Türkiye ekonomisi, bir önceki yılın aynı dönemine göre %7,4; çeyreklik bazda ise %2,7 büyüdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde katıldığı bir televizyon programında “faiz indiriminde kararlılık” vurgusu yaparken dolar/TL kuru, 13,95 seviyesini gördü.

Hazırlayan: Taylan Kurt
1 Aralık Çarşamba: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir," açıklamasında bulundu. TCMB, en son 2014 yılında 3,15 milyar dolarlık satışla piyasaya doğrudan müdahale etmişti.
- Müdahale esnasında hızla 12,42’ye kadar gerileyen dolardaki düşüş, kalıcı olmadı. Aynı saatlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısında “Kur dediğin, enflasyon dediğin bugün artar yarın düşer,” açıklamasında bulundu. Türk lirası, dolar karşısındaki kazanımının büyük bir kısmını yaklaşık 45 dakika içerisinde geri vererek 13 seviyelerinin üzerine çıktı.
2 Aralık Perşembe: Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine “görevden affını isteyen” Lütfi Elvan yerine Nureddin Nebati atandı. Nebati, atanmadan bir hafta önce Twitter’da düşük faiz merkezli yeni ekonomi modelini savunan bir paylaşım yapmıştı.
3 Aralık Cuma: TÜİK, tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) Kasım 2021’de yıllık bazda %21,31, aylık bazda %3,51 arttığını açıkladı. Üretici enflasyonu (Yİ-ÜFE) ise yıllık %54,62, aylık %9,9 arttı. Böylece, üretici ile tüketici enflasyonu arasındaki makas, 33,31 puana çıktı.
- Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise TÜFE’yi yıllık %58,65; aylık %9,91 olarak ölçümledi.
Türkiye, Çin olabilir mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonominin genel geçer teorisine aykırı olmasına rağmen “Faiz sebep, enflasyon neticedir,” söylemini her fırsatta yenilemeye devam ediyor. Bu görüşe göre, enflasyonu dizginlemek için faiz artırımına yer yok. Hükümet, TL’de değer kaybına yol açan düşük faiz politikasının, Türkiye’de üretim ve ihracatı artıracağını ve ülkeyi yabancı yatırımcılar için cazip bir konuma getireceğini savunuyor. Bu politikanın en büyük dayanak noktası ise Çin örneği.
Çin’in dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmesinde, düşük maliyetlerle yabancı yatırımcıların ilgisini çekmesi ve üretim kapasitesini artırması büyük rol oynuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin modelini işaret ederek Türkiye’nin AB gibi pazarlara daha yakın olması sebebiyle “daha avantajlı” olduğunu iddia ediyor. Bu anlayışa göre; ucuz iş gücü sayesinde ülkede malları ucuza üretip Avrupa’ya satarak döviz girdisi sağlanabilir ve ihracat destekli büyüme desteklenebilir. Fakat uzmanlar, her ülkenin kendi şartlarında değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
"Evet, Türkiye'nin Avrupa'da en ucuz işgücüne sahip ülke olmasını bazı yatırımcılar değerlendirmek isteyebilir. TL'deki değer kaybı, bazı yabancı yatırımcıların çok kârlı Türk varlıklarına ilgisini artırabilir. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabul etmek istemediği nokta şu: TL'deki değer kaybı çok ciddi fiyat artışına yol açıyor, enflasyonu yükseltiyor. Uzun vadede bu şirketlerin kârlı olmaya devam etmeleri ihtimali azalıyor.” - Prof. Dr. Erdal Yalçın / Konstanz Üniversitesi öğretim üyesi
“Türkiye herhangi bir ülke olmaz, kendisi olur; ancak başarılı modellerden öğrenmesi gereken şeyler olabilir. Çin’in dünyanın ikinci büyük ekonomisi olmasında üretimin etkisi büyük. Üretim, elbette bir anda gerçekleşmiyor. Öncelikle sanayi ve altyapıya yatırım yapılması gerekmekte. Altyapı söz konusu olduğunda özellikle lojistik ilerleme sağlanmalı. Yani fabrikayı kurduğunuz zaman o fabrikanın limana, tren yoluna bağlanması gerekiyor ki ürettiğiniz ürünleri satabilesiniz.” - Dr. Altay Atlı
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye ekonomisinde geçen hafta neler yaşandı? Küresel çapta yüksek enflasyon kalıcı mı, geçici mi? Twitter CEO'su Jack Dorsey'in istifa mektubu, şirketlerin kurucuların etkisinden kurtulması hakkında neler söylüyor?
06 Ara 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




