Yenilebilir pipetler, kompost tabaklar

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bir şey sadece bir kez, belki de birkaç saat kullanılacaksa neden yüzyıllarca dayanacak şekilde tasarlandı?
Elmadan pipet: Elmalara ikinci bir şans veren, tek kullanımlık plastik pipetlere alternatif üreten bir markayla buluşuyoruz. Bu markanın adı Eatapple. Eatapple pipetler, elma suyu üretiminde doğal bir yan ürün olarak karşımıza çıkan elma liflerinden üretiliyor. Sürdürülebilir ve yenilebilir olan bu pipetler, sıvı içinde yaklaşık 40 dakika kadar formunu koruyor, sonrasında yenmediği taktirde doğada kolayca yok olabiliyor. "Peki elmadan yapılan bu pipet içinde bulunduğu sıvıya aromasını vermiyor mu?" diyorsanız cevabımız hayır. Kullanıcıların tecrübelerine göre sade maden suyu içerken bile ağıza fark edilebilecek yoğunlukta bir elma tadı gelmiyor.
Tabaklar mideye: Polonya merkezli Biotrem şirketi gördüğü bir sorunu kazanca çeviriyor. Kapladığı alan ve yalnızca yedi gün kadar saklanabilmesiyle değirmencilik endüstrisi için bir problem olarak görülen kepek, Biotrem tarafından tek kullanımlık, yenilebilir tabaklar üretmek için kullanılıyor. Buğday kepeğinden yapılmış bu tabaklar belirtilen koşullarda saklandığında en az üç yıl depolanabiliyor; kullanımdan sonra ise 30 gün içinde kompostlaşıyor. Hem sıcak hem de soğuk yiyecek servisinde kullanılabilen buğday tabaklar, aynı zamanda mikrodalga ve fırına girebiliyor. Bizim çok hoşumuza giden bu girişimin tek kullanımlık plastik tabak üreticilerine ve tüketicilerine örnek olmasını dileriz.
Bilelim, yayalım, değiştirelim: Yıl 2018, Tayland’da bir balina 8 kilo ağırlığında 80’den fazla poşet yuttuğu için hayatını kaybetti. Yıl 2020, denizde sağlığımızı korumak için taktığımız eldiven ve maskeler yüzüyor. Bu ikileme istemeden gülüyor ve üzülüyoruz. Çünkü yarınımızı koruyalım derken birkaç yıl sonrasını tamamen riske atıyoruz. Birleşmiş Milletlerin yürüttüğü Tek Kullanımlık Plastikler başlıklı araştırmasına göre 2050 yılına kadar okyanuslarda balıktan daha fazla plastik olması bekleniyor. Plastiklerin, özellikle de tek kullanımlık plastik ürünlerin okyanusla buluşmasını merak eden okuyucularımız için A Plastic Ocean (Plastik Okyanus) belgeselini buraya bırakıyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Saint Laurent sesini yükseltiyor. Fendi ve Channel, yolundan sapmamakta kararlı. Dünya için küçük kendileri için büyük adımlar atan markaların son kararlarını inceliyoruz.
13 Eyl 2020

YAZARLAR

Adasu Mireli
Food writer @ Aposto

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

40’lı yaşlar, insanın hem zamanın ne kadar hızlı geçtiğini daha çok düşündüğü hem de hayatın sorumluluklarını daha ağır hissettiği bir dönem. Bir yandan yavaşlamak, daha seçici olmak ve zihinsel gürültüyü azaltmak isterken diğer yandan sürekli erişilebilir olmaya, karar almaya ve yetişmeye zorlanıyoruz. Psikoloji araştırmaları ise bu gerilimin yalnızca kişisel bir kriz olmadığını; yaş alma, zaman algısı ve modern hayatın bitmeyen uyaranları arasındaki daha büyük bir çatışmanın parçası olduğunu gösteriyor.




