

Akbank destekleriyle: Attila Köksal ile Finansal Bakış ’ta üçüncü bölüm Alışverişe çıktığınızda kendinizi ihtiyacınız olmayan ürünleri satın alıyorken buluyorsanız; sağlıklı beslenmeye başlamak istediğinizde ilk adımı atmakta zorlanıyorsanız veya bugünün asıl başlığı olan finansal konulardan bahsedersek; altın ve döviz alınca hiç şüphesiz iyi bir yatırım yaptığınızı düşünüyorsanız bilişsel ve duygusal faktörlerin parasal kararlarda nasıl yanıltıcı olabildiğini mercek altına alan Attila Köksal ile Finansal Bakış podcast serisinin üçüncü bölümüne davetlisiniz. Attila Köksal ile Finansal Bakış : Akbank sponsorluğunda gerçekleşen podcast serisinde duayen yatırım uzmanı Attila Köksal tasarruf, birikim ve yatırım konularında yaptığımız hataları inceliyor, nedenlerini arıyor ve bu hatalardan nasıl kaçınabileceğimize dair ipuçları paylaşıyor. Yeni bölümlere her hafta Aposto Radyo ’dan ulaşabilirsiniz. Üçüncü bölüm | Davranışsal finans: Beynimiz bizi nasıl yanıltıyor? : Parasal konularda yaptığımız hataların ve alınması gereken önlemlerin ele alındığı birinci bölüm ve listelenen hatalarda önemli bir payı olan finansal okuryazarlık eksikliğine dair kapsamlı bilgilerin paylaşıldığı ikinci bölümün ardından Atilla Köksal son bölümde, bir diğer önemli neden olan psikolojik ve sosyolojik faktörlere bağlı olarak beynimizin zaman zaman finansal konularda bizi nasıl yanıltabildiğini inceliyor. Üçüncü bölümü buradan dinleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Salgın döneminde yaşanan eşi benzeri görülmemiş daralma sürecinin ardından küresel ekonomi yine benzeri görülmemiş bir parasal genişleme ile karşı karşıya kaldı. Bugün içinden geçtiğimiz dönem ise siyasi gelişmeler bir yana, bu fazla likiditenin yarattığı enflasyon ve likiditenin sterilizasyonu sürecinden ibaret.
Neler yaşandı?
Salgın döneminde ertelenen talebin, takip eden dönemde patlaması, açıklanan destek paketleri ve parasal genişleme sürecinin ise bu durumu desteklemesi kaçınılmaz bir enflasyonist baskı yarattı. Merkez para otoritelerinin kısa süre öncesine kadar ısrarla geçici olarak nitelendirdikleri bu baskının ise aslında geçici değil, son derece yapışkan olduğu görüldü.
Bu noktada, gecikmiş adımlarını hızlı bir şekilde atan merkez para otoriteleri politika faizlerini 40 yıldır görülmemiş bir hızla artırmaya başladılar. Bu sıkılaşma adımı, büyüklükleri katlanan bilançolarını daraltma taahhütleriyle desteklendi.
Bu süreçte Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve hem enerji hem de gıda fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışların da etkisinin büyük olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekiyor. Yılın ilk çeyreğinde fitili ateşlenen kriz, tüm varsayımları alt üst ederek enflasyon beklentilerini hiç kimsenin beklemediği kadar yükseltti.
Neler bekleniyor?
2023 yılında, küresel ekonomi arenasında enflasyon ve faizden sonra en çok duyacağımız kelimeler durgunluk, yavaşlama, resesyon ve stagflasyon olacak. Bu durumun baş aktörü ise şüphesiz ki merkez para otoritelerinin sıkılaşma adımları olacak.
Bugün, zaman zaman aşırı bulunan sıkılaşma adımlarında “fazla ileriye gitme” endişesinin güçlendiğini görüyoruz. Faiz artırımlarında geç kalan merkez bankalarının verdikleri bu başarısız sınav, faizleri fazla artırarak ekonomileri durgunluğa sürükleme ihtimallerini yadsınamaz oranda artırıyor.
Bu beklentiler, Rusya kaynaklı kriz ve yansımaları ile birleştiğinde ise bölgesel olarak ayrışan bir manzara ortaya çıkıyor.
2021’in son ve 2022’in ilk dönemlerinde çok daha yüksek seviyelerde bulunan 2023 yılı küresel büyüme beklentileri an itibarıyla %2,5 ila %3,0 bandında seyrediyor. Küresel büyüme beklentisinin %2’nin altında oluşma ihtimali de (ki IMF verilerine göre son 50 yılda beş kez yaşanmış durumda) düşük ihtimalle de olsa fiyatlanan senaryolar arasında.
Büyüme beklentilerinin aşağı çekilmesinde sıkılaşma ve savaş ortamının yanında çok sayıda değişken de rol üstleniyor. Bu noktada özellikle büyük ekonomik aktörlerin yerel aksiyonları ayrışmayı tetikleyen ana unsur olarak öne çıkıyor.
Herkese uyan bir reçete var mı?
Bu sorunun cevabı elbette ki hayır. Dünyanın farklı bölgelerindeki ekonomiler genel olarak küresel enflasyonist baskıdan etkilenseler de iç dinamikleri sebebiyle farklı adımlar atıyorlar. Öte yandan, batı ekonomilerinde beklenen sıkılaşma ve daralmanın etkilerinin doğu ekonomilerinde aynı şiddetle yaşanmayacağı da bilinen diğer bir gerçek.
Bugün, sebepleri ve güdüleri farklı olmakla birlikte Rusya, Çin, Japonya ve Türkiye küresel uygulamalardan ayrışan politika seti uygulayan önemli ekonomiler arasında yer alıyor. Temel olarak ekonomik durgunlukla yüzleşmemek ya da büyüme ivmesini artırmak için genişletici politikalar izleyen bu grupta enflasyonist yansımalar da yine iç dinamikler sebebiyle birbirlerinden ayrışıyor.
Benimsenen politika setleri içinde küresel ölçekte yan etkiler yaratabilecek adımlar da yer alabiliyor. Mesela Çin örneğinde, büyüme beklentilerinin on yıllar sonra %5’in altına gerilemesi salgına karşı sıfır tolerans politikasının gevşetilmesi ile sonuçlandı. Bu noktada kötü senaryo ise salgın günlerinin yine Çin kaynaklı olarak geri dönmesi.
Sonuç olarak
Küresel ekonomi yıllar sonra %2-3 bandında büyüyecek ve bu çatı altında önemli yerel ayrışmalar görülecek. Batı dünyasında daha sıkı para politikaları ve daralan ekonomiler, doğu dünyasında ise (zaman zaman enflasyon maliyetine katlanarak) daha geniş politikalar ve daha fazla büyüyen ekonomiler göreceğiz.
Bunca karamsarlığa rağmen, küresel enflasyonun tepe noktasını gördüğü artık kabul edilen bir gerçek. İçinden geçtiğimiz dönemde, artan stokların mal ve hizmet fiyatları, düşen kredi talebinin de konut fiyatlarını sınırlayıcı etki yaratması da ana senaryo olarak kabul ediliyor.
İlaveten, 2023’te Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artışlarında beklemeye geçmesi, gelişen ülke piyasaları için bir fırsat penceresi yaratabilir zira ilave bir risk realize olmadığı takdirde en kötü fiyatlamalar geride kalmış durumda. Bu noktada, gelişen ülkelerin yerel dinamikleri ve risk bazlı ayrışmaları özellikle sermaye yatırımlarının adresinin belirlenmesini sağlayacak en önemli unsur olacak.
Bütün bu manzara içinde, emtia, varlık ve menkul kıymet fiyatlamalarına da önemli trend değişimleri gözlenmesi bekleniyor. Enflasyonist ortam ve hızla değişen beklentiler sebebiyle “savruk” bir yıl geride kalırken fiyatlarda normalleşme, oluşan balonların (iyi ihtimalle patlamadan) sönmesi ve bu sürecin daha az volatil bir seyirde izlenmesi bekleniyor. Savaşın akıbeti ise enerji fiyatlarının belirleyicisi olacak.
Tüm bu beklentiler ise büyük merkez bankalarının politika faizlerini 2023 boyunca yüksek tutması ve faiz indirimlerine 2024’ün ilk çeyreği itibarıyla başlaması varsayımı için geçerli. Metnin önceki bölümünde de ifade ettiğimiz “aşırı hızlı gitme” senaryosu, faiz indirimlerinin daha erken tartışılmaya başlamasına ve senaryonun değişmesine yol açabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Cumhurbaşkanı Erdoğan EYT için formülü açıkladı; TCMB, KKM'nin türev işlemlerinde kullanılmasını yasakladı; İSO Başkanı Bahçıvan, liranın değerinin değil, enflasyonun düşmesi gerektiğini söyledi.
29 Ara 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.



