İşçi ve işverenin gözünden: Asgari ücret


Umutlu bir geleceğin izinde: Aksigorta ’dan ilk sürdürülebilirlik raporu Sürdürülebilir bir yaşam için yeni nesil çözümlerle değerli olanı birlikte korumak hedefini sahiplenen Aksigorta , 1 Ocak – 31 Aralık 2021 tarihleri arasındaki şirket faaliyetlerini kapsayan ilk sürdürülebilirlik raporunu paylaştı. Nedir? Rapor, sosyal, ekonomik ve çevresel etkilere yönelik yönetimsel yaklaşım ve hedefleri kapsamasının yanı sıra Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik Aksigorta ’nın sunduğu katkıları da ortaya koyuyor. Neden önemli? 60 yılı aşkın köklü sigortacılık uzmanlığını karbonsuzlaştırma ve iklim değişikliğinin yavaşlatılması için katkı çalışmalarında kullanan Aksigorta , ticari kaygı gütmeksizin iklim acil durumu, ekosistemle toplum refahı ve güvenliği üzerinde olumsuz etkiye sahip ve bu etkilerin azaltılmasının mümkün olmadığı sektör ve faaliyetlere ürün ve hizmet sağlamıyor; fon yönetimi faaliyetleri kapsamında yatırım yapmıyor. Yatırım kararlarında sürdürülebilir ve yeşil yatırım araçlarını önceliklendiren Aksigort a’nın, 2021 yılında yeşil fonlara yaptığı yatırımlar 53,4 milyon lira olarak kaydedildi. Operasyonların olumsuz çevresel etkisini iyileştirmek için Net Sıfır yaklaşımı benimseyen sigorta şirketi, 2050’ye kadar Net Sıfır Emisyon ve Net Sıfır Atık seviyelerine ulaşmayı hedefliyor. Yeni nesil sigortacılık anlayışıyla, odağına insanı ve dünyanın geleceğini alan Aksigorta’nın ilk sürdürülebilirlik raporunu buradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Asgari Tespit Ücret Komisyonu'nun 7 Aralık'ta gerçekleştirilen ilk toplantısının ardından Türkiye'de asgari ücret maratonu başlamış oldu. Aralık ayında gerçekleştirilecek üç toplantının ardından ayın son haftasında yeni asgari ücretin açıklanması bekleniyor. Sendikalar ücretin önemli ölçüde yükseltilmesi gerektiğini savunurken işverenlerse artan maliyetlerin üzerinde duruyor.
Beklentiler neler?
7 Aralık'ta düzenlenen ilk Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısının ardından Türk-İş Başkanı Ergun Atalay, asgari ücrette alt sınırın 7 bin 785 lira olduğunu ifade etti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan asgari ücret çalışmasına göreyse kamuoyunun 2023 yılı için asgari ücret beklentisi 7 bin 845 lira seviyesinde.
Konuya daha farklı yaklaşan kurumlar da mevcut. Örneğin Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yüksek enflasyonun etkisiyle asgari ücretin 13 bin 200 lira olması gerektiğini ifade ediyor. Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Öz asgari ücretin en az 10 bin lira olması gerektiğini söylerken, Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık ise asgari ücretin 12 bin 103 lira olması gerektiğini belirtiyor.
Sendikaların dışında işçilerse asgari ücret ile geçinemediklerini ve asgari ücretin artırılmasının artık bir zorunluluk hâline geldiğini söylüyor. Evrensel gazetesine konuşan bir işçi konuya ilişkin, "Asgari ücret en az 8 bin lira olmalı ocak ayından önce. Eskiden ev alıyorduk, şimdi peynir bile alamıyoruz." ifadelerini kullanıyor. Aynı kuruma konuşan bir başka işçiyse “Asgari ücret alıyorum. Temel ihtiyaçları bile karşılamaya yetmiyor. Sürekli fiyatlarda artış var.” diyor.
İşveren ne düşünüyor?
İşveren tarafında yapılan zammın ölçülü olması ve maliyetlerin de göz önünde bulundurulması konusunda görüşler mevcut.
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, işverenin çalışanını enflasyona karşı korumak durumunda olduğunu belirterek “Enflasyonun üzerinde, refah payı olan bir asgari ücret artışı olabilir.” ifadelerini kullanırken Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol asgari ücretin taban ücret olduğunu ve makul olması gerektiğini söylüyor.
Üretim faktörlerinin arasında en önemlisi emek olduğu için emeğe ödenen ücretlerde yaşanan bir artış işveren maliyetlerine ve fiyatlara doğrudan yansıyor. İşverenler bu nedenle asgari ücretin olağanüstü bir şekilde artırılmaması gerektiğini, böyle bir durumun işlerine zarar vereceğini ifade ediyor. Görüş aldığımız ve sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir şirket sahibi, “Asgari ücrete gelecek zamla birlikte maliyetlerde önemli bir yükseliş gerçekleşecek. Yapmak zorunda kalınan zamlarla birlikte kısa vadede iç pazar ciddi ölçüde zayıflayacak. Durumumuzun 1 yıldan önce toparlanacağını düşünemiyoruz.” ifadelerini kullanıyor.
Aynı işveren, temmuz ayında yapılan asgari ücret zammıyla birlikte bazı çalışanlarıyla yollarını ayırmak zoruna kaldığını belirterek “Asgari ücret zammını takip eden zamanda maalesef işimizde birtakım küçülmeler meydana geldi. Çalışan zamları ile birlikte ürün/hizmet bedellerine birtakım zamlar yapmak zorunda kaldık ve bu da işlerimizi olumsuz etkiledi. Bu yüzden bazı çalışanlarımızı işten çıkarmak durumunda kaldık” diyor.
Bu konuda görüş aldığımız Furkan adlı bir işveren ise ekonomik koşullar nedeniyle küçülmeye gitmek zorunda kaldığını ve 8'i asgari ücretle çalışmakta olan 10 kişilik çalışan kadrosunu 3 kişiye düşürmek zorunda kaldığını ifade etti. Furkan, yapılan zamların şirketin finansal durumunu olumsuz etkilediğini belirterek "Ancak asgari ücretin 5.500 liraya çıkması ve bunun yanında sigorta gibi giderlerin de olması tüm orta ölçekli işletmelerde olduğu gibi bizim de finansımızı olumsuz yönde etkiledi. Bu durumun sonucunda başta da belirttiğim gibi küçülmeye gitmek durumunda kaldık. Bazı arkadaşlarımızın işlerini sonlandırmak zorunda kaldık." ifadelerini kullanıyor.
İşveren tarafından gelen tek şikayet maliyetlere yönelik değil. Bazı işverenler, bunun uluslararası rekabet gücünü de olumsuz etkileyeceğini söylüyor. Örneğin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, "Asgari ücret 2023'te eğer üretici ve ihracatçı 500-600 dolar gibi rakamlarla karşılaşırsa rekabetçiliğimizi çok daha fazla kaybederiz. 2023 yılında ortaya koyduğumuz 275 milyar dolar ihracat hedefimizi yakalama şansımız kalmaz." ifadelerini kullanıyor. Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı Erdem Çenesiz ise belirlenen asgari ücretin ihracat seferberliğine zarar vermeyecek bir seviyede olması gerektiğini söylüyor.
Görüş aldığımız işverenlerin ortak fikriyse asgari ücretin belirli bir seviyede tutulması gerektiği yönünde. Furkan konuya ilişkin, "Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ayakta kalabilmesi ve kendini yetiştirmiş çalışanlara ulaşabilmesi için asgari ücretin belirli bir seviyede kalması gerekiyor. Günümüzde ülkemizin ekonomik durumuna baktığımız zaman asgari ücretin artması çalışanları da korumuyor ve enflasyona yenik düşüyor. Şu anda çalışanların da işverenlerin de aleyhine bir durum söz konusu." ifadelerini kullanıyor. Bir başka işverense işlerinin hâlihazırda zor durumda olduğunu, asgari ücrete yapılacak bir zam ile işletmesinin çok daha sıkıntılı bir durumda kalacağını söylüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
asgari ücret
Asgari Tespit Ücret
Türkiye
Asgari Ücret
Türk-İş
Ergun Atalay
ret
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
asgari ücret
asgari
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu
Arzu Çerkezoğlu
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu
HAK-İŞ
Hüseyin Öz
Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu
Evrensel
Asgari ücret
Orhan Turan
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu
TİSK
Özgür Burak Akkol
NEREDE YAYIMLANDI?
Asgari ücretin önemli ölçüde yükseltilmesi gerektiği savunulurken işverenler artan maliyetlerin üzerinde duruyor. 2022'de Fortune 500 CEO'larının %91'i erkekken iş hayatında cinsiyet eşitliği liderlik söz konusu olduğunda da sağlanamıyor.
09 Ara 2022

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




