Tarifelerin ardından: Hisse piyasalarında neler oldu?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Trump’ın “Kurtuluş Günü” tarifelerinin ardından dünya piyasalarında sular bir türlü durulmadı.
ABD’nin en büyük hisse senedi endeksi S&P 500 son üç iş gününde %10,7 düşerken, Nasdaq Composite’de kayıplar %11’i aştı. Bir yandan VIX Volatilite Endeksi son 5 gün içinde %100’den fazla yükselerek son dönemlerdeki en yüksek belirsizliğe işaret ederken, Russell 2000 endeksinin ise 2022’den sonra ilk kez ayı piyasasına girdiği tahmin ediliyor.
ABD’li yatırımcılar ve bankacılar, tarifelerin enflasyonu yükselteceği ve kâr marjlarının daralması ile bir durgunluğun yaşanabileceği beklentisinde birleşti. Trump’ın getirdiği tarifelerle ilgili yorum yapan JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon şöyle yazdı:
“Enflasyonist sonuçlar görmemiz muhtemel. Gümrük tarifeleri menüsünün bir resesyona yol açıp açmayacağı tartışmalı olsa da büyümeyi yavaşlatacaktır."
BlackRock CEO’su Larry Fink konuştuğu pek çok CEO’nun resesyona işaret ettiğini söylerken, yatırımcı Bill Ackman ise iş dünyasının Trump’a olan güvenini kaybettiğini ifade etti.
Asya piyasalarının hafta başlangıç performansı ABD piyasalarına kıyasla çok daha sert düşüşlerle şekillendi. Çin’in en büyük hisse senedi endeksi olan Shanghai Composite Pazartesi gününü %7,3 kayıpla kapatırken, Güney Kore TOPIX endeksi ve Nikkei 225 %7,8 kayba uğradı. Tayvan TAIEX Endeksi %9,7’lik sert bir düşüş yaşarken, Hong Kong Hang Seng Endeksi ise %13,2 ile 1997’den bu yana en sert düşüşünü yaşadı.
- Tarifeler ABD’nin dış ticaret açığı verdiği ülkeleri, açığın büyüklüğüne göre daha sert vurdu. Dolayısıyla Asya ülkeleri bu tarifelerden en olumsuz etkilenen ülkeler olarak öne çıktı. Trump’ın Vietnam’a %46, Tayland’a %36, Çin’e %34, Tayvan’a %32, Güney Kore’ye %25, Japonya’ya ise %24 gümrük vergisi getirmesi bu ülkeler için fazlasıyla olumsuz çünkü ABD bu ülkelerin en büyük ihracat pazarı. Özellikle Vietnam, Kamboçya ve Tayland gibi ülkeler toplam ihracatlarının %20 ila %40’ını ABD’ye yapıyor.
Ayrıca: Son 20 yıldır oldukça revaçta olan parçalı üretim modeli nedeniyle pek çok ABD’li şirket de üretimlerini bu ülkelerde yapıyor. Özellikle ucuz işgücü ve hammadde avantajı sayesinde nihai ürün fiyatları böylece uygun tutuluyor ve bu stratejiden en çok ABD’li tüketiciler faydalanıyor. Şimdi tarifeler nedeniyle ABD’li şirketlerin bu ülkeleri terk etmeleri halinde hem bu ülkelerde büyük bir istihdam krizi yaşanabilir, hem de ABD’de nihai ürün fiyatları artarak hanehalkını zorlayabilir.
Avrupa borsalarında da benzer bir açılış kaydedildi. Avrupa Birliği’nin en büyük hisse senedi endeksi EuroStoxx 600 günü Pazartesi günü %4,5 ile sert bir düşüş yaşarken, Almanya’da DAX endeksi %4,1 düştü. Fransa’da CAC endeksi %4,8, İspanya ES35 endeksi %5,1, İtalya IT40 endeksinde %5,2 kayıp görüldü. İngiltere’de FTSE 100 endeksinde ise %4,8’lik kayıp yaşandı.
Ozan Özkural: Korku uzun sürerse daha sert düşüşler olabilir
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Tanto Capital Partners Kurucusu ve Yönetici Ortağı Ozan Özkural, Trump’ın ABD’nin küresel ilişkilerini yeniden şekillendirdiğini, bu nedenle piyasalarda abartılı bir paniğin söz konusu olduğunu söylüyor:
“Daha teknik analiz yapmak için çok erken ancak piyasalara şu anda saf korku hükmediyor. Keza son 80 yıldır artarak küreselleşen bir dünya ekonomisinin ters yöne gitme ihtimalini fiyatlamak tam olarak mümkün değil.”
Piyasalarda korku halinin uzaması hâlinde daha sert düşüşler görmenin de mümkün olabileceğini ifade eden Özkural, “Bu korku uzun sürerse, özellikle ‘long only’ fonların otomatik pozisyon azaltma mekanizmaları devreye girip daha sert düşüşlere yol açabilir. Bir noktada piyasa alımlar ile dip seviyeyi test edebilir. Şu anda abartılı bir panik söz konusu” diyor.
Burak İhsan Çetinçeker: Trump bir devrimci değil, bir tüccar
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Strateji Portföy Genel Müdürü Burak İhsan Çetinçeker piyasalarda yaşanan son gelişmeleri bir katalizörün tetiklediği zincirleme reaksiyon olarak tanımlıyor:
“Katalizör yani olağan şüpheli Kurtuluş Günü diye tabir edilen günde açıklanan tarifeler olsa da, karmaşanın arkasında pek çok şüpheli var esasında. Gelişmiş ülkelerin arş-ı âlâya varan borç/GSYİH oranları misal. Ekonomilerde yaşanacak bir tökezlemenin nasıl yönetilebileceğine dair endişeler pek çok gelişmiş ülke yöneticisinin uykularını kaçırmaya yetiyor olmalı. Politik bağımsızlığı (!) ile meşhur Fed’in bu süreci nasıl yöneteceğine dair bilinmezliğin yarattığı anksiyete de parmakların sat tuşu üzerinde dolaşıp durmasına sebep oluyor kuşkusuz.
Muhteşem Yedili’nin ve ünvanında yapay zeka geçen firmaların aslında düşünüldüğü yahut fiyatlandığı kadar muhteşem olmayabileceği şüphesi de akıllı para yöneticilerinin canını sıkıyor olmalı. Ve günün sonunda, tüm bu etkenlerin yarattığı psikoloji, yine günün sonunda oluşan teminat tamamlama çağrılarının rengini kan kırmızı hâle getirince, yaşanan düşüşü anlamak epey kolay oluyor.”
En kötünün geride kalmış olabileceğine de dikkat çeken Çetinçeker, Trump’ın “anlaşmacı” karakterine de vurgu yaparak, “Bundan sonra ne olacağını söylemek zor. Fakat en kötü geride kalmış olmalı zira Trump bir devrimci değil, bir tüccar. Oynadığı tavuk oyunu muhtemelen sonuç verecek ve kimi ülkelerden tamamen, kimilerinden kısmen istediğini alacak. Sonrası büyük harflerle yazılan tweetler, ekranlarda yeşil renk ve dans” diyor.
Seda Yalçınkaya Özer: Belirsizlik başka bir boyutta
Konuyla ilgili görüşlerini Aposto’ya aktaran İntegral Yatırım Araştırma Müdürü Seda Yalçınkaya Özer ise piyasaların fitilini Trump’ın verdiği mesajların ateşlediğine dikkat çekerek, “Trump aslında ‘Amerika için adil değilse, herkes için pahalı olacak’ yaklaşımını piyasaya çok net bir şekilde iletmek istiyor. Ancak bunun sadece ticaret açısından bir bedeli olmayacak” yorumunu yapıyor:
“Ülkeler artık daha kapalı ve daha ulusalcı bir yaklaşımda bulunabilir. Tarifelerin bozucu etkisi, uluslararası ticaret partnerleri, jeopolitik eğilimler, para politikası değişimleri, hatta uluslararası ticaret hukukun yeniden şekilleneceği bir gelecek vizyonuna işaret ediyor olabilir”
Gümrük tarifelerinin piyasalarda belirsizliği başka bir boyuta taşıdığına da dikkat çeken Özer, “Tarifeler piyasaların hiç sevmediği belirsizliğin yeni bir boyutu. Bu nedenle sert satışların hala devam ettiğini izliyoruz. Öyle ki, ülkeler misilleme kararlarını açıklamaya devam ettiği sürece tarife hikayesi piyasa fiyatlamasında canlı kalmaya devam edecek gibi görünüyor” diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




