Ağbal'ın son toplantısı


Size özel avantajlar sunan bir bankacılık anlayışı: Odeabank Ayrıcalıklı Bankacılık
Akıllı telefona gelen aramayı akıllı saat üzerinden yanıtlayabiliyor olmanın, sesli asistanlara sorduğumuz sorulara anlamlı yanıtlar alabilmenin, adımlarımızı sayan bir giyilebilir cihazdan yaşam kalitemizi yükseltecek öneriler almanın,…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, geçtiğimiz cumartesi gününün ilk saatlerinde Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle görevden alındı ve yerine eski AK Parti milletvekili Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. Naci Ağbal başkanlığındaki TCMB, görev değişikliğinden iki gün önce Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini 200 baz puan artırarak %19'a çıkarmıştı. Faiz artırımı, ekonomistler ve piyasalar tarafından olumlu değerlendirilirken sonrasında gelen görevden alma ve yeni atama kararı ise şaşkınlıkla karşılandı.
- Ağbal dönemi: Yaklaşık beş ay önce 7 Kasım'da bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Murat Uysal'ın yerine göreve getirilen Ağbal, 132 günlük görev süresinde Türkiye'yi geleneksel para politikalarına döndürme sözü vermiş; politika faizini toplamda 875 baz puan artırmış ve yatırımcıların takdirini kazanmıştı. Son PPK toplantısında piyasalardaki 100 baz puanlık medyan beklentinin üzerinde gerçekleştirilen 200 baz puanlık faiz artırımı kararına gerekçe olarak son dönemdeki gelişmelerin enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler gösterildi. Politika faizini beklentilerin üzerinde artırma hamlesinin yerinde olduğu görüşünde birleşen ve kararın Türk lirası açısından olumlu olduğunu ifade eden ekonomistler, karar metninde yer alan "gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır" vurgusunun "TCMB'nin kredisini artırmak, net duruşunu ve tutarlığını korumak" adına önemli olduğunu belirtiyor.
- Ankara’nın cesur bankacısı: The Economist, “Ankara’nın Cesur Bankacısı: Naci Ağbal Türkiye’de parasal disiplini yeniden tesis etmeye çalışıyor” başlıklı yazısında Ağbal’ın “son birkaç ayda Türk lirasına yeni bir hayat verdiğini, TCMB'nin itibarını yükselttiğini ve rezervleri yeniden doldurmaya başladığını” belirtirken tebriği hak ettiğini vurguluyor. Nitekim, Ağbal’ın dümeni ele almasından bu yana Türk lirası dolar karşısında %15'ten fazla değer kazandı. Ağbal'ın enflasyonu %5’e çekmek için para politikasını sıkı tutacağına dair vaatlerine karşılık bu politikayı, hatta görevini sürdürüp sürdüremeyeceğinin belirsiz olduğunu belirten The Economist'in "Erdoğan şimdiden son faiz artışlarından rahatsızlığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı iki yıldan kısa süre içinde Ağbal’ın iki selefini görevden aldı, üçüncüsünü almakta tereddüt etmeyebilir,” tahmininin doğru çıkması da pek vakit almadı.
- Neden gitti? Prof. Selva Demiralp, "Uyguladığı politikalar, finansal bir krizin eşiğine gelen ülkeyi uçurumun kenarından çekmiş ve finansal göstergeler nihayet toparlanmaya başlamıştı," yorumunda bulunduğu Ağbal'ın görevden alınmasının seleflerinin görevden alınmasından daha vahim olduğunu düşünüyor. Öyle ki, Ağbal'ın gidişini daha önceki dönemlerdeki gibi fiyat istikrarını bir kenara koyan ve faizi düşürüp kredileri desteklemek isteyen politikalara bir geri dönüş olarak yorumluyor. Öte yandan Financial Times, yeni başkan Kavcıoğlu'nun 2019'dan bu yana göreve gelen dördüncü başkan olduğunu ve bundan önceki üç başkanın dört yıllık süreleri dolmadan görevden alındığını hatırlatarak TCMB'deki yeni atama kararını, uzun süredir faizlerin düşük kalmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "faizin sebep enflasyonun netice" olduğu yönündeki teorisine bağlıyor. Türkiye'de ekonominin büyüme ve birikim modelleri tıkandığı için faturanın faiz oranlarına ya da TCMB başkanlarına kesildiği düşüncesinde olan ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise "Türkiye, ekonomiyi yönetemediği için kendi içinde tutarlı olmayan zikzaklı kararlar almak zorunda kalıyor" diyor. Merkez Bankası başkanının bu kadar sık değiştirilmesine hiçbir mazeret gösterilemeyeceğini savunan Bloomberg yazarı Daniel Moss ise "Türkiye'de Merkez Bankası Başkanı olmak artık uluslararası ekonomideki en tehlikeli işlerden biri olarak nitelendirilmeli. Ancak bir muz cumhuriyeti böyle davranabilir, OECD ve G20 üyesi ülkeler değil," ifadelerini kullanıyor.
- Yeni başkan: Ağbal’ın yerine atanan Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu’nun Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarı olduğunu vurgulayan Bloomberg, bu gazetenin son faiz artırımı kararını cuma günü “Bu operasyonu kim adına çektiniz?" başlığıyla manşete taşıdığını ve faiz kararını "ekonomik büyümenin zararına fakat Londra merkezli sıcak para sahiplerinin yararına" olarak açıkladığını hatırlatıyor. Kavcıoğlu'nun 9 Şubat tarihli yazısında, “Diğer ülkeler negatif faize sahipken Türkiye'de istikrarı yüksek faizde arayan köşe yazarları, bankacılar ve iş dünyası örgütlerini görmek üzücü” ifadelerini kullanması da küresel basında, yeni başkanın Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi yüksek faizin enflasyona neden olacağı tezini savunduğu yönünde yorumlanıyor.
- Öngörüler: Kavcıoğlu, ilk açıklamasında enflasyonda kalıcı düşüşü sağlama temel hedefi doğrultusunda para politikası araçlarının etkin bir şekilde kullanılmaya devam edeceğini belirtti ve dün Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu'ndaki bankaların genel müdürleriyle yaptığı toplantıda Bloomberg HT kaynaklarına göre mevcut sıkı para politikasında değişiklik olmayacağını ifade etti. Buna karşılık, ekonomist Prof. Dr. Cem Başlevent, “Ağbal’ın görevden alınmasının yaratacağı güvensizlik, kısa vadede faiz indirimi ve kur artışı olacağı beklentisi, perşembe günü yapılan faiz artışının ülkeye sıcak para girişi ve ters dolarizasyon gibi olumlu etkilerini ortadan kaldıracak,” açıklamasında bulundu. Londra merkezli BlueBay varlık yönetimi şirketinden gelişen piyasalar stratejisti Tim Ash, "Piyasalar bu konuda ne düşündüklerini pazartesi günü açıklayacak ve büyük ihtimalle bu çirkin bir tepki olacak," derken Kanada merkezli yatırım bankası TD Securities gelişen piyasalar başstratejisti Cristian Maggio, yayımladığı piyasa notunda liranın birkaç gün içinde %10-15 kadar değer kaybetmesinin beklenebileceğini aktardı. Capital Economics analisti Jason Tuvey ise "TCMB'nin ülkenin enflasyon sorunuyla mücadele etme çabalarında sona gelinmiş gibi görünüyor. Bir kez daha çalkantılı bir ödemeler krizi güçlü bir olasılığa dönüştü," diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
22 Mart Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde petrol şirketlerinin karbon emisyonunu sıfırlamaya yönelik stratejileri, TCMB'de görev değişimi ve Stripe'ın 95 milyar dolara ulaşan değerlemesi var.
22 Mar 2021

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.




