Ağbal'ın son toplantısı


Size özel avantajlar sunan bir bankacılık anlayışı: Odeabank Ayrıcalıklı Bankacılık Akıllı telefona gelen aramayı akıllı saat üzerinden yanıtlayabiliyor olmanın, sesli asistanlara sorduğumuz sorulara anlamlı yanıtlar alabilmenin, adımlarımızı sayan bir giyilebilir cihazdan yaşam kalitemizi yükseltecek öneriler almanın, bir pazar yerinin son alışverişlerimize bakarak gelecek ihtiyaçlarımızı tahmin ettiğini görmenin bizi mutlu eden bir yönü olduğunu söyleyebiliriz. Zira tüm bu durumlar, doğrudan bizim deneyimimize hitap ederek daha ayrıcalıklı hissetmemimizi mümkün kılıyor. Hizmet ve ürünlerde ayrıcalıklı hissettirmenin önemini bilen Türkiye’nin genç ve dinamik bankası Odeabank, "Ayrıcalıklı Bankacılık" hizmetler bütünüyle üst gelir segmentindeki müşterilerine finansal ihtiyaçlarının yanı sıra yaşamın her alanında özel hizmet sunuyor. Odeabank Ayrıcalıklı Bankacılık: Yenilikçi ve dinamik bankacılık yaklaşımıyla geliştirdiği ürünlerle bankacılık hizmetlerine daima yeni bir soluk getiren Odeabank, "Ayrıcalıklı Bankacılık" adını verdiği hizmetler bütünüyle üst gelir segmentindeki müşterilerine finansal ihtiyaçlarının yanı sıra yaşama dair kolaylıklar da sunuyor. "Ayrıcalıklı Bankacılık" hizmetleriyle belirli bir varlığı olan bireysel bankacılık müşterilerine özel müşteri temsilcisinden segmente özel kredi kartına, dijital kanallardan ücretsiz para transferinden çeşitli hizmetlerde dikkate değer indirimlere dek birçok ayrıcalık vadeden Odeabank; bu yeni bankacılık yaklaşımıyla müşterilerinin hem bankacılık hizmetlerinde hem de hayatta ayrıcalıklı hissetmesine imkân tanıyor. Neler var? Odeabank’ın “Ayrıcalıklı Bankacılık” hizmetler bütünü kapsamında bireysel müşterilerine sunduğu kaliteli ve ayrıcalıklarla dolu dünyada kişiye özel bireysel danışmanlık hizmeti, zengin yatırım ürün alternatifleri, dijital kanallardan ücretsiz EFT ve havale, kiralık kasalarda indirim, yurt içi tüm ATM’lerden ayda 3 defaya kadar ücretsiz para çekme; yatırım, kredi, mevduat ve sigorta ürünlerinde ayrıcalıklı fiyatlamalar gibi ürün ve hizmetler sunuluyor. Müşteri ihtiyaçlarını önceden tespit ederek proaktif bir yaklaşım ve kişiselleştirilmiş tekliflerle her müşterinin kendisini özel hissetmesini mümkün kılan “Ayrıcalıklı Bankacılık”, Ayrıcalıklı Kart ürünüyle puan toplama derdi olmadan alışverişlerden nakit iade sunarak sektörde bir ilke imza atıyor. Öte yandan Ayrıcalıklı Kart müşterileri, yıl boyunca seçkin restoran ve uçak bileti indirimleri ve ücretsiz görüntülü tıbbi danışmanlık gibi fark yaratan avantajlardan yararlanabiliyor. Odeabank: 2012 yılında, Bank Audi Grubu’nun yatırımıyla kurulan, hissedarları arasında International Finance Corporation (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) da bulunan Odeabank; Türkiye bankacılık sektöründe 15 yıl aradan sonra lisans alarak kurulan ilk banka olma özelliğini taşıyor. 2020 yılı itibarıyla müşteri odaklı stratejisi doğrultusunda 16 ilde, 48 şubede, 1.120 çalışanıyla faaliyet gösteren, 2020 yılında bağımsız marka değerleme kuruluşu Brand Finance’ın ‘Türkiye’nin En Değerli ve Güçlü Markaları’ listesine giren ve %58 kadın çalışan oranıyla Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni destekleyen Odeabank, Toplam aktif büyüklüğü açısından özel mevduat bankaları arasında onuncu sırada konumlanıyor. Ayrıcalıklı Bankacılık ve diğer Odeabank hizmetleriyle tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Odeabank'ı Instagram'da da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, geçtiğimiz cumartesi gününün ilk saatlerinde Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle görevden alındı ve yerine eski AK Parti milletvekili Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. Naci Ağbal başkanlığındaki TCMB, görev değişikliğinden iki gün önce Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini 200 baz puan artırarak %19'a çıkarmıştı. Faiz artırımı, ekonomistler ve piyasalar tarafından olumlu değerlendirilirken sonrasında gelen görevden alma ve yeni atama kararı ise şaşkınlıkla karşılandı.
- Ağbal dönemi: Yaklaşık beş ay önce 7 Kasım'da bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Murat Uysal'ın yerine göreve getirilen Ağbal, 132 günlük görev süresinde Türkiye'yi geleneksel para politikalarına döndürme sözü vermiş; politika faizini toplamda 875 baz puan artırmış ve yatırımcıların takdirini kazanmıştı. Son PPK toplantısında piyasalardaki 100 baz puanlık medyan beklentinin üzerinde gerçekleştirilen 200 baz puanlık faiz artırımı kararına gerekçe olarak son dönemdeki gelişmelerin enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler gösterildi. Politika faizini beklentilerin üzerinde artırma hamlesinin yerinde olduğu görüşünde birleşen ve kararın Türk lirası açısından olumlu olduğunu ifade eden ekonomistler, karar metninde yer alan "gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır" vurgusunun "TCMB'nin kredisini artırmak, net duruşunu ve tutarlığını korumak" adına önemli olduğunu belirtiyor.
- Ankara’nın cesur bankacısı: The Economist, “Ankara’nın Cesur Bankacısı: Naci Ağbal Türkiye’de parasal disiplini yeniden tesis etmeye çalışıyor” başlıklı yazısında Ağbal’ın “son birkaç ayda Türk lirasına yeni bir hayat verdiğini, TCMB'nin itibarını yükselttiğini ve rezervleri yeniden doldurmaya başladığını” belirtirken tebriği hak ettiğini vurguluyor. Nitekim, Ağbal’ın dümeni ele almasından bu yana Türk lirası dolar karşısında %15'ten fazla değer kazandı. Ağbal'ın enflasyonu %5’e çekmek için para politikasını sıkı tutacağına dair vaatlerine karşılık bu politikayı, hatta görevini sürdürüp sürdüremeyeceğinin belirsiz olduğunu belirten The Economist'in "Erdoğan şimdiden son faiz artışlarından rahatsızlığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı iki yıldan kısa süre içinde Ağbal’ın iki selefini görevden aldı, üçüncüsünü almakta tereddüt etmeyebilir,” tahmininin doğru çıkması da pek vakit almadı.
- Neden gitti? Prof. Selva Demiralp, "Uyguladığı politikalar, finansal bir krizin eşiğine gelen ülkeyi uçurumun kenarından çekmiş ve finansal göstergeler nihayet toparlanmaya başlamıştı," yorumunda bulunduğu Ağbal'ın görevden alınmasının seleflerinin görevden alınmasından daha vahim olduğunu düşünüyor. Öyle ki, Ağbal'ın gidişini daha önceki dönemlerdeki gibi fiyat istikrarını bir kenara koyan ve faizi düşürüp kredileri desteklemek isteyen politikalara bir geri dönüş olarak yorumluyor. Öte yandan Financial Times, yeni başkan Kavcıoğlu'nun 2019'dan bu yana göreve gelen dördüncü başkan olduğunu ve bundan önceki üç başkanın dört yıllık süreleri dolmadan görevden alındığını hatırlatarak TCMB'deki yeni atama kararını, uzun süredir faizlerin düşük kalmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "faizin sebep enflasyonun netice" olduğu yönündeki teorisine bağlıyor. Türkiye'de ekonominin büyüme ve birikim modelleri tıkandığı için faturanın faiz oranlarına ya da TCMB başkanlarına kesildiği düşüncesinde olan ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise "Türkiye, ekonomiyi yönetemediği için kendi içinde tutarlı olmayan zikzaklı kararlar almak zorunda kalıyor" diyor. Merkez Bankası başkanının bu kadar sık değiştirilmesine hiçbir mazeret gösterilemeyeceğini savunan Bloomberg yazarı Daniel Moss ise "Türkiye'de Merkez Bankası Başkanı olmak artık uluslararası ekonomideki en tehlikeli işlerden biri olarak nitelendirilmeli. Ancak bir muz cumhuriyeti böyle davranabilir, OECD ve G20 üyesi ülkeler değil," ifadelerini kullanıyor.
- Yeni başkan: Ağbal’ın yerine atanan Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu’nun Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarı olduğunu vurgulayan Bloomberg, bu gazetenin son faiz artırımı kararını cuma günü “Bu operasyonu kim adına çektiniz?" başlığıyla manşete taşıdığını ve faiz kararını "ekonomik büyümenin zararına fakat Londra merkezli sıcak para sahiplerinin yararına" olarak açıkladığını hatırlatıyor. Kavcıoğlu'nun 9 Şubat tarihli yazısında, “Diğer ülkeler negatif faize sahipken Türkiye'de istikrarı yüksek faizde arayan köşe yazarları, bankacılar ve iş dünyası örgütlerini görmek üzücü” ifadelerini kullanması da küresel basında, yeni başkanın Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi yüksek faizin enflasyona neden olacağı tezini savunduğu yönünde yorumlanıyor.
- Öngörüler: Kavcıoğlu, ilk açıklamasında enflasyonda kalıcı düşüşü sağlama temel hedefi doğrultusunda para politikası araçlarının etkin bir şekilde kullanılmaya devam edeceğini belirtti ve dün Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu'ndaki bankaların genel müdürleriyle yaptığı toplantıda Bloomberg HT kaynaklarına göre mevcut sıkı para politikasında değişiklik olmayacağını ifade etti. Buna karşılık, ekonomist Prof. Dr. Cem Başlevent, “Ağbal’ın görevden alınmasının yaratacağı güvensizlik, kısa vadede faiz indirimi ve kur artışı olacağı beklentisi, perşembe günü yapılan faiz artışının ülkeye sıcak para girişi ve ters dolarizasyon gibi olumlu etkilerini ortadan kaldıracak,” açıklamasında bulundu. Londra merkezli BlueBay varlık yönetimi şirketinden gelişen piyasalar stratejisti Tim Ash, "Piyasalar bu konuda ne düşündüklerini pazartesi günü açıklayacak ve büyük ihtimalle bu çirkin bir tepki olacak," derken Kanada merkezli yatırım bankası TD Securities gelişen piyasalar başstratejisti Cristian Maggio, yayımladığı piyasa notunda liranın birkaç gün içinde %10-15 kadar değer kaybetmesinin beklenebileceğini aktardı. Capital Economics analisti Jason Tuvey ise "TCMB'nin ülkenin enflasyon sorunuyla mücadele etme çabalarında sona gelinmiş gibi görünüyor. Bir kez daha çalkantılı bir ödemeler krizi güçlü bir olasılığa dönüştü," diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
22 Mart Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde petrol şirketlerinin karbon emisyonunu sıfırlamaya yönelik stratejileri, TCMB'de görev değişimi ve Stripe'ın 95 milyar dolara ulaşan değerlemesi var.
22 Mar 2021

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Hanehalkı fertleri ile evden uzakta bir haftalık tatilin masraflarını karşılayabilecek durumda mısınız? Türkiye, dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkelerinden biri olmasına rağmen ülkede yaşayan her iki kişiden biri bir haftalık tatilin masraflarını karşılayamıyor. 2026’da savaş, artan enerji maliyetleri ve değişen seyahat tercihleri dış turizmdeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken, Türkiye’nin fiyat avantajı da daralıyor. İç turizmde ise daha fazla kişi seyahate çıksa da konaklama süreleri kısalıyor ve seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapılıyor.

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.

Deloitte, EY, KPMG ve PwC’den oluşan büyük dörtlünün bayrak taşıdığı yönetim danışmanlığı sektöründe ölçek, uzun yıllar boyunca rekabet avantajıydı. Fakat son yıllarda yapay zeka, bu denklemi büyük oranda değiştirmeye başladı. Daha önce kalabalık ekiplerin günlerce üzerinde çalıştığı görevleri çok daha az insanla tamamlamayı mümkün kılan bu teknoloji, küçük danışmanlık şirketlerinin büyük dörtlüyle arasındaki farkı daraltmasını mümkün kıldı.




