Altın Gün’ün tutan formülü

Psikedelik Anadolu folk-rock müziğinin sansasyon grubu Altın Gün, On ve Gece albümlerinin müzikal formülünü geri çağırdıkları yeni uzunçalarlarında “artık” yavanlaşmış janr bileşimlerinin kurbanı oldu.
Altın Gün’ün tutan formülü

7 Nisan - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Filmleştirilen kitaplar İstanbul Kitapçısı ’nda Kitabı Filminden Daha İyiydi! Şehrin birçok ilçesinde kitap-kafe ve kitap-dergi konseptli şubeleriyle hizmet veren İstanbul Kitapçısı , şube sayısını artırarak ve çeşitli kampanyalar sunarak daha fazla İstanbulluya ulaşmak üzere yola çıkıyor. Nasıl? Kitapseverleri İstanbul Kitapçısı’nın Kadıköy , Karaköy , Eminönü , Müze Gazhane ve Mecidiyeköy şubelerinde bekleyen Kitabı Filminden Daha İyiydi! kampanyası, filme uyarlanmış ünlü kitaplardan oluşan bir seçkiyi %20 indirimli olarak İstanbullularla buluşturuyor. Neler var? Türkiye ve dünya edebiyatının birbirinden değerli eserlerin yer aldığı Kitabı Filminden Daha İyiydi! seçkisinde Tolstoy’dan Hüseyin Rahmi Gürpınar’a, Peyami Safa’dan Ernest Hemingway’e uzanan onlarca yazar ve eser okurları bekliyor.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Altın Gün, Aşk

Süre: 40 dakika

Plak şirketi: Glitterbeat Records

Yayın tarihi: 31 Mart 2023

Gece (2019) albümüyle Grammy adaylığı kazanan, yerel ve yabancı müzik çemberinde geniş çaplı yankılar uyandıran ve -belki de- dünyanın en tanınır “Türkçe” rock grubu Altın Gün, 5. stüdyo albümünü yayımladı.

Bir plak koleksiyoneri olan ve dünyanın dört bir tarafından gelen birçok müziğin peşinde koşan Jasper Verhulst’un 2016-2017 yılları arasında başlattığı proje, On’la (2018) hayat bulmuştu. Vokallerde ve klavyede Merve Daşdemir; saz, synthesizer, klavye ve (yine) vokallerde Yıldız Ecevit’le ikisi Türkiye kökenli toplam 6 üyeden oluşan Altın Gün, Türkiye’nin farklı coğrafyalarından geleneksel folk şarkılarını Anadolu rock’ın esiniyle yeniden yorumladı. 

On ve Gece albümüyle daha çok Barış Manço & Kurtalan Ekspres, Erkin Koray ve Cem Karaca gibi Anadolu rock ikonlarının izinden giden Altın Gün, Türk folk müziğiyle rock ‘n’ roll ve funk’ı bir araya getirdi. 2021 yılında birkaç ay arayla yayınlanan Yol ve Âlem albümleri, COVID-19 izolasyonunda yazılmış; grup üyelerinin evlerinde aldıkları demo kayıtları aralarında çevrimiçi paslaştıkları bir süreç sonunda dünyayla buluşmuştu. 

Yol ve Âlem’de ilk iki albümünün folk-rock ses manzaralarını space elektronik, disko, synth funk ve synthpop gibi janrlarla genişleten Altın Gün; ‘70’lerin Anadolu rock’ını Nur Yoldaş’ın pop’uyla değiştirdi. İki yıllık bir aranın ardından birlikte stüdyoya dönen grup, Japer Geluk’la kaydettikleri yeni albümleri Aşk’la ise bir öze dönüş gerçekleştirdi.  

Altın Gün, Aşk

Altın Gün’ü Grammy adaylığına getiren süreç; King Gizzard & The Lizzard Wizzard’da da yansımalarını bulan, Gaye Su Akyol’u Iggy Pop’un BBC 6’teki radyo programında dahi birden fazla kez dinlememize vesile olan Anadolu rock janrı için tazelenen ilgiyle yakından ilgili. 

Batılı kulakların uzağında kalan ve Jasper Verhulst gibi müzik geek’leri için bir hazine niteliği taşıyan ‘70’lerin Anadolu rock’ını sıra dışı bir ses olarak küresel sahneye taşıyan Altın Gün, Türkiye’nin folk müzik geleneğini günümüzde de karşılık bulacak yorumlamalarla buluşturdu. 

Grup birçok dinleyicisi için Türkçe sözleriyle aşılamayacak bir dil bariyerinin arkasında yaşanabilecek bir deneyim vadetse de Altın Gün’ün psikedelik folk-rock adaptasyonlarının ayakları yerden kesen enerjisi bunu telafi etti. Zira grup kimilerine göre “bir Türk düğününde dans edilebilecek bir müzik yapıyordu”. Verhulst’un melodik bas gitarının Yıldız Ecevit’in elektro bağlamasıyla etkileşimi ve Ecevit’le Daşdemir arasında mekik dokuyan retro titreşimli vokalleri bir tarafa,  grubun demode kayıt metotlarıyla cömert synthesizer kullanımına borçlu olan buğulu funk ses manzaları diğer tarafa; şenlikli Altın Gün müzik dünyasının bir alametifarikası bu düğün havası. Ayrıca, grubun âdeta bir kutlama havasında geçen ve seyirciyle bire bir iletişim hâlinde olan konserlerini de bunun bir şahidi olarak görmek mümkün. 

Öte yandan tüm bunlar, Altın Gün’ü kültürler ve on yıllar arası bir elçi olarak konumlayan haklı algılanışları ötesinde, yaratıcı müzik üretimiyle öne çıkan ve antika müzik meraklarını heyecan verici yeni boyutlara taşıyan bir grup olarak tarif etmemize yeter mi emin değilim. Grup, onlarla özdeşleşen psikedelik Anadolu folk-rock ses bilinçaltlarına 2021’deki çifte albümleriyle elektronik müziğin synth’e bulanmış, drum machine’li hülyalarını getirmiş olabilir. Ancak bunun Altın Gün’ün özgün üretimlerden ziyade ödünç alınan müzikal miraslarla hareket eden bir grup olduğu gerçeğini değiştirdiğini düşünmüyorum. 

Tüm bunlar Altın Gün’ün düpedüz taklitçi ve dinlemeye değer olmayan üretimler yaptığı anlamına gelmiyor tabii ki. Günümüzün janrlar arası hibrit müzik dünyasında rock ‘n’ roll’un istisnai bir devrini pop’la, bir erken ‘80’ler New York mirası disko müziğini Mustafa Özkent’in funk’ıyla bir araya getirerek bir çekim merkezi yaratmak şapka çıkartılacak bir iş. Ancak bu iş nefesleri kesen, ufuk açıcı fikirler taşıyan bir yenilikçiliği hiçbir zaman taşımadı.

Grubun son albümü Aşk da bundan nasibini aldı. Altın Gün’ü altılı olarak yeniden stüdyoda bir araya getiren albüm süreci, 2021’in synthpop rüzgârından sonra grubun folk rock köklerine banal bir ziyaretle sonuçlandı. Drum machine vuruşlarıyla dolu, synthesizer’la yıkanmış ve sisli bir atmosferi öne çıkaran şarkılarını rafa kaldıran grup; psikedelik uzamlara yerleştirdikleri bangırtılı Anadolu rock’ı canlandırdıkları yeni albümlerinde temellendikleri ‘70’li yıllara bir aşk mektubu daha yazdı. 

Aşk’ın retro stüdyo ve kayıt ekipmanlarına (albüm kasetlere kaydedildi) sıkışan, Altın Gün aracılığıyla dirilen Anadolu folk şarkıları; grubun On ve Gece albümlerinde çalıştığını gördüğü formüllerin bir başka eseri: Dans ve şenlikle, alışılagelmedik müzikal bir bileşimin kutlama havasıyla dolu. Ancak yolculuklarının başında taze olduğunu tartışabileceğimiz o bileşim, maalesef Aşk albümünde yavanlaşmış bir paket üretimden fazlasını sunamadı. 

Alternatif işler:

  • Grazia - Grazia
  • El Michels Affair - Yeti Season
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌘 Eşsiz ruh Ryuichi Sakamoto, arı kovanına çomak sokan Swarm

Dünyaya bedel eşsiz ruh Ryuichi Sakamoto, arı kovanına çomak sokan Swarm dizisi, Altın Gün'ün formüllere sığınan son albümü.

07 Nis 2023

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Fotoğraf: Nathan Bajar

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi