Avrupa’da çiftçilerin protestosu devam ediyor


Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Avrupa’da çevre politikalarına ve Ukrayna’dan yapılan ucuz ithalata karşı çıkan çiftçiler, yolları traktörlerle kapattıkları protestolara devam ediyor. Fransa’nın çiftçi sendikaları, hükümetin yeni önlemler açıklamasının ardından protestoculara eve dönmeleri çağrısında bulundu.
- Durum: Protestolar Belçika, Portekiz, Yunanistan ve Almanya’yı da sardı. Brüksel’de çiftçiler, AB liderlerinin daha fazla destek sağlamasını talep ederken birçok Avrupa şehrinde benzer gösteriler düzenleniyor. Çiftçiler; yeşil politikalar, vergiler, artan maliyetler ve yabancı ülkelerden kaynaklandığını savundukları haksız rekabetten şikayetçi.
- Protestonun etkileri: Belçika’nın en büyük süpermarket zincirlerinden Colruyt, çiftçi protestoları nedeniyle dağıtım merkezlerinin bloke edildiğini ve tedarik zincirinde aksamalar yaşandığını bildiriyor. Fransa’da ise nakliye firmaları son 10 günde gelirlerinin yaklaşık %30’unu kaybettiklerini belirtiyor.
- Fransa’da alınan kararlar: Fransa hükümeti, çiftçilere daha fazla koruma sağlayacağı ve ithalatı daha iyi kontrol edeceği vaadini sundu.
- Ek olarak: Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi dönem başkanı, Belçika Başbakanı Alexander De Croo, çiftçilerin idari yüklerini azaltmayı amaçlayan bir teklif üzerinde çalışacaklarını duyurdu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sürdürülebilir eğitim ve teknoloji, yalnızca mevcut nesiller için değil aynı zamanda gelecek nesiller için de umut vadeden bir yol haritası sunuyor.
03 Şub 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.



