Bilim insanları 'e-Taste' ile sanal gerçeklikte tat deneyimi sunuyor


LatteGo ile evde barista olun
Türkiye’de kahve kültürünün gelişmesiyle evde kahve yapımına ilgi artarken Philips , sektörde liderliğini koruyor. GfK verilerine göre, tam otomatik espresso makineleri pazarında Philips Ev Aletleri %70’lik paya sahip.
Daha fazlasını öğren →
Bilim insanları, sanal ve artırılmış gerçeklik deneyimlerini daha etkileyici hâle getirmek için yiyecek ve içeceklerin tatlarını yeniden oluşturabilen bir cihaz geliştirdi. "e-Taste" adı verilen bu teknoloji tatları dijital olarak paylaşma imkanı sunuyor.
e-Taste beş temel tat bileşiğini kullanıyor: Glukoz (tatlılık), sitrik asit (ekşilik), sodyum klorür (tuzluluk), magnezyum klorür (acı tat) ve glutamat (umami). Ancak henüz "baharat" gibi bazı tatları taklit edemiyor.
Potansiyel kullanım alanları: Araştırmacılara göre e-Taste yalnızca eğlence ve sanal gerçeklik dünyasına değil birçok farklı alana da katkı sağlama potansiyeline sahip. e-Taste’in olası kullanım alanları şunlar:
- Sanal yemek deneyimleri ve uzaktan duyusal testler,
- Çevrimiçi alışveriş, özellikle yiyecek-içecek sektöründe tat bazlı karar verme süreçleri,
- Kilo yönetimi, diyet programlarında gerçek yiyecek tüketimi olmadan tat deneyimi,
- Fiziksel rehabilitasyon, tat algısı kaybı yaşayan bireyler için terapötik kullanım.
Teknolojik zorluklar: Tatları uzaktan paylaşmak, görüntü ve sesi paylaşmaktan daha karmaşık bir süreç. Önceki araştırmalarda bazı temel sorunlarla karşılaşıldı. Elektriksel veya ısıl uyarımlarla dil uyarılabilse de bu yöntem yalnızca sınırlı tatlar oluşturabiliyor. Kimyasal kullanımı, güvenilirliği ve sürdürülebilirliği konusunda da bazı sorunlar oluşabiliyor. Tat tomurcuklarının dil üzerindeki dağılımı, belirli tatları oluşturmak için doğru noktaların hedeflenmesini gerektiriyor.
Çözüm yolları: e-Taste bu zorlukları aşmak için iki ana bileşen sunuyor. Elektronik dil, bir yiyecek veya içeceğin sıvılaştırılmış örneğindeki tat bileşiklerini algılayarak analiz ediyor ve bilgiyi kablosuz olarak iletiyor. Tat dağıtım mekanizması ise küçük elektromanyetik pompalar kullanarak beş temel tat bileşiğini içeren sıvıları bir jelden geçirerek kullanıcının ağzına iletiyor.
Deneyler ve sonuçlar: Araştırma kapsamında yapılan deneylerde gönüllüler farklı ekşi tat seviyelerini %70 doğrulukla ayırt edebildi. Başka bir testte katılımcılar limonata, kek, yağda yumurta, kahve ve balık çorbasını temsil eden tatları %87 doğrulukla tanımladı.
Bir adım ileriden: University College London’dan Profesör Marianna Obrist, e-Taste teknolojisini umut verici bulduğunu belirterek tat duyusunun dijital deneyimlere başarılı şekilde entegre edildiğini söyledi. Cihazın geliştirilmesiyle gelecekte sanal yemek deneyimlerinden tıbbi tedavilere kadar pek çok alanda yenilikçi uygulamaların önü açılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şef Carlo Bernardini ve :mentalKLINIK'in işbirliği "Dehşetli Güzel" Markiz’de. Bilim insanları e-Taste ile sanal gerçeklikte tat deneyimi sunuyor. Uludağ İçecek’in başına Levent Kömür getirildi. Saint Laurent, Paris’te sushi restoranı açtı.
05 Mar 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




