Bir ada şehri yaratmanın doğaya maliyeti

Kanal İstanbul’un siyasi ve ekonomik etkileri konuşulmaya devam ederken doğayı yeterince düşünüyor muyuz? Kanal İstanbul’un ekolojik etkileriyle ilgili yeterince bilgi sahibi miyiz?
Bir ada şehri yaratmanın doğaya maliyeti

Coffee Department #1 - İst
Coffee Department ile birlikte

Balat ve Nişantaşı’nda nitelikli kahvenin adresi: Coffee Department

Nitelikli kahve tabiri; kendine has coğrafyalarda yetişen, yetiştiği bölgenin koşullarına göre aroma ve tat profili kazanan ve bazı standartları karşılayan kaliteli kahve çekirdeklerini tanımlamak için kullanılıyor. Üçüncü dalga kahve…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Karadeniz ve Marmara arasında yapay bir kanal açma fikri yeni değil; Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanıyor. 16'ncı ve 19'uncu yüzyıllar arasında Osmanlı’da da dönem dönem gündeme geliyor. Günümüzdeyse kanalın Sakarya yerine batıya, Çatalca Yarımadası’na taşındığını görüyoruz. Fikri, dönemin Enerji Bakanlığı müsteşarlarından Yüksel Önem’in kaleminden ilk kez 1985 yılında okuyoruz. Bir dönem Bülent Ecevit tarafından da desteklenen fakat bilim insanlarının uyarılarıyla geri çekilen bu mega proje, 2011 yılında yeniden yankılanmaya başlıyor. Peki neydi bilim insanlarının uyarıları? İnsan eliyle açılacak yeni bir “boğaz”ın İstanbul’un ekosistemine nasıl etkileri olacak? 

Bardağın boş tarafı: Yeni boğaz hattı, İstanbul’un su ihtiyacının %20’sini karşılayan Terkos Gölü’nün doğusunda kalan bölgeden başlıyor. Durusu Mahallesi’nden geçerek yıllık ortalama verimi 55 hm³ olan Sazlıdere Barajı’na varıyor. Başakşehir’den devam ediyor ve Küçükçekmece Gölü’yle birleşerek Marmara Denizi'yle buluşuyor. Bu güzergâhı sakince takip etmiyor tabii. WWF Türkiye’nin hazırladığı rapora göre, Terkos Gölü koruma alanına 5,4 kilometre boyunca temas etmesiyle göle tuzlu su karışmasına sebep oluyor. Ayrıca Sazlıdere Barajı’nın kullanım dışı kalması ve Küçükçekmece Gölü’nün tamamen kanalla birleşmesi anlamına geliyor. ÇED Raporu’na göre bu durum İstanbul için 32,7 milyon metreküp suyun, yani su rezervlerinin %3’ünün kaybı demek. İBB’nin hesabına göre sayılar daha ciddi. İklim değişikliği sebebiyle hâlihazırda su kaynaklarının azalması riskiyle karşı karşıya olan İstanbul için Kanal İstanbul projesi, her üç İstanbulludan birinin susuz kalmasına eş değer.  

Tatlı-tuzlu dengesi: Birbirine karışan sular sadece Terkos’la sınırlı değil. WWF Türkiye, raporunda İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e yakın özellikler taşıyan üst akıntısıyla Marmara Denizi’ne benzer alt akıntısında ve genel deniz suyu özelliklerinde hızlı değişimler olacağını öngörüyor. Kanal İstanbul’un açılmasıyla yaklaşık dört Sakarya Nehri büyüklüğünde tatlı suyun Marmara Denizi’ne karışması bekleniyor. Bu durumda Marmara’da oksijen seviyesi düşecek, alt tabandaki hidrojen sülfür oranıysa hızla artacak. BBC’nin haberine göre bu durum, lodos estiğinde İstanbul’u “çürük yumurta” kokusuyla dolduracak. Su dengelerinin bu denli değişmesi, deniz canlıların yaşam alanlarını da etkiliyor kuşkusuz. WWF Türkiye’nin verdiği sayılar gösteriyor ki Karadeniz’in canlılık açısından pek de iç açıcı olmayan suları, Marmara Denizi’nin çeşitliliğinde ciddi bir azalma yaşatacak: Tehdit altındaki üç yunus türü dâhil 86 canlı türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Ya yaban hayat? Projenin etki alanı içinde kalan tüm sulak alanlar için Trakya’nın önemli doğal habitatları diyebiliriz. Terkos ve Küçükçekmece gölleri özellikle kış aylarında 10 binden fazla kuşa ev sahipliği yapıyor. Küçükçekmece ayrıca deniz canlıları için de bir üreme bölgesi. Alanın dikkat çeken memeli türleri arasındaysa uzun ayaklı yarasa, Akdeniz nalburunlu yarasası, Beyaz kesicidişli körfare, Avrupa gelengisi ve su samuru var. Bu isimleri hiç duymamış olabilirsiniz; ama doğal dengenin içinde kendilerine önemli yer bulan bu canlılar, aynı zamanda Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin kırmızı listesinde nesli tükenme tehlikesi olan hayvanlar arasında 

Kestane, gürgen, palamut: ÇED Raporu, Kanal’ın yaklaşık 550 hektar orman alanının olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Bu, yaklaşık 15 Yıldız Parkı demek. İBB’nin öngörüsü yaklaşık 23 milyon metrekarelik bir ormanlık alanın yok olacağı yönünde. Projede tahrip olan orman alanını telafi etmek adına 34 milyon metrekare yeni yeşil alan çalışması yapılacağı sözü veriliyor; fakat TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu’na göre orman sadece yeni ağaç dikilerek hızlıca yeniden canlandırılabilecek bir organizma değil. Toprağı, mantarı, küfü ve yosunuyla bütüncül bir varlık olan orman alanlarının tahribatı, bu bölgede bulunan toplam 575 bitki ailesini önemli ölçüde etkiliyor. Proje aynı zamanda İstanbul’un ve hatta tüm Trakya’nın tarım alanlarının 4.071 hektarına mal olacak. Bu alan, Kadıköy’ün tamamı kadar geniş ve İstanbul’un özellikle buğday ihtiyacını ciddi ölçüde karşılıyor. Kanal açıldığı takdirde, bu alanların kullanımı mümkün olmayacak. 

Kaynakça:
Kanal İstanbul ÇED Raporu, Aralık 2019.
Kanal İstanbul Çalıştay Raporu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 10 Ocak 2020. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kanal İstanbul Projesi Komisyon Raporu, 2020.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

Kanal İstanbul, deniz hamamları, sokak hayvanları

Kanal İstanbul, ekosistem için ne demek? İstanbul'da denize girmek hayal mi? Şehrin dört ayaklı sakinleri, şehir hakkında acaba ne düşünüyor?

29 Kas 2020

Coffee Department ile birlikte
Kanal İstanbul, deniz hamamları, sokak hayvanları

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?