Bir bellek ve bekleyiş mekanı: Markiz Pastanesi


Koray Ariş’ten 'İçinde Yaşadığımız Deri' Koray Ariş’in “İçinde Yaşadığımız Deri” sergisi Arter’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının 60 yıllık heykel pratiğinden çeşitli dönemlere ve serilere ait eserleri, mekana özgü bir kurgu ile görücü karşısına çıkıyor. Neler oluyor? Koray Ariş’e ait 300’e yakın eser ve nesne , sanatçının yıllar içinde geçirdiği stil ve teknik değişimleri ve üretim süreçlerini belgeliyor. Figür, ten, tını, hareket ve denge gibi temaları merkezine alan sergi, nesne ve beden arasında bir ilişki kuruyor, ayrımları aşarak ortak bir deneyim alanı yaratıyor. Sergi, kronolojik bir dizilim yerine hareket ve doğa üzerinden ilerliyor. Yapımında ahşap, metal, deri ve kösele kullanılan eserler doğal ve yapayı buluşturuyor. Perşembe günleri ücretsiz olarak ziyaret edilebilen “İçinde Yaşadığımız Deri” sergisi, Arter’in 2. katında ziyaretçilerini bekliyor. Sergiye dair ayrıntılı bilgiye ve ziyaret saatlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Değişen ve dönüşen Beyoğlu mekanları içinde en dikkat çekeni ve insanların zihninde “Burası neresi? Nedir? Ne olacak? Nasıl bir hâle bürünecek?” gibi birçok soruyu barındıran bir kapalı kutu Markiz. Bu mekanı son zamanlarda dizi ve sinema sektörü aracılığıyla biraz daha olsun görebiliyor ve içerisinde bir ışık ve önünde bir perde ile ara ara heyecan yarattığını izliyoruz.
Tarihî süreç içerisinden birçok mekanın dönüşümlü şekilde gelip yerleştiği ve kendi hikayesini yarattığı aşikar. Markiz’in hikayesi de Charles Bourdon isimli işletmecinin 1858 tarihinde İstanbul’a gelmesiyle başlıyor. Kısa sürede mekanını açarak, bir mutfak kültürünü ortaya koyuyor ve dönemin padişahı 2. Abdülhamid tarafından Mecidiye Nişanı ile ödüllendiriliyor. C. Lebon ise, dönemin gözde mimarı Alexandre Vallaury’nin ailesinin işletmesinde şekerlemeci dükkanında çırak olarak çalışırken, Bourdon’nun yanına ortak olarak geçiyor ve 1862’de pastane “Confisserie et Patisserie de Saint Petersbourg. C. Lebon et Bourdon” ismini alıyor. 1880’li yıllar içinde, bu mekan Pasaj Oriental (Şark Pasajı) giriş kısmına taşınıyor.
1903 tarihinde Bourdon vefat edince, pastane artık Lebon tarafından ilerletiliyor fakat Lebon olarak tanınması Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yaşanıyor. 1937 tarihinde ise Lebon, Kumbaracı Yokuşu’nun köşesine tanışıyor, bu boşalan yer ise artık Markiz ismi ile anılacak mekan hâlini alıyor. Artık mekanın sahibi Avedis Çakıroğlu (Ohanyan) olacak ve Markiz ismini ileriye taşıyacak belirli hamlelerde bulunacaktır.
Avedis Bey’in, Paris’in o yıllarda meşhur çikolata markası Marquise de Sevigne’den esinlenerek pastane ismini Markiz koyduğu bazı kaynaklarda geçiyor. Lebon’dan devraldığı mekanın içinde bulunan panolara dokunmuyor ama belirli değişimler gerçekleştiriyor. Markiz sadece bir pastane değil o dönem. Pasaj dışında ayrı bir kapıyla girilen Markiz’in bitiminden sonra pasajın içinden üst kata çıkılan bir merdiven sonundaki mekan, Markiz’in gece kulübü olarak kullanılmaya başlanıyor. Arka tarafta bulunan salonlar balo, nişan, düğün ve belirli toplantılara ev sahipliği yapıyor ve böylelikle Markiz, bir konsept lokal hâlini alıyor. Bir pastane dışında restoran ve gece kulübü olarak da varlığını sürdürüyor ve Beyoğlu eğlence dünyası için önemli bir nokta oluyor.
Vitrinin arkasındakiler
Yukarıda belirttiğimiz gibi Lebon, Markiz’den önce buradaydı. Kapısının önünde Sir Basile Zaharof bir ileri bir geri turlardı. Kendisi o zamanlarda Lebon’a gelip giden turist ekipleri gezdirerek para kazanmaya çalışırdı. Daha sonra tulumbacı olduğu ve bir dönem kaçak para işleriyle uğraştığı da aktarılanlar arasındadır. En sonunda ise para kazanamayacağını düşünerek, İstanbul’u terk ettiği; önce İngiltere daha sonra Yunanistan’a giderek burada 1. Dünya Savaşı sırasında bir boşluktan yararlanarak tüm dünyaya silah kaçakçılığı yapmaya başladığı ve büyük bir servet edindiği bilinir.
Lebon’a dönersek, özellikle edebiyatçıların durağı olan Lebon masaları, sık sık buraya gelen Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın arkadaşlarıyla sohbetlerine tanıklık etti. Beyoğlu’nun sessizlerinden ve Beyoğlu kitabını yazan Said Naum Duhani de sık sık buraya gelirdi; bunun dışında ise Lebon bir dönem Servet-i Fünuncuların beşiğiydi.
Markiz’e gelince, Salah Birsel’in aktarımıyla:
“Markiz, Haldun Taner’in deyişiyle en bireysel kahvelerden biridir. Burada her masa kendi başına bir adadır. Haldun Taner kahvelere başkalarıyla buluşmak, konuşmak, tartışmak için değil de kendi kendisiyle kalabilmek, kitap gazete okuyup notlar çıkarmak için gittiğinden, buraya sık sık damlar.”
Markiz’in müdavimleri arasında ise Abdülhak Şinasi Hisar, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Yahya Kemal, Yakup Kadri ve Haldun Taner gibi birçok edebiyatçı yer alıyordu. 1970’li yılların sonlarına doğru kapanan Markiz, Beyoğlu tarihi açısından önem teşkil etmiş ve günümüzde kocaman bir soru işaretiyle akıbetini beklemektedir.
Vitrinin önündekiler
Beyoğlu, her zaman konuşulan ve tartışılan bir yer olmuştur. Daha doğrusu, yaşam formları, kültürel hayatı, siyasi ve sermaye etkisi her zaman göz önüne alınarak bu tartışma ve konuşmalar genişletilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde birçok infiale ve olaya tanıklık eden Markiz’in durumunun belirsizliği, son zamanlarda Beyoğlu belleğini silmek üzere yapılan bir dizi hatanın sonucu—ki burada “kimliksizleştirmek” ifadesi daha iyi oturuyor—endişe yaratmaya başlamıştır.
Yaşayanlar, hikaye bırakanlar, mekanlar, vitrinler, süslemeler… Hepsi birer hafıza yaratmış olmasına rağmen yaşayan bu mekanlar birbirinden soyutlanarak, buharlaştırılmıştır. Çevresinde birçok yapının değişikliğine şahit olmuş, tabelası ve vitrini hâlâ duran Markiz ise tüm bu sürecin bir hafıza noktası, bir düğümüdür. Son zamanlarda “açılacak”, “açılmak üzere” gibi söylentiler bir bellek endişesi yaratırken, dönüşümün olumsuz kendiliğinden getirisi ise bir kimliğin elimizden alınması olacaktır.
İstanbul kötü örneklerin olduğu bir dönüşüm ve yapılaşma kenti. Yapılan dönüşümler özellikle bir mekanın kimliğini ve hikayelerini yok etme gibi sonuçlar doğuruyor. Haliç Tersanesi, Galataport, Narmanlı Han, Emek Sineması, Boğaz hattı üzerinde insanla ilişkisi kesilen kıyılar… Saymakla bitiremeyeceğimiz farklı dönüşüm örneklerini çoğaltabiliriz. Bu tür dönüşümlere rağmen hâlâ devam eden bir anlayışın gölgesi bile yeni projeler için bir endişeye neden olabiliyor. Kent hakkı olarak toplum hafızası, markaların ön plana çıkması ve bellek mekanının bu markalar adı altında tüketilmesiyle ortaya çıkan “markalaştırma”ya kurban ediliyor. Markiz’e de semtlere, mekanlara hikayeyi yükleyen ve bu hikayeyi tüketenin insanın kendisi olduğu gerçeğini değiştirmeyen bir perspektifle bakmak niyetiyle.
Beyoğlu hikayesi üzerine düşünen, yazan ve okuyan birçok insanın ucundan ya da bütünüyle ele aldığı Said Naum Duhani ile sonlandıralım.
“İşte işin sonuna geldik. Tuttuğum yolu coşkuyla izlemiş olanları sevindirecek biçimde, üçüncü ve sonuncu merhalemize de ulaştık. Bende bir çorap, ayakkabı, sucuk ve muhallebi fuarı etkisi uyandıran Beyoğlu’ndaki ve onun belli başlı ana caddesindeki gezintim sona erdi.”
Kaynakça
- Salah Birsel Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu, Sel Yayıncılık. İstanbul 2016
- Brendan Freely - John Freely Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi YKY. İstanbul, 2016.
- Mustafa Cezar XIX. Yüzyıl Beyoğlusu, Akbank Kültür ve Sanat. İstanbul, 1991.
- Prof. Dr. Nur Akın 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Galata ve Pera, Literatür Yayınları, İstanbul, 2002.
- Said Naum Duhanı̂ “Eski İnsanlar Eski Evler” 19. Yüzyılda Beyoğlu’nun Sosyal Topografyası, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2017.
- Turan Akıncı “Beyoğlu” Yapılar, mekânlar, insanlar (1831-1923).
- Ebru Boyar – Kate Fleet Osmanlı İstanbul’unun Toplumsal Tarihi, Çev. Serpil Çağlayan. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul, 2017.
- Henri Lefebvre Şehir Hakkı, Çev. Işık Ergüden. Sel Yayıncılık, İstanbul, 2016
- Kapak fotoğrafı: Salt Araştırma, TMKTH0111
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hogwarts'ın büyülü dünyası, mor ve ötesi'nin zamansız şarkıları, Elf Müzikali derken 2025'ten önceki son günler sihre ve müziğe bulanıyor.
24 Ara 2024

YAZARLAR

Fırat Şenol
Sanat tarihçisi. Çeşitli kurumlarda atölyeler, sergilerde ve müzelerde turlar düzenleyerek özellikle İstanbul kent belleği üzerine çalışmalar yapmaya devam etmektedir.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



