Çalışmak için doğru sıcaklıklar


Dilediğiniz elektrikli araç Voltify ’da Bugün Dünya Elektrikli Araç Günü . Bu yıl dünyada satılan her beş otomobilden birinin elektrikli olması bekleniyor. Anında güç sağlaması, çevik bir sürüş deneyimi, düşük işletme maliyeti ve sıfır emisyon özelliğiyle elektrikli araçlara talebin hızla artması pek de şaşırtıcı görünmüyor. Elektrikli araçların üstün özelliklerini deneyimlemek isterseniz kolay bir yolu var: Türkiye’nin ilk ve tek elektrikli araç kiralama şirketi Voltify ile elektrikli araca geçişiniz artık zahmetsiz ve hızlı. Avantajları neler? Voltify aboneliğiyle kısa ve uzun dönem kiralamanın avantajları bir arada: Sürpriz masraflarla karşılaşmadan, bir yıldan fazla süren taahhütler olmaksızın uzun dönem kiralamanın bakım, onarım, lastik gibi tüm avantajlı çözümleri hizmete dahil. İstediğiniz araç, hemen şimdi: Uzun listelerde sıra beklemeden; marka, model, renk, kilometre durumuna göre dilediğiniz aracı seçip sözleşme işlemleriniz tamamlandıktan sonra 48 saat içerisinde teslim alırsınız. Menzil endişesi mi, yok artık: Tüm kontrol ve bakımları sağlanan araçların güvenilir bataryalarıyla menzil endişesini geride bırakırsınız. Voltify’a özel avantajlı fiyatlarla sayısı her gün artan şarj ünitelerinden faydalanabilirsiniz. Ev veya iş yerinize şarj ünitesi kurulumu için danışmanlık alabilir, Voltify partnerlerinin avantajlı tekliflerinden yararlanabilirsiniz Siz de araçları şimdi inceleyerek Voltify ile elektrikli araçların üstün sürüş ve konforuna zahmetsizce geçebilirsiniz. #Otomobilleİdealİlişki
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Küresel ısınma sonucu sıkça meydana gelen aşırı sıcak hava dalgaları, işçiler için ciddi sağlık sorunu riskleri anlamına geliyor.
Çalışmalar, üretkenliğin 24-26°C sıcaklıkların üzerinde etkilenmeye başladığını gösteriyor ki bu sıcaklık, rekorların kırıldığı Temmuz ayını içeren bir yılda sık sık aşılan bir derece.
Yorumlar: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) uzmanlarından Halshka Graczyk, "Diğer iş sağlığı ve güvenliği risklerinin aksine bu problemin, işçi sağlığı ve üretkenliği üzerinde doğrudan etkisi görülüyor," diyor.
Somutlaştırmak gerekirse: Paris Anlaşması hedefini 1,5 derece sıcaklık artışında sınırlarsa, ILO'nun tahminlerine göre 2030 yılına kadar küresel iş saatlerinin %2,2'sinde veya 2,4 trilyon dolarlık bir çıktıda kayıp bekleniyor.
Ancak: İşveren maliyetlerinin işçi refahını tehlikeye atmadan nasıl en aza indirileceğine karar vermek; net veri eksikliği, düzensiz düzenlemeler ve dünya genelinde işçilerin bu stresi farklı bölgelerde deneyimlemesi nedeniyle daha da zor hâle geliyor.
- En büyük etki başlangıçta inşaat ve tarım sektörü gibi açık hava çalışanları üzerinde olacaktır ve Güney'deki işçilerin daha fazla etkilenmesi muhtemel.
Önemli detay: Uluslararası bazda kabul edilen bir ILO sözleşmesi, işçilere tehlikede olduklarına dair "makul bir nedenleri olduğuna inanıyorlarsa" korkmadan işyerinden ayrılma hakkı tanır - ancak işçilerin söz konusu sözleşmeyi bildiğini veya bu hakkı kullanmaya cesaret ettiğini söyleyen çalışmaların sayısı fazla değil.
Ayrıca: Genellikle ılıman ülkelerde, hâlâ maksimum çalışma sıcaklıklarını belirleyen yasalar bulunmuyor. Var olanlarda da – örneğin Çin'deki 40°C yasası gibi – izleme ve uygulama eksikliği görülmekte. Bunun nedeni de genellikle iş yeri denetleyicilerinin data eksikliğinden kaynaklanıyor.
Özetle: Çözümlerin geniş toplumsal sonuçları olabilir. Genellikle daha serin olan sabah veya geç akşam saatlerine çalışma saatlerini değiştirme örneği, işçilerin çocuk bakımını yeniden düzenlemelerini veya sınırlı toplu taşıma seçenekleriyle karşı karşıya kalmalarını gerektirebilir. Otomasyonun da elbette bir rolü olacaktır.
Ayrıca: Sıcaklıklar daha da yükseldikçe, bazı sektörlerde şu anda tercih edilen ücret ve performans uygulamaları – işçilerin dinlenme molası almaktan kaçınmalarını teşvik eden parça çalışma ve üretim hedefleri gibi – savunulamaz hâle gelebilir.
Sonuç olarak: İklim değişikliği, var olan ekonomik varsayımları yeniden düşünmemiz gereken bir değişim olup, iş yeri koruma standartlarından fazlasına ihtiyaç duyulduğunu kanıtlıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Teknisyen eksikliği elektrikli araç sektörünü, küresel ısınmayla artan sıcak hava dalgaları işçi haklarını nasıl tehdit ediyor?
08 Eyl 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Otomobil sektöründe vergi sistemine yeni bir kavram girdi: Asgari maktu ÖTV. Sıfır araç alımlarında tahsil edilecek ÖTV için taban bir tutar belirleyen yeni sistem, Türkiye’de gelecekte kurulacak ÖTV mimarisinin ilk işaretlerini de ortaya koyuyor.

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Hanehalkı fertleri ile evden uzakta bir haftalık tatilin masraflarını karşılayabilecek durumda mısınız? Türkiye, dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkelerinden biri olmasına rağmen ülkede yaşayan her iki kişiden biri bir haftalık tatilin masraflarını karşılayamıyor. 2026’da savaş, artan enerji maliyetleri ve değişen seyahat tercihleri dış turizmdeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken, Türkiye’nin fiyat avantajı da daralıyor. İç turizmde ise daha fazla kişi seyahate çıksa da konaklama süreleri kısalıyor ve seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapılıyor.

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.



