Fırında karnabahar ve sarımsak çorbası

Reçete: Ali Slagle
Malzemeler
(4-6 kişilik)
- 1 bütün, büyük karnabahar
- 50 mililitre sızma zeytinyağı
- 1 baş sarımsak
- Tuz, karabiber
Yapılışı
- Fırın 220 dereceye ısıtılır.
- Bir tepside karnabahar çiçekleri ve yaprakları zeytinyağıyla karıştırılır, bol miktarda tuz ve karabiberle lezzetlendirilir.
- Sarımsak başının üstü kesilir ve kesilmiş tarafı yukarı bakacak şekilde bir parça alüminyum folyo üzerine yerleştirilir. Açıkta kalan kısmına tuz ve yağ eklenir.
- Folyoya sarılan sarımsaklar, karnabaharla beraber fırın tepsisine yerleştirilir. Karnabahar ve sarımsaklar kızarıp ve yumuşayana kadar 30-35 dakika kızartılır.
- Bir tencerede 1.5 litre su ve 1 çay kaşığı tuz orta ateşte kaynatılır.
- Üzeri için yaklaşık 1 bardak karnabahar ayrılır ve geri kalanı tencereye eklenir.
- Kavrulmuş sarımsak dişleri sıkılıp kabuklarından ayrılarak tencereye alınır.
- Karnabaharlar yumuşacık olana kadar 7-10 dakika pişirilir.
- Çorba, pürüzsüz bir kıvam alana kadar blender'la püre hâline getirilir.
- Kıvamı koyu olursa su eklenebilir ya da inceyse, tencerenin kapağı açık bırakılarak 5-10 dakika daha pişmeye bırakılabilir.
- Çorba kenara ayrılan kavrulmuş karnabahar, zeytinyağı ve biraz karabiber ile servis edilir.
Afiyet olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün menüde: Soğuk kış günlerini ısıtmak üzere sizi mutfağa sokacak kadifemsi kış çorbası tarifi Reçete'de, sizi hayal kırıklığına uğratan kahvedeki tat sorunlarını anlama ve düzeltme rehberi ise Büyüteç'te.
08 Ara 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.





