Fırtınanın ardından: Turizm sektörü nasıl toparlanacak?


Yeni Citroën C3 Aircross SUV ile özgürlük vakti
Ferahlığı ve modülerliğinin yanı sıra günlük hayatı kolaylaştıran gelişmiş teknolojileriyle modern ve özgün SUV tavrını korumaya devam eden Yeni Citroën C3 Aircross ; güçlü yönlerini korurken daha iddialı bir tasarım, daha olgun bir duruş…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
2020’nin başında dünya, maske ve dezenfektanlarla tanışırken valizler ve uçak biletleri ile vedalaştı. Neredeyse tüm hükümetlerin ülke içi ve dışı seyahatlere kısıtlama getirmesiyle turizm sektörü son bir buçuk senede tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadı. Her ne kadar aşılama çalışmalarının hız kazanmasıyla turizm sektörü 2021 yazını bir miktar rahatlamış olarak karşılasa da yeni varyantların ortaya çıkması, yoksul ülkelerin aşıya erişiminin kısıtlı olması ve hükümetlerin seyahat kararlarının sürekli değişiklik göstermesi nedeniyle risk hala devam ediyor.
Turizmin geleceğine yönelik üç farklı senaryo
Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) ve Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) 30 Haziran’da yayımladığı rapor, Covid-19’un en çok etkilediği sektörlerden biri olan turizmin yaşadığı acı yılın bilançosunu gözler önüne seriyor. Raporda, 2020’nin mart ve aralık ayları arasında uluslararası turist sayısının önceki yılla karşılaştırıldığında %84 azaldığı ve sektörün yıllık kaybının 2,4 trilyon doları bulduğu ifade ediliyor. 2021’de ise turizmden kaynaklı ekonomik kaybın 1,7 ila 2,4 trilyon dolar arasında gerçekleşmesi bekleniyor.
BM ve WTO, sektörün geleceği ile ilgili üç farklı senaryo ortaya koyuyor. Kötümser olarak ifade edilen ilk senaryo, 2021’de uluslararası turist girişlerinin %75 azalacağını ve buna bağlı olarak küresel turist gelirlerinde 948 milyar dolarlık bir düşüş yaşanacağına dikkat çekiyor. Daha iyimser olan ikinci senaryoda ise uluslararası turist girişlerinin %63 azalacağı ihtimali üzerinde duruluyor. Aşılama çalışmalarına odaklanan üçüncü senaryonun gerçekleşmesi durumunda ise uluslararası turist sayılarının; ABD, İtalya, Fransa gibi aşı oranı yüksek ülkelerde %37, aşı oranı düşük ülkelerde ise %75 düşmesi bekleniyor. Bütün senaryolar ortak bir noktada birleşiyor: 2023 veya sonrasına kadar Covid-19 öncesi uluslararası turist seviyelerine geri dönüş mümkün görünmüyor.
Türkiye'de turizm sektörünün son durumu
Raporda özellikle ekonomisi turizme bağlı gelişmekte olan ülkelerde tahribatın büyük ve uzun dönemli olacağının altı çiziliyor. Örneğin Türkiye’ye bakacak olursak; turizm gelirlerinin gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) %5’ini oluşturduğu ülkede 2020’de turist sayısında görülen %69’luk düşüş 33 milyar dolar kayba neden olmuş durumda. Üstelik, yeme-içme, ulaşım, eğlence gibi yan sektörlerin kayıpları da hesaplandığında bu rakam 93 milyar dolara ulaşıyor. BM’ye göre, Türkiye’nin turizmden kaynaklı kaybının toplam milli gelirdeki payı yaklaşık %9’u buluyor.
Türkiye’de turizmin geçirdiği zor yılı derinden hissedenlerden biri olan Prontotour Yönetim Kurulı Başkanı Ali Onaran ise sektörün geleceğine dair daha ılımlı bir tablo çiziyor. Turizmin kendini çabuk toparlayan sektörlerden biri olduğunu belirten Onaran, aşılama çalışmalarının hız kazanmasıyla hâlihazırda yurt içi otellere ve kültür turizmine yoğun talep olduğunu ve her şey yolunda giderse eski günlerin 2023’ten yakın olduğunu ifade ediyor.
Öte yandan, Türkiye’nin pandemi öncesi 35 milyar doları bulan turizm gelirlerinin 2020’de 20 milyar dolardan fazla azaldığı düşünüldüğünde hasarın telafi edilmesinin o kadar kolay olmayacağını söylemek mümkün. Onaran, 2020’yi anlatırken Prontotour’un cirosunun %5’e kadar düştüğünü ve bankaların turizm şirketlerine karşı çekingen davranması nedeniyle kredilere erişmekte güçlük çektiklerini belirtiyor.
Turizm şirketlerinin pandemi döneminde yaşadıkları sorunların başında istihdam geliyor. Turizm sektöründeki çalışanların çoğu, pandemi döneminde farklı sektörlerde iş arayışlarına girişti. Özellikle çevrim içi yemek ve market teslimatlarının artmasıyla “kuryelik” iyi bir alternatif haline geldi. Sektörün yeniden hareketlendiği bugünlerde ise şirketler, çalışanları yeniden turizm sektörüne çekmekte zorluk çekiyor. Onaran, pandemi döneminde %20’nin üzerinde personel kaybı yaşadıklarını belirtiyor ve ekliyor "Şu anda tatil beldelerinde birçok otel ve restoran, personel eksikliği yaşıyor. Bu sıkıntı, işler tamamen normale döndüğünde daha da büyüyecek."
Sektörün önümüzdeki dönemde daha yavaş toparlanması beklenen kolu ise iş turizmi olacak. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne (IATA) göre, pandemi öncesi dönemde uçak biletlerinin %30’una yakını iş toplantıları, kongreler ve fuarlar için alınıyordu. Onaran, "Pandemi ile iş seyahatlerinin yerini çevrimiçi toplantılar aldı. Toplantıya veya fuara çevrim içi katılabiliyorsun; ancak Bodrum’u çevrim içi göreyim diyemiyorsun," diyor. İyimser duruşunu ise şu sözlerle ortaya koyuyor: "Pandemi sonrası dönemde seyahat kısıtlamalarının kalkmasıyla tatil amaçlı seyahatler çok hızlı bir şekilde artacak. Yakın zamanda sadece Türkiye pazarı için değil dünyadaki birçok pazar için talep patlaması yaşanacağını düşünüyorum."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde, Türkiye ve dünyada turizm sektörünün son durumu ve uzaktan çalışma, sanal turizm ve devlet politikaları sayesinde yükselişe geçen sürdürülebilir turizm var.
19 Tem 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.



