Hem sağlıklı hem sürdürülebilir, üstelik lezzetli bir çikolata


Hikâyene Canon ’la lezzet kat
Her şef kendi dokunuşuyla yemeği bambaşka bir yere taşır. Oysa ne kadar mükemmel olursa olsun o yemeğin hikâyesine herkes aynı lezzeti katamaz.
Daha fazlasını öğren →
32 Nobel ödülüne ev sahipliği yapmasıyla tanınan Eidgenössische Technische Hochschule Zürich'ten (ETH) bir grup bilim insanı, yakın zamanda çikolatayı daha sürdürülebilir ve sağlıklı hâle getirmenin yolunu keşfetti.
Neler oluyor? Nature Food'un Mayıs sayısında, üretime dahil olmayan kakao bitkisi parçalarını kullanarak daha besleyici bir ürün oluşturan bir çalışmaya yer verildi. Makaleye göre ekip, genellikle kullanılmadan atılan, pektin açısından zengin kakao kapsülü endokarpını yeniden kullanmak için bir yöntem geliştirdi.
Peki ya lezzeti? Şeker pancarındaki geleneksel şekerin yerine kakao posası suyu konsantresi kullanılarak malzeme jele dönüştürüldü. Böylelikle standart bitter çikolatadan daha az lif ve doymuş yağ içeren bir çikolata ortaya çıktı. Araştırma ekibi, yeni çikolatanın lezzetinin geleneksel çikolatayla kıyaslanabilecek düzeyde olduğunun altını çizdi.
Dahası: Ekip ayrıca çikolata için bir yaşam döngüsü analizi hazırladı. Bu analiz, yeni çikolatanın büyük ölçekli üretime geçmesi hâlinde klasik bitter çikolata üretimine kıyasla arazi kullanımını azaltabileceğini ve iklim krizine olumlu etki edebileceğini gösterdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Delicatessen Istanbul, Nişantaşı şubesini bugün itibarıyla kapatacağını duyurdu. Heineken, HeinCare ile dökülen biraları sigortalıyor. Pubinno'nun geleneksel bira endüstrisine öncülük eden yenilikçi teknolojileri Büyüteç'te.
26 Haz 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




