İLAYDA ESKİTAŞÇIOĞLU

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
ANGST İnsanları podcast serisinin ilk konuğu Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi'nin 2020'nin kasım ayında Genç Araştırmacılar Sempozyumu: Toplumsal Cinsiyet ve Haklar sunumunda tanıştığım, gülüşüyle "ANGST mı ediyorduk bir şeyleri ya?" diye sorduran, insanı araştırmaya ve çözüme teşvik eden biri.
İlayda Eskitaşçıoğlu, insan hakları hukuku alanında doktora öğrencisi ve Konuşmamız Gerek Derneği'nin eş kurucularından. Regl yoksulluğu ve mücadelesine günlerini ayıranlardan — ANGST edenlerden, #HakkımVar demeye alan açanlardan.

İlayda, Aposto! Radyo stüdyosunda
Neredeyse 2 yıl önceki sunumumda "Sanırım ben şanslı olanlardanım çünkü büyürken İpek Ongun okumadım," diyerek genç yetişkin edebiyatında toplumsal cinsiyet rollerini irdeliyordum. Devam etmek bir yana, regl olanlardan olarak İlayda'ya sorularım var:
- Regl yoksulluğu nedir, Türkiye'de durum ne?
- Konuşmamız Gerek Derneği 2016’dan beri neler yapıyor?
- Yalnızca kadınlar regl olmuyor — kapsayıcı dil konusunda ne yapmak gerek?
- Meseleye büyük şehrin ayrıcalıklı kesimlerinden bakarken aklımızdan çıkmaması gerekenlerden bahsedelim mi?
"Biz en iyisi bir özneye soralım," diyerek çıktığımız bu yolculuğun tam ortasından, konuşmamız gerekenlerin merkezinden muhabbete katıl:
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ANGST İnsanları artık bir podcast serisi. İlk konuğumuzla tanış: Konuşmamız Gerek Derneği'nden İlayda Eskitaşçıoğlu.
29 Oca 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?





