İstanbul ekonomisi Türkiye için ne anlam ifade ediyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İstanbul’un Türkiye ekonomisi için önemi, pek çok kritik işletmenin, piyasa paydaşının bölgede yer alıyor olması ve sanayinin önemli bir kısmının Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşması son birkaç yıldır farklı gerekçelerle de olsa fazlasıyla tartışılan konulardı. Özellikle aşırı yoğunlaşmanın getirdiği riskler ve bölgesel eşitsizlik gibi başlıklar bu tartışmaların temelinde yer alıyordu.
Ancak 23 Nisan 2025 tarihinde yaşanan 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından İstanbul’un ekonomideki ağırlığı ve potansiyel kırılganlıkları, bölgesel eşitsizlikten ziyade risk yönetimi açısından daha fazla ele alınmaya başlandı. İnsanlar bölgede büyük bir deprem yaşanması durumunda bunun Türkiye ekonomisi için ne gibi sonuçlar doğurabileceğini merak etmeye başladı.
Peki İstanbul ve Marmara Bölgesi ekonomisi Türkiye ekonomisinin neresinde?
İstanbul ekonomisi ne kadar büyük?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan son verilere göre İstanbul Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılasından (GSYH) %30,4’lük dev bir pay alıyor. İstanbul’u takip eden en yakın iller olan Ankara, İzmir ve Bursa’da ise bu oranlar sırasıyla %9,6, %6,1 ve %3,8 düzeyinde yer alıyor.
Yine TÜİK tarafından verilerine dayanarak yapılan hesaplamamıza göre Türkiye’de bulunan 4 milyon 645 bin kayıtlı işletmenin %25,3’ü İstanbul’da faaliyet gösteriyor. İstanbul bilgi ve iletişim sektörü faaliyetlerinden %64,8, finans ve sigorta faaliyetlerinden %62,5, hizmetler sektörü genelinden %40,4, toplam sanayiden ise %22,8 pay alıyor.
- İstanbul, Türkiye’nin tartışmasız finans merkezi olarak öne çıkıyor. Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye Varlık Fonu (TVF) bankaların genel merkezlerinin büyük bir kısmı, sigorta ve finansal teknoloji şirketlerinin çoğu İstanbul’da toplanmış vaziyette. Ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) da yeni inşa edilen İstanbul Finans Merkezi’ne taşınması değerlendiriliyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre İstanbul 2024 yılı itibarıyla 92,1 milyar dolarla en yüksek ihracatı yapan il konumunda yer alıyor. Bu tutar, İstanbul’un toplam ihracatın yaklaşık %35’ini tek başına yapmış olduğunu gösteriyor. Sektörel bazda bakıldığında ise İstanbul, toplam hazır giyim ihracatının %67’sini, kimyevi ürün ihracatının %53’ünü, çelik ihracatının %43’ünü, tekstil ihracatının %41’ini, otomotiv ihracatının ise %22’sini tek başına gerçekleştiriyor.
- 2024 yılında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçilerin 18,5 milyonunun yani %35,3’ünün İstanbul’u ziyaret ettiğini de not etmekte fayda var.
Kayıtlı işgücünün önemli bir kısmı da yine İstanbul’da. TÜİK tarafından yayımlanan son verilerden yola çıkılarak yapılan hesaplamaya göre kayıtlı işgücünün %20,6’sı, yükseköğretim mezunu kayıtlı işgücünün ise %25,6’sı İstanbul’da istihdam ediliyor. Bu oran Ar-Ge sektöründe çalışanlar için %31,7 düzeyinde. Ar-Ge harcamalarının %28,9’u da yine İstanbul’da yapılıyor.
GSYH büyümesine verilen katkı sıralamasında da İstanbul açık ara farkla birinci sırada geliyor. TÜİK tarafından yayımlanan son verilere göre İstanbul, 2023 yılında %5,1 olarak ölçülen ekonomik büyümeye 1,65 puanlık büyük bir katkı verdi. Onu 0,96 puanlık katkı ile Ankara ve 0,37 puanlık katkıyla Kocaeli izledi.
GSYH büyümesine 1,65 puanlık bu katkı, İstanbul ekonomisinin söz konusu dönemde %5,1 büyümesi sayesinde sağlanabildi. Aynı dönemde İstanbul ekonomisinde %10’luk bir daralma kaydedilseydi GSYH’ye yapılan katkı eksi 3,2 ile oldukça negatif bir düzeyde olabilirdi.
Marmara Bölgesi: Sanayinin %49’u, istihdamın %36’sı
Şimdi bir de Marmara Bölgesi’nin ekonomik büyüklüğüne göz atalım.
İstanbul, Bursa ve Kocaeli ile Türkiye’nin en büyük 5 ekonomisinden 3’ünü bünyesinde barındıran Marmara Bölgesi, toplam GSYH’den yaklaşık %45,8 pay alıyor. Toplam işletmelerin %39,7’sinin yer aldığı bölgede, toplam kayıtlı istihdamın da %36,3’ü sağlanıyor. Bölgenin toplam Ar-Ge harcamalarından aldığı pay ise %47,5 ile oldukça yüksek bir seviyede.
- Marmara Bölgesi’nde toplam yükseköğretim mezunu istihdamının %40,1’i, toplam Ar-Ge personeli istihdamının ise %48,3’ü gerçekleştiriliyor.
Marmara Bölgesi, Türkiye sanayisinin kalbi olarak da bilinen bir bölge. TÜİK verilerinden yola çıkılarak yaptığımız hesaplamaya göre bölgenin sanayi sektöründen aldığı pay %49,6 ile oldukça yüksek bir seviyede yer alıyor. Yine aynı verilere göre sanayi istihdamının %43,5’i de Marmara Bölgesi’nde sağlanıyor.
Bölgenin sanayi dağılımına bakıldığında İstanbul’da kimyevi maddeler, tekstil/hazırgiyim, dayanıklı tüketim malları, farmasötik sanayi ve teknoloji şirketlerinin yoğunlaştığı, Kocaeli–Sakarya bölgesinde kimya, otomotiv yan sanayi ve ağır makine sanayinin güçlü olduğu, Bursa’da özellikle otomotiv ve yan sanayinin güçlü olduğu, Tekirdağ-Edirne bölgesinde ise hazır giyim, kimyevi maddeler ve demir-çelik sektörünün güçlendiği görülüyor. Son veriler özellikle Kocaeli-Sakarya-Bursa üçlüsünün toplam otomotiv ihracatının %61,4’ünü tek başına yaptığına işaret ediyor. Tüm Marmara Bölgesi rakamlarına bakıldığında ise bu oran %80’i aşıyor.
Toplam ihracat konusunda da Marmara Bölgesi’nde bir yoğunlaşma mevcut. Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre 2024 yılında en çok ihracat yapan 5 ilden 4’ü Marmara Bölgesi’nde yer alan illerden oluşuyor. Bölgenin en yüksek ihracat tutarlarına sahip olan İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ illeri Türkiye’nin toplam ihracatın %46’sını yapıyor. Marmara’nın toplam ihracat tutarına bakıldığında ise bu oran %53’e yaklaşıyor.
Sonuç olarak
İstanbul ve Marmara Bölgesi’nin Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığı, yalnızca büyüklük değil, aynı zamanda bir bağımlılık anlamına geliyor. İstanbul ve çevresinin GSYH’den ihracata, sanayiden finans sektörüne kadar birçok kritik alanda %30 ila %50 arasında değişen oranlarda belirleyici konumda olması, Türkiye ekonomisi için hem bir risk hem de bir kırılganlık unsuru olma potansiyeli taşıyor.
Veriler özellikle sanayi üretimi ve ihracatta Marmara'ya bağımlılığın %50'ye yaklaşması nedeniyle, bölgesel bir şokun ulusal ekonomide çarpan etkisiyle çok daha büyük bir yıkım yaratabileceğini ortaya koyuyor.
Dolayısıyla Türkiye ekonomisi için İstanbul ve Marmara Bölgesi'nin güçlendirilmesi kadar, Anadolu'da yeni üretim ve finans merkezleri oluşturulması da daha sağlıklı bir ekonomik yapı oluşturabilmek açısından kritik önem taşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda nispeten sakin bir haber akışı mevcuttu. Yurt içinde TL için yapılan tahminler, iş dünyasından gelen açıklamalar ve TİM tarafından yayımlanan ihracat talep endeksi takip edildi.
29 Nis 2025

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında fonların tasfiyesine ilişkin yapılan toplantıda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonları için bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararı alındı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da fonların malvarlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Peki bu tasfiye süreci için ne tür senaryolar ön plana çıkıyor?

ABD’nin kripto piyasasını baştan aşağı düzenlemeyi amaçlayan Clarity Act yasa tasarısı, geçtiğimiz günlerde Senato’da kritik eşiği aşamadı. Ancak, tasarının başarısızlığı sadece kripto sektörünün düzenleme beklentisini değil, Washington’daki güç dengelerini, bankaların stablecoin endişelerini ve Trump ailesinin kripto yatırımları etrafındaki etik tartışmayı da görünür hale getirdi




